Cumartesi, 27 Ekim 2007 (18 yıl 9 ay önce)
Faşist Türk devleti, içerde halkların bir birine boğazlatıldığı, dışarıda operasyonların yapıldığı yeni bir savaş kapısı aralamak istiyor. T.C, leş kargalarının üşüştüğü Ortadoğu bataklığından beslenen sinek olmaya heveslenmiş durumdadır. Kabaran Musul-Kerkük hayalleri ile Kürt ulusal sorunu dolayımı ile ayaklanan tarihsel korkularının yarattığı bir konjüktürel sıkışma ile içerde ve dışarda sarmal bir saldırganlıkla kin kusuyor! Sonu her halükarda halkların dökülen kanlarına, acılarına, husumetlere, daha fazla yoksulluk ve yoksunlaşma ile yüzyüze kalmalarına çıkacak bir "maceranın" düğmesine basıyor! Biz sahnedeki yerimizi almadığımızda ise bu geriye dönülmez bir süreç olarak işleyecektir! Sadece bizim durdurabileceğimiz tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyayız!
Bu savaşın yolunu açmak için meclis, 17 Ekim 2007’de tezkereye onay verdi. "Sınır ötesi" hazırlığı yapan faşist Türk Ordusu, 21 Ekim’de PKK gerillaları tarafından pusuya düşürülerek çok sayıda ölü ve 8 esir ile ağır kayıplar verdi. "Güçlü Türk Ordusu"nun imajı çizilmişti! Faşist sivil kuvvetlerin harekete geçirildiği şovenist dalga zembereğinden boşaltıldı. Başta Kürt halkı olmak üzere ilerici, devrimci ve aydınlara karşı linç kışkırtmaları boy verdi. Gerici bir Türk-Kürt kamplaşması ve bir halkın imhasını içeren provokasyonlar baş gösterdi. İnsanlar "Kürt gibi bakıyorsun" denilerek bıçaklanmaya, Kürt kurumları ve işyerleri tahrip edilmeye başlandı. Kürt kimliği ve iradesinin toptan imhası ekseninde sivil ve askeri her türlü bindirme hareketi için düğmeye basıldı.
Kan banyosu
Genelkurmay destekli ırkçı-faşist saldırganlık gemi azıya alındı. Burjuva medyanın ağzından ve kaleminden kan damlıyor. Tüm emekçilerin bir kan banyosu ile yıkanması için her türlü provokasyon hamlesi devrede.
Kan banyosunu tezgahlayanlar bir geçmişe sahipler. 6-7 Eylül 1955 Rum ve Ermenilere dönük gerçekleştirilen katliam, 16 Şubat 1969
"6. Filo defol" diyen devrimci öğrencilere karşı gerçekleştirilen Kanlı Pazar, 19 Aralık 1978 Maraş’ta evleri işaretlenen Alevilerin katledilmesi, 28-29 Mayıs 1980 Çorum’da devrimci ve Alevilere karşı gerçekleştirilen katliam, 2 Temmuz 1992 Sivas’ta bir otelin kundaklanması ile katledilen 37 ilerici aydın...
Kendi kaderini tayin etme hakkı gasp edilmiş Kürt Ulusu’nun uğradığı inkar, imha ve katliamlar ise tarihin ve günümüzün bir sorunu olarak yaşanıyor. Hrant Dink cinayetiyle verilen mesajlar... Bildiri dağıtan, gazete satan devrimcilere dönük linçler, devrimci-sosyalist basın ve kurumlara dönük saldırıların aldığı istim biliniyor.
Bugün yaşananlar tarihsel devamlılığı olan bir süreçler toplamıdır! Fakat bu birikim şimdi çok daha tehlikeli sonuçlar doğurmaya adaydır! Emekçilerin bütününü baştan aşağı kesecek sonuçlara! Karşı durulup önü alınamazsa, Genelkurmay menşeli sivil kuvvetlerin kan banyosunda yüzen bir toplum oluşması kaçınılmazdır! Sadece Türkiye'de değil Avrupa metropellerindeki göçmen emekçilere de sıçrama potansiyeli taşıyan bu kanlı senaryoyu tersine çevirmek için iş işten geçmeden ayağa dikilelim!
İhtiyaçları var
AKP iktidarının dış borçlanmaya dayalı
"balayı dönemi" artık bitti. Yoksulluk ve özgürlük yoksunluğunu derinleştiren ekonomik ve siyasi saldırı programları devreye girdi. Yaşamsal ihtiyaç olan su, ulaşım, elektrik zamlandı. İmzalanan İMF programı dahilinde bunların hepsinin özelleştirilmesi için düğmeye basıldı. Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, 301’ler faşizmin uygulamaları olarak sıkılandı. İhtiyaçları var, sistemi vurabilecek her türlü tepki ve öfkenin boğulması gerekir.
Yaptırılan baskın seçime, laik-islamcı kutuplaştırmasına rağmen Genelkurmay kaybettiği otoritesini yeniden kurmaya ihtiyaç duyuyor. Kürt düşmanlığı ve linç histerisi üzerinden güçlerini pekiştirmeye soyunuyor. Sivil faşist örgütlenmeler ve emekçi semtlerine yerleştirilmiş refleks karargahları bu ihtiyaca göre dizayn ediliyor. Bu refleks karargahları buralara, Avrupa metropollerine de taşınıyor!
Faşist Türk devleti dışarıda da Genişletilmiş Ortadoğu Projesi içine daha fazla yerleşmek için canhıraş atak peşinde. Güney’deki Federe Kürt oluşumunu da hedef alan bir saldırganlık sevdasında. Bölgesel bir savaş tellallığına soyunmuş durumdalar. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt,
"Karanlık Savaş" dönemi vurgusu ve kavramlaştırmasını boşuna yapmıyordu!
Tüm işçi, emekçi, ilerici, aydın ve devrimci kamuoyunu bu
"Karanlık savaş" konseptine karşı barikat olmaya çağırıyoruz. Irkçı-şovenist histeri ve kışkırtmalara tavır almaya davet ediyoruz. Türk, Kürt ve diğer azınlıklardan emekçilerin birbirlerine düşman edilmelerine karşı tepkilerimizi cesurca ortaya koyarak engelleyelim!
- Haydi, Kürt halkıyla kitlesel dayanışmaya!
- Devlet terörüne, ırkçı-şovenist histeriye, sınır ötesine ve faşist saldırganlığa hayır!
- Yaşasın Halkların Kardeşliği!
26.10.2007
Demokratik Kitle Örgütleri Platformu-Avrupa (DKÖP-A)
Yaşanacak Dünya Gazetesi
yasanacakdunya@yahoo.com
Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)
info@adhk.de
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon)
aveg-kon@hotmail.com
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK)
konsey@atik-online.net
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR)
birkar@msn.com