Doğduğumuz topraklarda…

Göç Haftası dolayısıyla, Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GÖÇ-DER), köye dönüşle ilgili Galatasaray Postanesi önünde 17 Haziran’da bir basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı.

GÜNCEL
Pazartesi, 27 Haziran 2005 (20 yıl 11 ay önce)

1990′lı yıllar Kürt halkının büyük mücedele ve serhıldanları kadar büyük acılarına da tanıklık etti. Kirli savaşın en yoğun yaşandığı bu yıllarda resmi yetkililerce de onaylandığı kadarıyla 4 bine yakın yerleşim birimi boşaltıldı. Zorunlu göçle, onbinlerce Kürt, binlerce yıldır yaşadığı topraklardan sürürdü. Özellikle Kürt halkını içeriden bölmek, tabiri caiz ise birbirine kırdırmak için dayatılan koruculuk uygulamasını kabul etmeyenlere zorunlu göç uygulaması, katliamlar, kaybetmeler, işkenceler ve türlü acılarla beraber geldi.

Göç Haftası dolayısıyla, Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GÖÇ-DER), köye dönüşle ilgili Galatasaray Postanesi önünde 17 Haziran’da bir basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı.

GÖÇ-DER, devletin bu soruna yönelik bugüne kadar yaptığı Köy-Kent, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon projelerinin bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı ve verilen 3-5 parça inşaat malzemesi ile bu sorunun çözülemeyeceğini belirtti. GÖÇ-DER son dönemde çıkartılan zararların ödenmesine ilişkin 5233 sayılı kanundan da kaygılı: Bu yasanın bu sorundan en düşük maliyetle kurtulmak, AB ve dünya kamuoyunda itibar kaybetmemek için çıkartıldığı vurgulandı. Bu yasa kapsamında kurulan komisyonlarda kitle örgütlerine yer verilmeyişi GÖÇ-DER’in kaygılarını haklı çıkaracak nitelikte. GÖÇ-DER bu duruma karşı “Zarar verenlerin zarar tespiti ne kadar objektif olabilir?” sorusunu soruyor.

GÖÇ-DER yeni göçleri yaratacak asgari operasyonlar, yayla yasakları, köylere ve köylülere artarak uygulanan baskılara da dikkat çekti. Soruna yönelik kalıcı çözüm için GÖÇ-DER’in önerileri ise şöyle:

- Koruculuğun kaldırılması,
- Mayınlar ve savaş artıklarının temizlenmesi,
- Düşük yoğunluklu savaş uygulamalarından, yayla yasaklarının kaldırılması,
- Uğranılan zararların karşılanması için STÖ’ler ve mağdurların da içinde bulunacağı zarar tespit komisyonlarının kuruması,
- YİBO’larda (yatılı bölge okulları) eğitim sağlıklı yürütülemiyor; her köye bir okul yapılması, resmi dilin yanında anadilde eğitim verilmesi,
- Hastanelere yetişemeyip köy yollarında ölenler unutulmamalı, her köye bir sağlık ocağı yapılması,
- Değiştirilen köy isimlerinin tekrardan geri verilmesi.