Garibana kaynak nerede?

Emekçi kadınların zamlara tepkilerini almak için Gebze'ye, okurlarımıza uzanıyoruz:

KADIN
Cumartesi, 20 Ekim 2007 (18 yıl 7 ay önce)

Bütçenin çoğunluğu IMF'ye faiz ödemeleri için ayrılırken hükümetler hem bunun için, hem patronlara yapacakları teşvik ve muafiyetleri karşılamak için, hem de askeri harcamalar için bir yandan yaşamsal ihtiyaçlara zam üstüne zam yaparken diğer yandan yüzde 2 gibi komik zam rakamlarıyla ücretleri alabildiğine bastırıyorlar.

Peki, zaten hali hazırda alınan sefalet ücretleri su ve elektrik faturalarına, kiraya giderken, emekçiler bu yeni zamların kaynağını nereden bulacak...

Biz de ev emekçisi kadınlarımızla su ve elektrik zamlarıyla ilgili konuşmak için Gebze’nin Emek Mahallesi'ne gittik. Bir gecekonduda yaşayan Fatma’nın kapısını çalıyoruz. Bizi hemen içeriye çay içmeye davet ediyor.

Fatma 2 çocuk annesi. Eşi yıllardır fabrikada çalışmasına rağmen sigortası yapılmamış. Çalıştığı fabrikada asgari ücret alıyor. Oğlu orta okuldan ayrılınca o da babasını yanında sigortasız işbaşı yapmış. Evinde bir yandan sıcak çaylarımızı yudumlarken bir yandan sohbet ediyoruz:

Bir de ücretlere zam alsak


"Asgari ücrete hiç zam gelmiyor, suya elektiriğe sürekli zam geliyor. Bunları ödemeye mecbur değiliz ama gariban olduğumuz için bir şey yapamıyoruz.

Asgari ücreti 400 YTL’iken sen suya yüzde 135 zam niye yapıyorsun ki? Aldığımız para hep elektrik, su, telefona gidiyor. Ben telefonla konuşsam da konuşmasam da 20-25 geliyor.

Geçen elektrik faturası gelmiş yan komşu ile sohbet ediyorum. Bana hep 30-35 gelirdi bu sefer 50 gelmiş diye komşuya söyledim o da bana 'Ne olmuş, önceki hükümet hep yapıyordu, bu bir kez yapmış çok mu?' diye bana karşılık veriyor."

Kürtleri düşman belliyorlar da hep fakirler ölüyor


Eşinden ve çocuklardan konuşarak sohbetimize tezkere için ne düşündüğünü sorarak devam ediyoruz:
Valla ölen bizim çocuklarımız, bizim ocaklarımıza ateş düşüyor. Hiç zengin çocukları ölmüyor. Ben karşıyım, istemiyorum çocuklarımızın ölmesini... ikisi de bizim çocuğumuz. Kürtleri düşman belliyorlar, bizleri birbirimize düşürmeye çalışıyorlar. Ben Tunceliliyim, memleketimi söylediğimde bana 'terörist' diyorlar. Hâlbuki orada neler yaşadığımızı bilmiyorlar.

Direnenlerde var Fatma


Fatma bizi tanıyan ve gazetemizi sürekli alan biri o yüzden "Gazetemizin önceki sayısını okudun mu?" diye soruyoruz. O da her zamanki gibi gözlerim görmüyorki diyerek okumadığını söylüyor. O zaman biz sana okuyalım diyoruz ve başlıyoruz Novamed kadınlarını okumaya.

emekçi kadınPür dikkat bizi dinledikten sonra bir of çekiyor. Kendisininde eskiden bir fabrika işçisi olmasının verdiği efkarla biraz susuyor ve iç geçiriyor. Oradan tekrar görüşmek üzere diyerek ayrılıyoruz.

Bir kuru ücretimize kan doğruyorlar


Sokakta oturmuş el işi ören iki yaşlı teyze ile sohbet ediyoruz. Su ve elektrik zamlarını anlatıyoruz. Teyzelerden biri; "Şimdi belediye bu zammı niye bu kadar yapıyor ki. Bizim evde bir oğlan çalışıyor. Evet devlet bizden bu parayı alacak ve bizim çocuklarımıza kurşun sıktıracak. Yine olan bize olacak doğru söylüyorsun diyerek" bizim düşüncelerimize katıldığını ifade ediyor.

Kölece çalıştırma gazisi evde yatıyor


Kadınlardan birisi kocasının öldüğünü ve oğlunun da iş kazası geçirdiğini, evde hasta olarak yattığını anlatarak sıkıntısını dile getiriyor. Bizde oğlunu görmek istiyoruz bizi evine götürüyor. Kapıyı açan yirmili yaşlarda bir genç. Adı, Alican. Bizi içeriye davet ediyor.

Cam patlar el kopar


Alican cam fabrikasında çalışıyormuş. Acemi bir işçi yüzünden ürettiği cam patlamış ve eli bileğinden kopmuş doktorlar eli yerine dikmişler ama buna rağmen yine de parmakları iyi çalışmıyor. Alican çalıştığı fabrikadan övgüyle bahsediyor. Orada fazla mesai çokmuş sabah 08:00’de işe başlıyor akşam 23:00’de bırakıyormuş.

Çalış çalış sonu...


Yani günde 15 saat ve pazar günüde aynı şekilde çalışıyormuş. Bizim annesiyle yaptığımız su zammı sohbetini öğrenince hemen düşüncesini anlatmaya başlıyor. "Tabi" diyor "şimdi evde kullanılan su nerede, fabrikadaki nerede orada sırf bir günde üç yüz milyonluk su kullanılıyor. Bu zam olursa nasıl yaparlar bilmiyorum."

Kölece çalışma, kölece yaşama, kölece düşünme


Ona bu zamların işçi emekçileri ilgilendirdiğini patronların zamlardan muaf tutulduğunu ayrıca sanayi elektriğinde de indirime gidileceğini söylüyoruz.

O da fabrikaların tüketimlerinin çok olduğundan ve bunun normal olduğundan bahsedip duruyor. Dile kolay, haftanın yedi günü, günün 15 saati o fabrikada olmanın verdiği bir yanılsama onun ki...

Ah iyileşmeseydim...


Biraz daha iş kazasından bahsediyoruz kolum iyileşmeseydi malulen emekli olabilirdim ama biraz iyileşti diye sitem ediyor. Evden ayrılırken bize yine gelmemiz için ricada bulunuyorlar. Gazetelerimizin dağıtımını tamamladıktan sonra mahalleden tekrar dönmek üzere ayrılıyoruz.