Pazartesi, 29 Ekim 2007 (18 yıl 9 ay önce)
MHP‘ye yakınlığı ile bilinen Türk Federasyonu‘na bağlı dernekler, Avrupa’da yıllardır Türkiye lehine lobi faaliyeti yapmak üzere kurulan dernek ve cemaatler Avrupa’da Kürtlere karşı düşmanlığı körüklemek için uzun süredir çağrılar yapıyordu.
Hürriyet başta olmak üzere gazetelerin Avrupa manşetlerinde de "Tek yürek olduk", "Şehitler için protesto" gibi başlıklar, şovenist salyalı yayınlarla bunu körüklediler. Aynı gazetelerde bir süredir Alman basınında PKK için kullanılan tanımlamalara da sıkça itiraz ediliyor. Özellikle Hürriyet, Alman gazetelerinin PKK militanlarına "asi Kürtler" demesine itiraz ederek, bunlara "terörist" denilmesini savunuyor.
Önce gazeteye sonra esnafa
Ve bilinçli gerilen ipler bugün Kürt ve Türk göçmenlerin yoğun yaşadığı Berlin-Kreuzberg‘te şövenist bir histeri mitingi ile doruğa tırmandırıldı. Miting Hermannplatz‘da başladı. Türk bayrakları ve MHP bayrakları ile alana doluşanlar, önce bir Kürt gazetesine doğru yöneldiler. Alman polisinin burayı korumaya alması üzerine Kürt bir esnafın dönercisine saldırmaya kalktılar. Bunun üzerine polis yürüyüşe izin vermeyeceğini, mitingten sonra dağılmalarını istedi. Mitingi izleyen biz Yaşanacak Dünya gazetesi çalışanları oradan ayrıldık.
Makinist bile dayanamadı
Kısa bir süre sonra faşistlerin dağılmadığı Kreuzberg’de terör estirdiği haberini alıp tekrar yola koyulduk. Daha tren istasyonlarında ellerinde Türk ve MHP bayrakları olan, ırkçı sloganlar ve slogan bile olmayan iğrenç küfürler atan lümpen gençlerden oluşmuş küçük grupların tam bir sürü psikolojisi ile dolaştıklarını, bağrış-çağrış trenlere binip indiğini görüyoruz.
"Mitinge izin vermedi adiler" diye arada bir küfür ediyorlar. Türk olan makinist ne yaptıklarını bilmeden trene çok yakın duranları geri çekilmeleri için uyarıyor. Çekilmiyorlar.
"Size söylüyorum be, geri çekilin ve trenden bağırarak inmeyin" diye Türkçe anonsla uyarıyor bu kez.
"Hakkınızdan geleceğiz"
Trenden indiğimizde dağılmayan özellikle genç kız ve erkeklerden oluşan grupları polisin Kreuzberg’ten Hermannplatz’a kadar sardığını görüyoruz. (Yaklaşık 3 tren istasyonu arasını) Onlarsa çemberi yarıp yürümeye, Kürtlere ait ne varsa saldırmaya çalışıyorlar. Biraz içlerine doğru giriyoruz. Balkondan Türk bayrağı sarkıtmış bir grup kadın aşağıdaki bir Kürt genci ile ağız kavgası yapıyorlar. Kürt gencine
"Sizin hakkınızdan geleceğiz. Hepimiz bu bayrak altında yaşıyoruz" diye bağırıyorlar. Orta yaştan oluşan bir grup ise
"Çok yanlış, Alman polisi zaten bizi sınırdışı etmeye çalışıyor bunlar da ekmeklerine yağ sürüyorlar. Kürdü Türkü mü var bu işin. Görün bakın hepimizi sınırdışı edecekler" diye kenardan söyleniyorlar.
Alman polisi de hoşgörülü
Anti-fa’lar ve devrimci kurumların gösterileri karşısında saldırganlığıyla bilinen Berlin polisinin oldukça toleranslı ve sadece koşturanların önünü kesme tutumu izlemesi dikkatimizi çekiyor. Oysa daha dün Kurfürstendamm‘dan Türk konsolosluğu önüne kadar yürüyen Kürt kurumlarının yürüyüşü esnasında, ne idüğü belirsiz bir provokatörün
"Kahrolsun PKK" diye bağırması üzerine, Kürt gençleri bu şaibeli tipin üzerine yürümüştü. Bunun üzerine polis hem kitleye saldırmış hem de Kürt gençleri gözaltına almıştı.
Kalabalık görünce sıvıştılar
Polisin yoğun olarak Kürt camisine doğru yöneldiğini görüyoruz. Bir grup faşistin Kürt camine saldırdığı ve içerde bulunan Kürtler arasında çatışma çıktığı, yaralılar olduğu haberi geliyor. Bu arada Kreuzberg köprüsüne doğru yönelen bir grubun karşısına aniden 50-60 kişilik Kürt gencleri çıktı. Slogan atıp, yürümeye çalışan faşistlerin önüne fırladılar. Faşist grup yine sürü halinde, çılgınlar gibi arkasına bakmadan kaçıyor. Kürt gençleri ortaya çıktıkları gibi faşistleri kovalar kovalamaz ortalıktan yine
"yok oluyorlar".
"Bu kadar yeter çocuklar"
Faşist histeri düzenleyenlerin kontrolünden çıkıyor, onlar da yok zaten ortalıkta. En büyüğü 15-16 yaş arası serseri mayın misali dolaşan, polis biraz arkalarından koşturunca çılgın gibi kaçan piyonlar kalıyor ortalıkta. Ve onlara arada sırada gaz verip yönlendiren yine yaşları genç faşistler. Şovenist Türk gazetelerini
"Vatandaş tepkisi" diye demogoji yapamayacakları kaygısı sarıyor.
"Polisin dağılın yoksa…" anonsları sıklaşınca bir bayan sesi
"Lütfen çocuklarım demokratik tepkimizi gösterdik. Ben gazeteci bilmem ne ablanız, polis şimdiye kadar çok sabırlı davrandı lütfen artık evlerinize dönün" diye polis arabasından anons yapıyor.
Linç edeceği adama sığındı
Bir ara çok yakınımıza doğru polis bunları sürerek getiriyor. İçlerinden birini yere yatırarak kelepçeliyor. Biz aralarında kalmamak için Kürt ve demokrat bir kitapçıya girdik. Tam bu sırada ne kadar bilinçsiz-kör-zavallı bir biçimde güdülendiklerini gözler önüne seren bir sahne yaşadık. Bir tanesi tam da linç etmesi için yönlendirildiği Kürtlerden birisi olan arkadaşın dükkanının kapısını
"Ağbi aç kapıyı, benim oturumum yok. Polis gidene kadar burada kalayım" diye can hıraş çalarak kendini içeri atıyor..
Tutuklanıp Alman polisinin ayakları dibinde yatan için
"Bu nasıl demokrasi, yürüyüş hakkımız var, çocuk o daha" diye Almanca bağırıyorlar polise. Biz de fırsat bilip
"Faşist histeriyi kışkırtanlar, Türk Kürt birbirine düşürmeye kalkanlar yok ortalıkta siz çocuk yaştakileri piyon olarak sürdüler öne işte" diyoruz. İçlerinden yaşlıca ağzı laf yapan demogog birisi
"1700′lerden beri bu topraklarda ortak yaşıyoruz. Hepimiz kardeşiz. Herkes eşit haklara sahip. Kürtler başbakan bile oluyor memlekette" yollu bir şeyler söyleyecek oluyor. Yine oldukça genç bir kız salakça bir saflıkla
"Biz gösteriyi Kürtlere karşı yapmıyoruz ki. Teröre karşı yapıyoruz" diyor. Orta yaşlı Kürt birisi
"Var var Kürt sorunu da var Ermeni sorunu da var. Kürtlerin linç edilmesi de var. Şimdi de buralarda yapmaya çalışıyorlar" diyerek demogogu susturuyor.
Polisin ara sokaklara dağılan küçük grupları kovalamasından ve epeyce gözaltı olduğunu öğrenmemizden sonra oradan ayrıldık. Şehirdeki gerginliğin sürdüğü ve faşistlerin, Alman polisinin onlardan önce
"korumaya aldığı" Kürt derneğinin önünde beklemeyi sürdürdüğü, karşılıklı epeyce yaralı olduğu haberleri geliyor.