Türkiye'nin girdiği bu yoldan İngiltere ve ABD bundan tam beş yıl önce geçmişti...
Emperyalist işgal öncesinde, Birleşmiş Milletler tarafından Irak üzerindeki yasaklanmış kitle imha silahları iddiasını araştırmakla görevlendirilmiş ekibin sorumlusu olan Dr. David Kelly'nin intihar etmediği, "alelacele gerçekleşen bir suikaste" kurban gittiği resmileşti.
İngiliz "derin devleti" tarafından gerçekleştirildiği Parlamento Araştırma Raporu'na yansıyan bu cinayet yalnızca İngiltere ve Irak'a yönelik ABD merkezli emperyalist saldırıların gerekçesinin yalan olduğunu açığa çıkartması dolayısıyla önemli değildir. Aynı zamanda kapitalistlerin stratejik nitelikli politikalarını ve hedeflerini, ülke proletaryası ve emekçiler nezdinde meşrulaştırmak, karşıt dinamikleri yalnızlaştırıp etkisizleştirmek için yapmayacağı şey, başvurmayacağı provokasyon olmadığının da bir ceset kadar somut göstergesidir.
Liberal Demokrat Parti'li savaş karşıtı milletvekili Norman Baker, İngiliz hükümetinin Irak’ta savaşa girmek için yalan söylediğini ifşa ederek, uzayan savaş ve artan savaş masrafları, gelen asker cesedi sayısındaki artışla zaten zorda olan dönemin başbakanı Tony Blair ve partisinin, Savunma Bakanlığı’na bağlı bilimadamı Kelly’nin, öldürülmemesi halinde daha da önemli bilgileri açıklayarak iyice sıkıştıracağını iddia etti.
Bu tespitlerinin soncu olarak cinayetin muhtemel iki failinden dönemin Irak yönetiminin değil, savaş çığırtkanı Irak'lı muhaliflerle elele veren Tony Blair ve İngiliz Hükümeti'nin sorumlu olma ihtimalinin çok daha gerçekçi olduğunu parlamento kürsüsünde açıkladı.