Dr. Sıdıka kitabında, ordu-sermaye ilişkilerinin Pakistan'da 1947'den bu yana geçirdiği gelişme sürecini tartışıyor
BİA Haber Merkezi
07/07/2007 Arif ŞENTEK BİA (İstanbul)
Gerçekliğini bilemem ama bir Osmanlı padişahına, diyelim Kanuni'ye atfedilen hoş bir anekdot vardır.
Padişah, bir sefer sırasında atının eğerini kimsenin haberi olmadan kusursuz bir şekilde onaran yeniçeriyi buldurmuş ve "tez vurun kellesini" demiş ve ilave etmiş "orduya esnaf karışmış, askerin işi cenk etmektir, esnaflık değil".
Günümüzde ordunun, çoğu kez mensuplarının tasarruflarını veya emeklilik kesintilerini değerlendirme gerekçesiyle, "esnaf"lığın ötesinde ekonomik ilişkiler içine girmesi, bizim de yabancısı olmadığımız bir olgu.
Ordu veya ordu mensuplarının ekonomi ile ilişkileri son günlerde Oyakbank'ın Hollandalı ING grubuna satılmasıyla güncellik kazandı.
Ancak, bizdeki tartışmalarda konu, daha çok ulusalcılık ve küreselleşen sermaye bağlamında ele alınıyor. Bu tür ilişkilerin, ordunun niteliğine ve ülkenin demokratik yapısına olan etkileri üzerinde sanırım fazla durulmuyor. Pakistan'da Ayşe Sıdıka'nın bugünlerde yayınlanan kitabı ise konuyu bu açıdan irdeliyor.
Kitap kapışılıyor
Ayşe Sıdıka (İngilizce'deki yazılışıyla Ayesha Siddiqa) İngiltere'de doktorasını yapmış, askeri konularda analizleriyle tanınan, bu arada Pakistan gazeteleri ve Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) "Jane's Defence Weekly" dergisinde yazıları yayınlanan bir araştırmacı.
Sıdıka'nın Pakistan'da ordu-sermaye ilişkilerini ele aldığı ve uzunca bir süredir üzerinde konuşulan çalışması, geçtiğimiz günlerde yayınlandı. "Askeri A.Ş: Pakistan'ın Askeri Ekonomisinin İçyüzü" diye çevirebileceğimiz, özgün başlığıyla "Military Inc.: Inside Pakistan's Military Economy" adlı kitap İslamabat'ta neredeyse yok satıyor.
Parasını peşin ödedikten birkaç gün sonra kitabı alabiliyorsunuz. Bu arada herkes kitap ne zaman toplatılacak, Dr. Sıdıka'nın başına bir şey gelecek mi diye merak ediyor.
Her ne kadar Dr. Ayşe Sıdıka kitabında Pakistan'ı, Türkiye ve Endonezya ile birlikte aynı grupta değerlendiriyorsa da, Pakistan'da durum çok daha dallı budaklı. Ordunun kontrolündeki "yardımlaşma" vakıflarının finansal hacmi 200 milyar rupi, yani 3 milyar ABD dolarını aşıyor.
Kuşkusuz bu konuda kesin rakamlara ulaşmak kolay değil ama bu vakıfların etkinlikleri ülke içinde bankacılık, sigortacılık, leasing, gayrimenkul girişimleri, konut projeleri, özel güvenlik, eğitim, havayolları, kargo hizmetleri, tekstil, gıda, çimento sanayii ve hatta büyük ölçekli tarımsal işletmelere kadar yaygınlık gösteriyor. Kara, hava ve deniz kuvvetleri mensuplarının ayrı ayrı "yardımlaşma" vakıfları var
Yeni bir kavram: "Milbus"
Dr. Ayşe Sıdıka, kitabında ordu - sermaye ilişkilerini incelerken, "military" ve "business" kelimelerinden türetilen "milbus" (milbiz) kavramını kullanıyor.
Yazar bu kavramı, ordu elitinin kişisel yararları için değerlendirilen, resmi devlet bütçesi kayıtlarına girmeyen ve olağan kamusal denetim dışında tutulan sermaye ilişkilerini tanımlamakta kullanıyor ve bu tür ilişkilerin çoğu ülkede görüldüğünü belirtiyor.
Yazar, ordunun ekonomik ve toplumsal ortama yaygın bir biçimde girmesinin, ordunun edindiği politik güç ve ülkedeki diğer aktörler ile ilişkileri doğrultusunda orantılı bir gelişme gösterdiğine işaret ederek Pakistan konusunda özetle şöyle diyor:
"Ordunun finansal özerkliği, dış tehlikelere karşı güvenliği sağlama temel işlevinden kaynaklanıyor. Ordunun birincil işlevi, anayasada da tanımlandığı gibi, dış güvenliğin sağlanması ve sivil yönetimler talep ettiğinde onlara gerekli yardımın yapılmasıdır.
Ordu, stratejik güvenlik piramidinin tepesindeki konumunu kullanarak, ilgi alanını devlet ve toplumun her yönünü kapsayacak şekilde genişletmiş ve silahlı kuvvetlere kendi çıkarlarını korumaya elverişli belirli bir ortam yaratmıştır...
Ordu, girdiği finansal ve ticari ilişkileri, ulusal güvenliği sağlamasına karşılık hak ettiği ve kendisine toplumca ödenecek bedelin bir bölümü olarak görmektedir. Çeşitli ticari girişimler, kentsel ve tarımsal arazilerdeki geniş ölçekli yatırımlar, topluma iyi yetiştirilmiş, üst düzeyde yetenekli bir silahlı kuvvetlere sahip olmanın bedeli olarak sunulmaktadır."
"Yeni toprak ağaları"
Türkiye'den farklı olarak ordu mensupları Pakistan'da kentsel ve kırsal alanda yaygın bir biçimde mülk sahibi olmuşlar ve süreç bugün de devam ediyor. Kitabın "Yeni Toprak Ağaları" başlıklı bölümünde silahlı kuvvetlerin kırsal ve kentsel alanlardaki arazileri nasıl ele geçirdiği anlatılıyor ve özetle şu görüşlere yer veriliyor: