Leş kargaları halkların kanı üzerinde inşa edilen serbest sömürü bölgelerine üşüşüyor
İşbirlikçi Türk tekelci burjuvazisinin "riskler ve fırsatlar kavşağı" olarak nitelediği Ortadoğu’da, boynundaki halkayı elinde tutanların gözünde hatırı sayılır bir "güç" olma hevesi, bölgesel emperyalist paylaşım savaşının içine yerleşme hamlelerinin yanında, çalışma kampına dönüştürülecek olan Erez, yeni adıyla Filistin Serbest Sanayi Bölgesi’nde de (PIFZ) aktif rol alma girişimi olarak sürüyor. Bu bölge ilk elde Gazze Şeridi olarak tasavvur ediliyor.
Bu serbest ticaret bölgesinin inşası doğrultusunda ABD destekli İsrail, Türkiye, Filistin arasında oluşturulan Ekonomik İşbirliği İçin Ankara Forumu Nisan 2005’te başlayan toplantılar dizinini Mart 2007’de Washington’da sürdürdü.
En son 4 Temmuz’da İstanbul’da yapılan Dünya Odalar Kongresi’nin "gizli gündemi"nin bu konu olduğu sızdırıldı. Bu konuda ABD ve Dünya Bankası’ndan tam destek alındığı gururla pazarlandı.
Biz böyle bir bölgede yatırım yapmak için uğraş veren, istihdam oluşturmak için çabalayan, para kazanmak için çalışan iş adamlarıyız. İş adamları olarak bölgeye umut taşıyoruz. Çünkü umut olmayan yerde, ne yeni proje, ne yeni iş ne de kazanılacak para vardır.Örnekleri Türkiye’de de olan serbest bölgelerde tekeller hiçbir sınırlama ila muhatap olmuyorlar.
PIFZ’in serbest ticaret bölgesi statüsü ihracat ve ithalat faaliyetlerini düzenleyen Filistin kanun ve yönetmeliklerinden etkilenmeyecektir.Bu hükmün yer aldığı anlaşmalarla emekçileri kölece çalışma ve yaşam koşullarına mahkum eden vahşi sömürü çarkının dönmesinde hiçbir sınırlama söz konusu olmayacak.
Mallar bu sanayi bölgesinden çıkarak İsrail üzerinden dünya pazarlarına gidecektir. Ancak hammadde ve nihai ürünlerin girişi çıkışı sürekli ve problemsiz olmalıdır. Bu iradenin oluşması ve sürdürülebilir kılınması için ABD makamları çok hayati bir katkıda bulunabilir.Filistin’in fiili olarak ikiye bölünmesi buna giden yolda bir “katkı” olsa gerek.