Yılmaz bir savaşçı öldü

Faşizme her türlü oportünizme karşı son nefesine kadar savaşmış Kurt Goldstein öldü

DÜNYA
Salı, 23 Ekim 2007 (18 yıl 9 ay önce)

Faşizme ve emperyalizme karşı "yılmaz savaşçı" sözünü haketmek. Kurt Julius Goldstein bu sözü gerçek anlamda hak eden bir komünistti. O 93 yaşında Berlin’de aramızdan ayrıldı.

Goldstein ömrünü sosyalizm ve sınıfsız toplum mücadelesine adamış her komünisti "kıskandıracak" bir törenle komünistler mezarlığına son yolculuğuna uğurlandı. Törene binlerce kişi katıldı.

Gözyaşlarını tutamayan genç ve kendi kuşağından komünistlerin bulunduğu törende, Goldstein’in kendisinin, aynı zamanda hepsi yoldaşı olan kalabalık ailesinin ya da yoldaşlarının düşüncesimiydi bilemiyoruz; yürüyüş kolunun en önünde bir zamanlar çarpıştığı İspanya Enternasyonal Tugayları'nın (Brigadeinternational) bayrağı vardı. Törende Enternasyonal Marşı yumruklar havada çalındı ve söylendi.

Her daim faşizm ve oportünizmin karşısındaydı


Kurt Goldstein’ı 93’lük bir delikanlı olarak ateşli ajitatif konuşmalarıyla her kavganın önünde görürdük. Auschwitz‘ten kurtulan sayılı komünistlerden biriydi. Sosyal demokrat partiler nazi kamplarıyla ilgili bir yandan neo-nazilerin tasmalarını çözerken diğer yandan‚ "tarihimizle hesaplaşmalıyız", "tarihimizden utanıyoruz" diye timsah gözyaşları döktüler. Emperyalizmin karları uğruna döktüğü kanın, akıl almaz katliamların kefaretini Alman halkı paylaşmalıydı!

Çağırdıkları törenlerde Goldstein bu oyunu bozacak bir konuşma mutlaka yapardı. Böyle bir törende bütün devlet erkanının önünde "Bu kurbanlardan biri olarak diyorum ki, Almanya sokaklarında Neo-Nazileri görünce eski günlerin acılarını yeniden yaşıyoruz" diyerek davet edenleri ettiklerine pişman edecek bir konuşma yapmıştı.

Kurt GoldsteinKlasik burjuva demokrasisine paralel olarak sosyal demokrat partilerin dibe vurması karşısında, eski komünistlerin bazıları, bu boşluğu oynayan Sol Parti (die Linke) içinde yer aldı. Goldstein ve yoldaşları bu parti içersinde bir grup olarak "Sosyalizm bir yol kazasıydı" diyerek sosyalizme ve Stalin’e küfreden oportünistlere, DDR artığı eski revizyonistlere de kök söktürdü.

Sosyalizm haklı ve meşrudur!


25 Ocak 2006‘da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 1481 sayılı anti-komünist kararı karşısında Goldstein ve yoldaşları granit gibi dikildiler. Sol parti program taslağında "Her türlü diktatörlüğü reddediyoruz ve Stalinizmi sosyalizmin canice bir istismarı olarak mahkum ediyoruz" bölümünün yer alması üzerine şu propagandayı yükselttiler:
Sermayenin gücünü kırmak ve yerine kâr hırsıyla belirlenmeyen koşulları geçirmek meşru muydu, yoksa eski sosyalizmin yetersizlikleri ve yanlışları onu gayri meşru mu kılıyordu? Bizim bu soruya yanıtımız kesindir: geçtiğimiz yüzyılın sosyalizmi tarihsel olarak meşru idi!

Sosyalizmi karalayamazsınız önergesi!


Sosyalizme saldırılar, "Stalin ve Hitler eşittir" bayağı propagandası ile Sosyalistler Mezarlığı'nda Sol partinin de desteğiyle "Stalinizmin kurbanları" için bir taş dikilmesi ile boyutlandı.

Nazi faşizminin tepelenmesinin her yıldönümünde "Teşekkürler Sovyet askeri" dövizleri ile sokağa dökülen yüzbinlere yine Goldstein ve yoldaşları tercüman oldu.

Önce "Parti yönetimlerince formüle edilen net pozisyonların parti tabanında yeterince kök salmadığı tespit edilmiştir" çıkışını yaptılar. Ve arkasından bu iğreti taşın dikilmesine öfkelerini, sosyalizmi savunarak ve sol partiyi teşhir ederek devam ettiler.

"Tarihin ele alınışı üzerine beş düşünce" başlıklı bir açıklama yaparak, partinin eyalet ve merkez yönetiminde egemen olan tarih anlayışını eleştirip, tarih tartışmasının nesnel bir temele oturtulmasını talep ettiler.

Partinin 10. kongresinde "Avrupa’da geçmişte olan sosyalizme kin duymaları"nın ve "kârı azami ölçüde büyütme ilkesi tarafından yönetilmeyen bir toplum üzerine düşünmeyi bile lanetleme"lerin "normal" ve "mantıklı olduğu"nu, ancak "solcuların bu tür bir yaklaşımı benimsemelerinin anormal" olduğunu belirtiyorlardı.

PDS ve daha sonraları Sol Parti‘nin birçok önde geleninin "yaygın görüşler karşısında boyun eğdiklerinin" vurgulandığı açıklamada, bu türden "onursuzluğa" Berlin’deki "Stalin kurbanları" adına dikilen taşı örnek gösterdiler. Açıklamayı yapanlar, kendilerinin de sosyalizmin geçmişini eleştirisiz değerlendirmediklerini, ancak bunun "ihbarcılığa karşı direnme"nin de önünde engel teşkil edemeyeceğinin altını çizdiler.

Anti-Stalinizm zayıflıyor


Goldstein ve yoldaşları Stalin korkularını, Stalin düşmanlığını; anti-Stalinist anti-sosyalist zeminin gittikçe zayıflamasına bağladılar. Bu konuda şu düşüncedeydiler:
Sağlanmış olunan anti-Stalinist temel konsensüs -yani sistem olarak Stalinizmden geri döndürülemezcesine kopma- giderek zayıflamakta. Bu nedenle politik eğitimin öncelikli bir görevi olarak tarih tartışmasının yoğunlaştırılması gerekiyor. Burada esas olan tarihsel aydınlatma değil, tersine tarihin değerlendirilmesidir.
Öte yandan; Hitler-Stalin eşitlemeleri, dahası Sovyetler Birliği (SB) ve Kızıl Ordu‘nun Hitler faşizminin yıkılmasında oynadığı tayin edici rolün "insanlığın hafızasından silinmek" istenmesi ve karalanmasını, "Bütün bunlar neden söyleniyor? Üstelik SB artık yoksa, neden geçmişe ilişkin bu denli yoğun bir ideolojik karalamaya girişiliyor" diye sorup yanıtı kendiler verdiler:
İnsanların ellerinde her türlü özdeşleşme olanağı alınmak isteniyor. Hiçbir şey, ama hiçbir şeyin bir değeri yoktu. işte verilmek istenen mesaj bu!

Dünya vatandaşı bir komünist


Zengin bir Yahudi ailesinin çocuğu olan Goldstein, 1914 yılında Hamm‘da doğdu. 16 yaşında Almanya komünist partisi içersinde çalışmaya başladı ve ailesinin maddi olanaklarını partiye aktardı. Nazilerin iğrenç kafatasçılığı ve "her Alman gencinin üstün ırka sahip olduğu" faşist propagandası karşısında "Ben Almanım, yahudiyim ve komünistim" (Ich bin Deutscher, Jude und Kommunist) dedi. Genç bir komünist ve yahudi olması dolayısı ile nazilerin iki türlü görüş alanındaydı.

Faşistler onu Filistin‘e sürgün ettiler. Orada kısa bir süre kaldıktan sonra bir botla İspanya- Madrid’e kaçtı. Nihayet faşistlere karşı Enternasyonal Tugaylar'da yerini almıştı. Goldstein İspanya iç savaşında yer alan binlerce gönüllü savaşçı ile Fransa sınırında iken tutuklandı.

Üç yıl sonra tutuklular SS‘lere teslim edildi ve Auschwitz toplama kampına yollandılar. Yakılmak üzere fırınlara götürüldüğü sırada, işlerine yarayacak nitelikli işgücüne sahip olduğu gerekçesiyle son anda yakılmaktan kurtuldu. Auschwitz’de sağ kalanlar Buchenwald kampına yollandılar ve o oradan kurtulanlar arasındaydı.

1945 Nisanı'nda yeminini dünya çapında yerine getirmek istedi. "Faşizm bir daha asla, savaş bir daha asla!" adıyla dünya çapında bir faaliyet başlatıldı. Goldstein ve yoldaşları Ruhr bölgesinde Adenauer‘un başında olduğu sisteme karşı Özgür Alman Gençliği (FDJ) olarak direniş başlattılar. O FDJ yöneticisiydi. Daha sonra DDR‘e taşındı. Burada yönetici, başyazar ve redaksiyon şefi olarak görev yaptı. Aynı zamanda ülke çapında sendika yönetisi idi. Gerhart Eisler, Christoph Heubner ile birlikte devlet radyoları komitesinde çalıştılar ve sık sık konuğu oldular.

Goldstein ne sadece çalışkan bir yönetici ne sadece sorumluluk sahibi ve idealize edilecek ölçülere sahip bir insandı. O yaşam dolu bir yoldaştı. Yüzme ve kağıt oyunlarının popüler simalarındandı. Vakit buldukça, eşi Margot ile radyo kulesine gidip şarap içerdi.

Revizyonist DDR’in yıkılmasından sonra, ırkçılığa karşı uluslararası bir federasyonda ve yine uluslararası Auschwitz komitesinde yer aldı. Faşizmi teşhir eden bazı filmlerde rol aldı. Tarih ve batı Almanya eğitim sistemi üzerine çalışmalarını zenginleştirdi. Revizyonizmin tarihi hakkında araştırmaları bulunmaktadır.

O neo- nazilere karşı kitlesel gösterilerde ateşli konuşmalarıyla mutlaka yerini alırdı. Koşmadığı bir kavga alanı yoktu. Krefeld ve Mönchen-gladbach Gençlik Sendikası'nda da çalıştı. Oldukça yaşlı olmasına rağmen genç yoldaşlarıyla iyi anlaşırdı. İspanya’da antifaşist hareketin de düzenli misafiriydi. Amerika‘da yine Auschwitz kampı ile ilgili çalışmalar yürüttü. O’na yoldaşları "Bir Alman yahudisi ama dünya vatandaşı" derlerdi.