Pazar, 1 Temmuz 2007 (19 yıl 3 ay önce)
Seçim çalışmalarımız sürüyor. 30 Haziran’da Diliskelesi’ndeyiz. İstasyonda buluştuktan sonra bir okurumuzun evine gidiyoruz. Sıcak çay ve sohbetten sonra vardiya çıkışı Polisan Fabrikası'na yetişmek için aceleyle çıkıyoruz.
Burada Yapı Sanatevi Köşe Başı Tiyatrosu’nun hazırladığı tiyatro oyunumuzu oynayıp, gazete satışı ve bildiri dağıtımı yapacağız. Bir kısmımız Polisan’a inerken bir kısmımızda semt pazarına Alınteri standını açmaya gidiyor.
Polisan’ın önüne geldiğimizde servis bekleyen işçilerle sohbet ederek bildiri dağıtımı ve gazete satışı yapıyor, tiyatro oyunumuzu duyuruyoruz. Bazı işçiler
"Acelemiz var, gitmemiz gerek" diyerek oyunu izlemek istediklerini ama kalamayacaklarını söyleyerek ayrılıyor. Oyun için lazım olan sandalyeleri orada bulunan bir kıraathaneden alıyoruz.
Ve burada fabrikanın özel güvenlikçileri tarafından seçim çalışmalarımıza yönelik ilk engellemeyle karşılaşıyoruz. Oyumumuz başladığında güvenlik
"Servisler kalkıyor hadi içeri girin" diye işçileri çağırıyor. Bunun üzerine işçilerin çoğu içeri gidiyor. Yani oyunumuz çoğu işçi tarafından izlenemiyor. Bunun üzerine güvenlikle tartışıyoruz. Bunu bilinçli yaptığını söyleyerek
"Sende işçisin işçi olmasan aynı dille konuşmayız" diye uyarıyoruz.
Pazara gitmek için oradan ayrılıyoruz. Yolda giderken bir polis minibüsü yolumuzu kesip bizi durduruyor. Seçim bildirimizi göstererek
"Bunu siz mi dağıtıyorsunuz" diyorlar. Biz de
"Evet seçim çalışması yapıyoruz" diyerek cevap veriyoruz. Kimliklerimizi topluyorlar. Bir süre sonra
"Bizimle karakola geleceksiniz" diyerek gözaltına almaya çalışıyorlar. Biz arabaya binmeyeceğimizi söylüyoruz. Arabaya binmezsek çevik kuvvet getirip zorla gözaltına alacaklarını söylüyorlar. Biz yine arabaya binmiyoruz. Biz ısrar edince amirlerini çağırıyorlar. Amirler geldiklerinde GBT araştırmasını yapıp bizi bırakıyorlar. Yolda
"Tüh akşam gözaltında oyun yazacaktık" diye esprisini yapıyoruz.
Pazardaki standımıza gidiyoruz. Burada seçim parçamız sürekli çalıyor. Gazetelerimiz ellerimizde pazardan geçenlere gazete satıyoruz. Bazıları ilgi gösteriyor ve sohbetler ediyoruz.
Pazarda işimiz bittikten sonra akşam yemeği için bir çevremizin evine gidiyoruz. Bu arada bir gün sonraki su satışı için ayarlama yapıyoruz. İstanbul’da oturanlar oradan ayrılmak zorunda kalıyoruz. Diğer grup da semtlere gazete satışına ve bildiri dağıtımına gidiyor. Ve tekrar görüşmek üzere ayrılıyoruz.