Burjuva partilerinin yarışı sadece mazot fiyatıyla sınırlı değil asıl yarış faşistlikte
Seçim tantanası sürüyor. Yalanlar ve asla yerine getirilmeyecek vaatlerle birlikte partiler arası ırkçı, faşist bir milliyetçilik yarışı da kızışıyor.
AKP karşısında dinci köklerinden gelen güvensizlikle kayda değer bir yol alamayacağını anlayan kapitalist devlet partisi CHP, MHP ile kol kola 80 yıllık faşist birikime oynuyor. Hemen tüm diğerleri de onları takip ediyorlar.
Kriz-yıkım sarmalında tükenen ve bir gelecek umudu kalmayan ara sınıfların tepkilerinin yozlaştırılmasıyla yol almayı hesap edenler, kendi tükenişlerini de örgütlüyorlar.
Tıpkı 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı öncesinde komünistlerin, faşizm hakkındaki uyarıları ve Birleşik Cephe çağrılarını cevapsız bırakan dönemin sosyal demokratları gibi.
Kendi ülkelerinin kapitalistlerine, onların katil uşaklarına karşı enternasyonal proletaryayla birlikte savaşmayı reddedip, Hitlerci Alman, Mussolinici İtalyan, Frankocu İspanyol faşistlerine siper olup, iktidara yürümelerine yardımcı olan dönemin sosyal demokratları gibi.
Kapitalistlerin meclislerinde, onların pazar ve karları için açılacak savaşların bütçe oylamalarında el kaldırıp, onay verme alçaklıkları unutulmadı. Bu alçaklığın sorumlusu olan 2. Enternasyonal partileri şimdi "Sosyalist Enternasyonal" karikatürü ile proletaryayı kandırmaya ve burjuva politikalarına alet etmeye devam ediyorlar.
Tıpkı, CHP'nin yaptığı, daha fazla yapmak için yırtındığı gibi.
İşte o CHP'nin patronu Deniz Baykal, seçim mitinglerinde, TV stüdyolarında attığı, savaş ve kan isteğiyle dolu histerik çığılıklarını, TBMM kürsüsüne de taşıdı.
Sınır ötesi operasyon olmaması karşılığında 1 milyar Dolar alındığı iddiasının sözde belgesini salladı. Hem de ne sunuş, atının üstünde Bonapart edasıyla kasılıp birden acemi artistler gibi dalgalanan sesiyle "Belge soruyordunuz, işştte, iiiiştee" diye tıslarken, ancak trajikomik olabiliyordu.
Bu AKP'nin mi, yoksa CHP ve sair efradının mı daha milli olduğu yarışı değil. Hep birlikte emperyalizmin sömürü hizmetine peşkeş çektikleri işçi sınıfının kapitalizme olan nefretini, kapitalistlerin meclisinin soğuk duvarları arasında törpüleye törpüleye tüketmek için girişilen bir yarış.
CHP'nin öz kardeşi olan MHP de aldığı gazın basıncıyla şişip, "Yemezler ve yedirmezler. En öz, hakiki ve safkan faşist benim" diyerek, seçim kürsüsünden yağlı urgan striptizi yaparak kitleleri gaza getirmeye girişiyor.
İşçi sınıfımız, sömürünün ve sömürücülerin / kapitalistlerin olduğu yerde ahlak arama, namus, onur arama gafletinden kurtulmalı. Emperyalizme olan bugünkü köleliğin anlaşmalarının ve onlarca yıllık geçmişin tüm reziliklerinin altında hepsinin imzası vardır.
Bugün, iğneden benzine, ekmeklik undan kiviye, sütten içtiğimiz suya herşeyin ve elbette emeğimizin karşılığı olan ücretlerimizin de ne olacağına karar verme merciinin, o rezil anlaşmalara adlarını yazıp, imzalarıyla paraf etmeleri sonucunda, IMF ve DB ile diğer emperyalist sermaye kurumlarına pazarlandığı gerçeğini unutturmaya çalışıyorlar.
İşçi sınıfımızın ihtiyacı olan; akıl ve bilgi, kendi proleter sınıf ideoloji ve politikasıdır. Tüm bunların toplamı olan öncü, önder ve savaşçı Komünist Partisidir. Onun önderliğinde örgütlenmek, gerçek sınıf düşmanı olan kapitalistlerle, sömürüyle hesap kesmesidir. Geleceğini ellerine almasıdır. Yoksa, işte bugün.