25 Aralık’ta Kadıköy'e devrimci tutsakların sesi olmaya!

19 Aralık ve Ölüm Orucu şehitlerini anmak, Şemdinli'nin ve Sevda'nın hesabını sormak için 25 Aralık'ta Kadıköy‘e hesap sormaya!

GÜNCEL
Pazar, 18 Aralık 2005 (20 yıl 10 ay önce)

Gökyüzü hiç o kadar mavi, yeni doğan güneş hiç o kadar vaad edici, muştulayıcı, soluduğum hava hiç o kadar hayat verici olmamıştı.

Hangi göğün altıdır burası, hayat nerede bu kadar canlı akar diye soracak olursanız eğer, direnişin yaşam bulduğu tüm zamanlar içinde, direnişle var olan tüm yaşamlar için diyebilirim.

19 Aralık’la birlikte 3 gün 3 gece, asker, gardiyan, özel tim postalları altında yuvarlandıktan sonra atıldığımız tecrit hücrelerinde gün böyle doğmuş, hayat yeniden böyle başlamıştı. Biz kazanmıştık. Yok edilmeye çalışılsak da direnişimizle var olan, geleceği kazanan bizdik.

Geçici olarak fırlatılıp atıldığımız tecrit hücrelerinde uykusuz geçen bir geceden sonra güneşin parıldayan aydınlığıyla karşılamıştık sabahı. Hücrelerin demir parmaklıkları karşımızdaki duvarda gölgeleniyordu. Ne hisseder ne düşünür ki böyle bir saldırının ardından bir tutsak.

Daha dün aramızdan zorla koparılıp alınan ÖO direnişçisinin, maltadan gelen “Yoldaşlar sizi seviyorum, merak etmeyin” seslenişine karışıyor, onu son yolculuğuna uğurlama “…ölümsüzdür!” sloganlarımız. Ve daha nice seslenişler, nice görüntüler, nice anlar. Hangi cezaevinde kaç ölü var? Artık aramızda olmayanlar kim? “O” yaşıyor mu? Ve daha nice yürek çığlıkları.

Doğan her yeni günde tıpkı o günkü gibi yeniden parlayacak olan, bilincimize, ödediğimiz bedellerle kazınmış iktidar bilincidir. Bu yanıyla 19 Aralık akıp giden zamanlar içinde olmuş bitmiş bir yaşanmışlık değildir. Yaşanmış ama geçip gitmemiş, bitmemiş, içimizde her dem taze kalacak olan şehitlerimize verdiğimiz devrim sözüdür.

Dün içerdeydik. Bugün dışarda, kalabalıkların arasında. Hiç arkanızdan koşup gelen, sevinçle yüzünüzü yüzünüze çeviren, sonra da gördüğünü sandığı kişi olmadığınızı görüp özür dileyerek yanınızdan ayrılan biriyle karşılaştınız mı? İşte o biri kendisinde kalan o tanıdık sesin, o altın sarısı saçlı can dostun peşinden koşup gelmiş eski bir mahpustu belki de. Ya da kolkola girmiş, bir elinde kanadyen yavaş yavaş çocuk adımlarıyla sarsıla sarsıla yürüyen genç insanlar çarptı mı hiç gözünüze? Kimbilir belki de içlerinden birine ölümlerin ardarda geldiği o ağır iç bunaltan günlerde günlük yaşamınızı hiçbir şey olmuyormuş gibi nasıl yaşadığınızı anlatmışsınızdır. Sahi nasıl yaşandı o günler... Hep birlikte bir kez daha hatırlasak mı?

Devlet cezaevlerinde yaptığı katliamın görüntülerini tüm topluma izlettirerek ona “Korkunuzla bu katliamın suç ortağı olun” demiştir. Almanya’da toplama kamplarının krematoryumlarının bacası durmaksızın tüterken her günkü işlerine gidip gelen, evinin bahçesindeki çiçekleri sulayan insan yaşamları düşüyor aklıma. Her şeyi bilen ama sessiz kalarak çürüyen bir toplum ortamında, azgınlaştıkça azgınlaşmıştı faşizm.

19 Aralık sonrası toplumsal muhalefet yüz yüze geldiği faşist zorun şiddeti karşısında mevzilerden geri çekilmiştir. 19 Aralık’la birlikte cezaevleri toplumun görüş alanından çıkmış gibi görünse de, toplumsal hafızanın derinliklerinde tüm izleriyle birlikte durmaktadır. F tipleriyle birlikte hücrelere zorla tıkılan yalnızca devrimci tutsaklar değil, tüm toplum olmuştur. Faşist zorla önümüze çekilen hücre duvarlarının yıkılması, tüm ezilenlerin önünde tüm açıklığıyla duran bir zorunluluktur.
(19 Aralık'ta doğan gün, Ufuk Çizgizi 1 Aralık 2004)

19 Aralık'ı unutmadık unutturmayacağız

19 Aralık katliamı, 5. yıldönümünde, 25 Aralık günü İstanbul Kadıköy‘de yapılacak bir mitingle protesto edilecek ve katliamda can veren 19 Aralık ve Ölüm Orucu şehitleri anılacak.

19 Aralık, devrimci tutsaklar şahsında işçi sınıfı ve emekçilere yönelik en gözüdönmüş saldırılardan biri olarak tarihteki lanetli yerini aldı. Bugün F tipi tecrit ve izolasyon koşullarında devrimci tutsakların kişiliksizleştirilmeye ve bir devrim kuşağının tasfiye edilmesine karşı direnişi başeğmezlikle sürüyor.

F tiplerinde sayısız yasak, keyfi ceza ve en ağır yaşam koşulları altında bir kasabın nezaketiyle yürütülen beyaz teröre karşı 25 Aralık’ta tüm öfkemizle alanlarda, devrimci tutsakların sesi olacağız. Ölüm listeli, bombalı, tecavüzlü saldırılara, devlet destekli linç hezayanlarına karşı Şemdinli'nin, Sevda Aydın'ın hesabını sorma bilinci ile 25 Aralık'ta Kadıköy‘e hesap sormaya!