Faşizmi hatırlama ve uyarma günü

Her yıl alanlara çıkılan Faşizmin Kurbanları Günü'nün bu yıl içeriği zenginleştirildi

DÜNYA
Pazartesi, 10 Eylül 2007 (18 yıl 11 ay önce)

Almanya'nın Berlin kentinde her yıl bilimsel sosyalizmin kurucuları Marx ve Engels'in heykellerinin de bulunduğu Alexander Platz‘da yapılan Faşizmin Kurbanları Günü eylemi bu yıl, Faşizmi Hatırlama ve Uyarma Günü adı altında gerçekleşti. Eylem ve etkinliklerin dışında gemi azıya alan ırkçılık ve faşit saldırılara karşı ne yapılabilir sorusunun cevabını arayan tartışmalar da yapıldı.

"Siz tüm halka yabancısınız"


Alanda neonazilere ve ırkçılığa karşı müzik grupları sahne aldı. Bunlardan özellikle tutarlı anti-faşist duruşu ile tanınan, melez genç kızlardan oluşan Kötü Kızlar grubu ve söyledikleri "Biz burada yabancıyız ama sizde tüm halka yabancısınız" şarkısı büyük ilgi topladı.

Irkçı güruhlar linç avında


Anti-faşist grupların ve komünist partilerin rengarenk standlarının yanı sıra, alan ilginç tartışmalara ev sahipliği yaptı. Almanya'da son olarak Saksonya eyaletindeki Mügeln kasabasında 8 Hintli göçmenin 50 ırkçının saldırısına uğraması yetmiyormuş gibi saldırıya uğrayanlardan birisi hakkında savcılığın soruşturma açması üzerine faşist parti NPD‘nin yasaklanması tartışmaları hızlanmıştı. Alandaki tartışmalardan birisinin konusu "NPD’nin yasaklanması faşist saldırıları durduramayacaktır" oldu.

Ana tartışma Doğu Almanya'daki ırkçılığın zemini oldu


Tartışmalardan en fazla dinleyici çeken ve ilginç soru-protestolara neden olanı "Kendisine sosyalistim diyen bir ülkenin, eski DDR bölgelerinde Neonaziler neden bu kadar güçlüler?" oldu. Bu soru bu gün bir çok insanın kafasını meşgul ediyor. 1980‘ler sonrası DDR’de yaşayan bir konuşmacı şu ifadeleri dinleyicilerde tepki doğurdu:
DDR’de anti-faşizm tören gibiydi. Törenlerde dile getirilirdi. Canlılığı yoktu. Naziler bu gün değil 1980′lerde de DDR’de vardı. Belki Berlin‘de değil ama küçük bölgelerde vardılar. DDR yönetimi bunu asla kabul etmedi. Bunların adlandırılmasını değiştirerek "Yaramaz gençler bunlar" dedi. DDR’de ırkıçılığın etkiside hiç yok diyemeyiz. Örneğin, Kurtlar arasında çıplak kitabında Nazi kamplarında saklanan çocuk bir Yahudi çocuğuydu. Fakat onun Yahudi olduğundan hiç söz edilmedi. Sadece kurtarılması gereken bir çocuk gibi lanse edildi.
Bu konuşma üzerine tartışmayı dinleyenlerden protesto ve itiraz sesleri yükseldi. Mikrofonu alan bir bayan "Bu anti-komünizmin saflarından konuşmaktır" derken, siyah bir erkek "DDR’de olup bitenler hakkında sağlıklı bilgiler kimseye açılmıyor. Batı Almanya’nın arşivleri ise tonlarca" diyerek konuşmacıyı protesto etti.

Yaşlı kuşaklar tepki gösterdi


Özellikle yaşlı kuşaklar bu bilgilerin doğru olmadığını, yalan bilgiler olduğunu bağırarak söylediler. Konuşmacı bu kez "Ben DDR yönetimi ırkçıydı demedim. Ama kitaplarda bunlardan bahsetmediler. Örneğin, İsrail-Filistin sorununa yer vermediler. Yahudi olduğu için öldürülmüş ya da polis baskısına uğramış insanlara özel ilgi göstermediler" düzeltmesi de sinirlenen dinleyicileri yatıştırmadı. Doğrusu konuşmacının verileri neonazilerin eski DDR bölgelerinde neden güçlü olduğunu da, DDR yönetiminde ırkçılığa karşı mücadelede eksikleri olup olmadığını da açıklamaktan uzaktı.


Erika Baum

Antifaşist direnişçiler de katıldı


Bütün ailesi Nazi’ler tarafından öldürülen ve kendisi Nazilere karşı savaşan Herbert Baum grubu savaşçısı Erika Baum ve tarih profesörü Werner Fink konuşmacılar arasındaydı. Baum her zamanki gibi coşkulu ve etkilenen-etkileyen bir konuşma yaptı.

Faşizme karşı direniş çekirdekleri


Herbert Baum grubu faşizme karşı mücadelenin sesini güçlü bir biçimde dünya halklarına ilk duyuran ve Almanya Komünist Partisi ile de ilişkide olan antifaşist bir gruptu. Kendi anlatımlarından kendilerini dinleyelim:
8 Mart 1942′de Nazi faşizmi Sosyalist SSCB’yi kötüleyen bir sergi açtı. Alman halkını kandırmak için yapılan propagandalardan birisiydi. Fakat en büyüğü 30 en küçüğü 19 yaşındaki biz 50 genci kandıramadılar. Bu sergiyi yakma kararı aldık. Ve yaktık. Eylem birçoğumuzun yakalanması ve asılması anlamında başarılı değildi. Fakat bütün dünya halklarına sesimizi duyuran, yankı yapan bir eylemdi. Eylemi yapanlardan altısı yakalanıp idam edildi. Naziler intikam için hemen ertesi gün 500 Yahudiyi kurşuna dizdiler.

Bizi Yahudi bir grup olarak lanse ediyorlardı. Sadece Yahudi değil komünisttik. Faşizme karşı direniş bizi bir araya getirmişti, Yahudi olmamız değil. İşimiz zordu fakat cesaretliydik! Sosyalist Sovyetler’e ve kazanacağına güveniyorduk! Faşizmden nefret ediyor ve faşist liderlerden iğreniyorduk! Marksizmi savunuyorduk ve Marksisttik! "Faşizm yenilecek" temel sloganımızdı.

Faşizme karşı direnen çok sayıda illegal antifaşist grup vardı. Bunlardan pek söz edilmez ama etkiliydik. Herbert Baum grubu beşer kişilik çekirdeklerden oluşuyordu. Aktif direnişe geçme kararımız vardı. "Bugün deneme yarın kanlı direniş" sloganıyla binlerce bildiri dağıtıp, afişler astık, el ilanları dağıttık. Yoldaşlarım benim gibi kurtuluş gününü görmeyi çok istediler fakat birçoğu asıldı. Mücadeleden vazgeçmeyen direnişçileri unutmadık ve yaşatıyoruz.

Kahramanlık miti değil, zengin ve canlı bir mücadele


Baum konuşmasında "Faşizme karşı savaşın bir kahramanlık çerçevesine sıkıştırılmaması gerektiğini" vurgulayarak başladı. "Her nesilin anti-faşist mücadeleyi zenginleştirmesi gerekiyor. Mücadele kuşakları oluşmalı. Faşizme karşı mücadele canlı olmalıdır. Yine de tarihimizde faşizme karşı mücadelede neler başarılmış bunu bu güne yeni kuşaklara taşımamız lazım. Yahudileri bu gün sadece mağdur olarak göstermek istiyorlar. Auschwitz kamplarında dahi direnişler vardı bunlardan söz edilmiyor" dedi.

Siyonizme ve faşizme karşı


İsrail’in politikasının takip edilip uyanık olunması gerektiğine de işaret eden Baum, bu gün Alman anti-faşistlerinde yaygın olan, sırf geçmişte soykırımdan geçirildiği için, İsrail karşısında duyarsız kalanlara da seslendi. "İsrail’in Filistin’i 40 yıldır işgal etmesine ve siyonizme karşı mücadele edilmeden anti-faşist olunamayacağını" söyledi.

Werner Fink: DDR Yahudileri destekledi


Profesör Werner Fink ilk konuşmacının verilerini çürüten bir açılışla konuşmasına başladı. "Ben DDR’de Yahudiler Cemiyeti başkanıydım. Devlet çalışmalarımızı maddi olarakta destekledi. Yer yer devletle birebir aynı düşünmediğimizde oldu fakat baskı görmedik. Çalışmalarımız ve desteklenmesi konusunda batıdaki arkadaşlarımız bizi kıskanıyorlardı. Fakat onlarda istedikleri an hiç bir sınırlamaya maruz kalmadan batıdan yanımıza gelebiliyorlardı. Fakat bazı kitapların ırkçı bölümleri ayıklanarak aynı yazarın kitaplarının okutulduğu doğrudur. Bir gün DDR’de okuduğumuz bir kitabın aslı elime geçti. Orada ırkçı bir şiir vardı. O ırkçı şiirin ayıklanmış haliyle biz aynı yazarı okumuştuk. Fakat zarar gören Yahudilerin yaralarının sarılmadığı doğru değildir" dedi.