İşçi Hareketi ve Sosyalizm

Sınıfın öncü kesimlerini devrimci sınıf sendikacılığı ve sosyalizm ekseninde etkileme, hareketinin geleceğini belirleyecektir

GÜNCEL
Salı, 27 Aralık 2005 (20 yıl 9 ay önce)

1- “Sosyalizmin öldüğü” ve “işçi sınıfının toplumu devrimci tarzda değiştirme yeteneğini yitirdiği” demogojilerinin bağlantılı olması raslantı değildir. Devrimci işçi sınıfı hareketi ile kapitalizme tam karşıt ve daha yüksek bir toplum görüşü (ufku) birbirine öylesine bağlıdır ki, birinin zayıflatığı yerde diğerinin de gerilemesi kaçınılmazdır.

2- Sosyalizm her zamankinden daha günceldir:

a) Emperyalist kapitalizmin genel (ekonomik, siyasal, toplumsal) krizi; sıklaşma ve şiddetlenme eğilimi gösteren kriz devreleri; asalaklaşması ve çürümesi; varlığını kitlelerin hızlandırılmış (mutlak ve göreli) sefalet, esaret, eziyet ve aşağılanma birikimi temelinde sürdürebiliyor olması…;

b) Üretimin, emeğin ve zekanın (bilgi üretim süreçleri) toplumsallaşmasında muazzam ilerlemeler…;

c) İşçi sınıfının nicel ve nitel güç potansiyelinin genişlemesi; saflarına milyonlarca “işgücünden başka satacak şeyi olmayanın” katılması, kol gücüne kafa gücünün eklenmesi…

Kapitalizm, genel bir eğilim olarak, tarihsel toplumsal sınırlarına yaslanmaktadır. Kimbilir kaçıncı kez, “sosyalizmin öldüğünü” ilan ettiği bir süreçte, sosyalizmin maddi ön koşullarını ve toplumsal dinamiklerini muazzam ölçeklerde geliştirmekten; onu her zamankinden daha olanaklı ve kaçınılmaz hale getirmekten başka bir şey yapamamaktadır!

Yerini yeni ve daha yüksek bir toplumsal sisteme bırakmak üzere, tarih sahnesinden çekilmesi gereken kapitalizmdir. Bu doğumu devrimci zorla gerçekleştirmek (ve geri dönülmez noktaya kadar götürmek), başta işçi sınıfı, emekçi insanlık için giderek bir ölüm kalım sorunu haline gelmektedir.

3- Bununla birlikte, işçi sınıfı hareketindeki ve sosyalizm ufkundaki gerileme (dibe vuruş) en büyük çelişkidir.

- Sovyet revizyonizmi ve bağlantılı parti ve sendikaların, sosyalizmin içini boşaltmaları ve demogoji kılıfı olarak kullanmaları ve arkalarında burjuvazinin arayıp da bulamayacağı zehir ve güvensizlik bırakarak çökmeleri;

- Küçük burjuva sol hareketlerin zincirleme sağa kayışları, birçoğunun sosyalizmin adını bile anmayı bir yana bırakmaları, genel geçer soyut ve etkisiz bir sosyalizm söylemi tutturanların da bunu küçük burjuva milliyetçiliğinin ya da sosyal liberalizmin kılıfı olarak kullanmaları, kapitalizmin bilimsel eleştirisi ve bilimsel sosyalizm anlayışından büsbütün uzaklaşmaları;

- Sendikal-siyasal mücadele deneyimine ve çoğunlukla bulanık ve lekeli de olsa sosyalizm inancına az çok aşina eski işçi kuşaklarının tasfiye olması ve genç ve yeni işçi kitleleriyle kuşak kopukluğu;

- Yeni işçi kuşaklarının yenilgi ve sol hareketteki liberal tasfiyecilik koşullarında yetişmeleri, en geniş kesimlerinin sosyalizmin/komünizmin kara çalmalar vb. dışında adını bile duymamış olmaları, ve sosyalizm bir yana işçi sınıfının tarihsel mücadele kazanım ve değerlerine (örneğin 1 Mayıs, vb.) bile yabancı olmaları;

- Boşluğun sosyal liberalizm, “sivil toplumculuk”, AB beklentileri, dincilik ve tarikatlar vb. tarafından doldurulması,..

4- Ancak sınıflararası kutuplaşma, uzun vadede hiçbir burjuva, küçük burjuva yamanın dikiş tutmayacağı hız ve derinlikte işlemektedir. Zaten bir dönemki sınıf çatışmasını tamponlayan ve sistemi yeniden üretecek tarzda düzenleyen “kamusal” mekanizmaları (sosyal demokrasi, genel oy, toplu sözleşme, sosyal güvenlik vb., bunlar işçi sınıfının tarihsel ama kendisine yabancılaşmış mücadele kazanımlarını da içerir.) kriz koşullarında tasfiye eden, işçi sınıfının en geniş kesimlerini adım adım ve zorla sistemden beklentisizliğe iten burjuvazinin kendisidir. Burjuvazi kendisi açısından giderek tehlike sinyalleri çalmaya başlayan bu boşluğu, DB ve AB destekli “sivil toplum” organizasyonları ve ağları, AKP hükümeti de belediye ve tarikatlar, AB hayalleri vb. ile doldurmaya çalışıyor.

Aynı şekilde her aileden ikinci, üçüncü kişilerin çalıştığı en emek yoğun tekstil-konfeksiyon gibi sektörlerin ve aile ve yerel topluluklar tarafından yapılan işlerin, işgücünün çok daha ucuz olduğu bölgelere kayması ve emperyalist küreselleşmenin derinleşmesiyle (Çin faktörü, vb.) emekçi ailelerin geçimi üzerindeki az çok subvanse edici “istihdam” olanakları da daralacak. İşçi sınıfının ve kent yoksullarının sistem üzerindeki basıncı artacak.

5- Bu süreçte irili ufaklı direnişler yaşanacak. Sendikal ve siyasal etkinin az çok girdiği yerler başta olmak üzere, belli bir sınıf birikimine sahip, çalışma koşullarının ağır, ücretlerin çok düşük olduğu bölgelerde toplu hareketlenmeler de beklenebilir. Ancak mevcut güç dengeleri çerçevesinde, kısa vadede, tempolu bir yükselişle, güçlü ve yeni hak kazanımlarıyla ileri doğru açılan eylemlerden çok, öz savunma direnişleri ağır basacak. İşçi sınıfının hak kayıpları, dağınıklığı ve iç rekabeti kısa vadede aşılabilir olmasa da, sendikal ve siyasal etkinin artması, her yeni, ileri örgütlenme ve mücadele deneyimlerinin yaygınlaştırılmasına bağlı olarak, uzlaşmaz karşıtlık dinamiklerinin de yoğunlaşacak olmasıyla, orta vadede daha farklı ve geniş ölçekli hareketlenmeler ortaya çıkabilecektir.

6- Bu süreç, bir ve aynı zamanda, en deneyimsiz, genç, güvencesiz geniş işçi yığınları için kendini irili ufaklı mücadale deneyimleri içinde bir sınıf olarak oluşturma sürecidir. Geleceğin sosyalist işçi kuşaklarına ve devrimci militan sınıf hareketine giden yol, bu son derece sancılı süreçte yaratılan devrimci sendikal ve devrimci sosyalist etki halkalarından, sınıf içinde kazanılan sosyalist tohumlardan geçecektir.

Dünya proleter devrimler tarihi, işçi sınıfı ile henüz oluşum halindeyken kaynaşan, öncü dinamiklerini devrimci sosyalizm temelinde etkileyen ve derin bir devrimci proleter karakter ve kadro ağırlığı kazanan partilerin, ilerleyen süreçlerde büyük avantaj kazandığını göstermektedir.

Bu yüzden işçi sınıfının “dağınık ve karşılıklı rekabet yüzünden parçalanmış düzensiz bir yığın”dan mücadele içinde yeniden sınıflaşma sürecinde, öncü kesim ve dinamikleriyle kaynaşma ve devrimci sınıf sendikacılığı ve devrimci sosyalizmin ekseninde etkileme, sınıf hareketinin tüm bir geleceğini belirleyecek önemdedir.

7- Bugün işçi sınıfının en geniş kesimlerinin muazzam bir dağınıklık ve gerilik içinde olması, tasfiyeci ve geriye çekici basıncın önde gelen bir etkenidir.

Bırakalım geniş işçi kitlelerini, ortalama devrimci tipolojisi bile, diyelim DİSK’in '80 öncesi işçi eğitiminde kullandığı kapitalizm/sosyalizm vd. kavramları içeren el kitaplarını okumakta zorlanmaktadır. Küçük burjuva devrimcileri bu geriliğe uyarlanarak sosyalizmi ya literatürlerinden tümden çıkarmakta ya da içi boşaltılmış, soyut ve mistik bir slogan derekesine düşürmektedirler. Yaşanmış sosyalizm deneyimlerinin ve geri dönüşün bilimsel irdelenmesinden, emperyalist kapitalizmin bilimsel eleştirisinden ve sosyo-ekonomik gelişmelerin daha gelişkin bir devrimci sosyalizm ufkundan ele alınmasından özenle kaçınmaktadırlar.

Sosyalizmin güncelliğini bilimsel ve somut olarak kavraması ve kavratması gereken işçi sınıfı devrimcileridir. Bu, devrimci sosyalizm çizgisini ve vizyonunu teorik-programatik olarak geliştirmek, proleter yaşam ve mücadele kılavuzu ve pratiği haline getirmek için seferberlik direktifidir. İşçi sınıfının ve güçlerin mevcut durumu, bu görevi ortadan kaldıramaz ve sulandıramaz. Aksine olağanüstü yakıcılaştırır ve ona her zamankinden daha özel ve yaratıcı bir karakter kazandırmayı gerektirir. Kaldı ki işçi sınıfının en geniş ve yeni kesimlerinin durumu, bir yanıyla da (yeni bir sosyalist işçi kuşağının geliştirilmesinde avantaj haline getirilebilecek) “beyaz sayfa” olarak düşünülmelidir.

8- Bunun için kısa ve orta vadede;

- Sınıf çalışmasına ve işçi sınıfına yönelik sosyalist aydınlanma/aydınlatma kampanyaları

- Tüm yayınlarımızda, özellikle de işçi ve gençlik basınlarında (yerel bültenlere varana dek) sosyalizm esin ve ağırlığının nicel ve nitel olarak artırılması;

- Güncel konulara yama gibi ve dışsal durmayan, son derece yalın, fakat o ölçüde güncel, zengin ve canlı kılınacak; yazılı, görsel, sanatsal sosyalizm propagandasının altyapısının hazırlanması. Devrimci sosyalizm esininin, anlatmayla sınırlı kalmayarak bir bütün olarak yaşam, örgütlenme ve çalışma tarzına, tek tek işçilerle kurulan ilişkinin niteliğine dek yansıtılması;

- Devrimci sosyalizmin temel programatik konuluşu ile birlikte, toplumsal yaşam ve mücadelenin tüm alanlarını kucaklayan biçimde canlandırılması. Örneğin, proleter demokrasi, sağlık, eğitim, çalışma, zaman, mekan, kadın, çocuk, ulusal sorun, medya, spor, kültür-sanat, kent-kır, planlama, insan ilişkileri vd.;

- İşçi sınıfının en geniş, güvencesiz ve vasıfsız kesimlerinin yanı sıra yarı-vasıflı ve yüksek vasıflı kesimlerine özel yönelim zorunludur. Devrimci hareket bugüne dek sınıfın yalnızca vasıfsız kesimlerini örgütleyebilmiş ve onun durumuna uyarlanmıştır. Vasıflı kesimleri teorik, programatik, siyasal ve örgütsel olarak etkileme kapasitesinin olmaması, sınıfın dönem dönem çeperinde toplayabildiği diğer kesimleri içerisinde siyasal ve örgütsel bir derinlik yaratamamasının da önemli nedenlerinden biri olmuştur. Günümüzde kuşkusuz son derece yakıcı olan devrimci sendikal çalışmanın çeşitli kesitlerdeki başarısı ne olursa olsun, devrimci siyasallaştırma ve bir sosyalist işçi kuşağının tohumlarını atmada yaşanan büyük tıkanmanın bir nedeni de budur.

Diğer sınıf ve kesimlerden proletaryaya doğru itilen kafa emekçilerinin, meslek liseleri ve meslek yüksek okulları ile üniversiteli öğrenci hareketi içinde yetişenlerin, yanı sıra işçi sınıfının yeni bileşimi içinde daha vasıflı kesimlerin, işçi sınıfına sosyalizm doğrultusunda “yeni aydınlanma ve ilerleme öğeleri sunmasını” (Marks) sağlamakla da yükümlüyüz.

Lenin’in vurgusuyla, işçi sınıfının ve ittifaklarının, düşünen ve düşünebilen, bilgi-beceri potansiyeli daha ileri olan bütün temsilcilerinin, sınıf hareketi ve sosyalizmin ilerletilmesine katılımını sağlamakla yükümlüyüz.

Bu kesimler üzerindeki devrimci sosyalist etki, bir yanıyla sınıfın en geniş kesimleri içindeki devrimci faaliyet kapasitesinin artmasına bağlı olacaktır. Diğer yanıyla daha gelişkin bir devrimci sosyalizm projeksiyonu ve bütünsel bir sınıf stratejisi çerçevesinde teorik-programatik, siyasal-örgütsel çalışmaların geliştirilmesine bağlı olacaktır. En sonu, yeni ve daha yüksek bir komünist işçi sınıfı partisinin; sınıfın vasıfsız ve vasıflı kesimlerini, devrimci sendikal ve devrimci sosyalist çalışmayı, birlikte ve iç içe, birinden ötekine güç ve enerji aktararak örgütleyen bir işçi sınıfı partisinin inşasıyla hızlanacaktır.

Kuşkusuz sosyalizm “yalnızca vasıflı işçilerin anlayabileceği” bir şey değildir. Ancak işçi sınıfının en geniş kesimlerini de sosyalizmle tanıştırmak ve sosyalist politikalara kazanmak, bilimsel sosyalizm bilincine ve sınıfı bu eksende ilerletme becerisine vakıf olan kadro ve aktivist yapısından geçer.

Kaynak: www.sozalinterinin.org