Pazar, 11 Kasım 2007 (18 yıl 6 ay önce)
Öğrenciler içinde sınıf kutuplaşması belirginleşirken, işçi sınıfıyla dayanışma önem kazanıyor.
Dün Nanterre Üniversitesi'ndeki genel toplantıya bin 200 öğrenci katıldı. Grev, blokaj ve işgal önerilerinin 2 saat boyunca tartışıldığı toplantıda, sonlara doğru katılım biraz düşse de, 600 evet, 199 hayır oyuyla, eylem kararları çıktı.
Toplantılar geniş katılımla örgütleniyor
Herkese açık toplantılar, üniversite içine ve dışına geniş duyuruyla düzenleniyor. Toplantıya öğrencilerin yanısıra, öğretim üyelerinin, üniversite işçi ve emekçilerinin de azımsanmayacak katılımı vardı. Önümüzdeki hafta sınırsız greve çıkacak demiryolu işçilerinin bir temsilcisi de toplantıda yer aldı. Çok küçük bir azınlıkta kalsalar da, çıkardıkları abartılı gürültü ve provokatif tutumlarla Sarkozy yanlısı bir grup öğrenci de toplantıda bulunuyordu!
Mücadele karşıtları da konuşuyor
Azınlıkta kalan öğrencilerin ağızlarından dökülen militan eylem karşıtı görüşler pek tanıdık:
"Grevci öğrenciler medyada hedefsiz ve yasa tasarısını sorun çıkarmak için vesile yapanlar olarak lanse ediliyor", "Grevcilerin kendileri bile niçin grev yaptıklarını bilmiyor", "Grevci öğrenciler öğrencilerin çoğunluğunu temsil etmiyor", "Solcu öğrenciler toplantıları kendi taraftarlarıyla düzenleyip oylamaları kazanıyor", "İşgal yapılırsa idare kampüsleri kapatır o zaman grevin de bir anlamı kalmaz.." vb.
Baskın çıkan direnişin dili ama
Grevci öğrenciler bu muhalefeti bertaraf etmekte pek zorlanmasalar da, mücadelenin zorluklarının farkındalar. CPE saldırısına göre özelleştirmenin bir adımı olan
"özerkleştirme" yasasının neden öğrencilerin eğitim ve yaşam koşullarına bir saldırı olduğunu açıklamak, daha karmaşık ve zor bir görev. Bu yüzden eylemleri, daha geniş bir katılım için etkili bir kitle çalışmasıyla birleştirmek gerekiyor.
Birleşik mücadele istim alıyor
Öğrenciler, mücadeleyi hem üniversiteler ve liseler içinde hem de toplum çapında yaygınlaştırma ve kitleselleştirme gerekliliğinin de tamamen farkındalar. Şu anda 85 üniversitenin 35'inde blokaj ve işgal eylemleri var.
Öğrenciler, bu mücadelenin CPE karşıtı mücadeleye göre daha zorlu ve çetin olacağının, daha fazlasını yapma gerektiğinin de farkındalar. Hepsinin ortaklaştığı nokta ise, işçilerin sürece müdahalesinin üniversitelerin özelleştirilmesine karşı mücadelede de kritik bir etken olduğu.
İşçilerde birleşik mücadelenin öneminin farkında
Toplantıda, öğretim üyeleri ve üniversite işçilerinin yanısıra, demiryolu işçisi de mücadeleyi yaygınlaştırmanın, kitleselleştirmenin, işçilerle öğrenciler arasındaki dayanışma ve birleşik mücadelenin önemini ısrarla vurguladılar. Grevci öğrenciler de CPE karşıtı mücadelenin yaratıcı eylem ve mücadele taktiklerinin yanısıra, işçiler ve emekçilerle dayanışma deneyimlerini iyi özümsemiş görünüyorlar. Ancak bu sefer Sarkozy hükümeti işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarına da ağır ve topyekun bir saldırı yürüttüğünden, işçi sınıfının mücadelesinden ve öğrenci eylemlerine destek ve dayanışmasından daha büyük bir beklenti içindeler.
Toplantılara katılım henüz grevlerden fazla
İşgal, blokaj gibi eylem biçimlerinin çekirdeğini, CPE karşıtı mücadele deneyime sahip öğrenciler oluşturuyor. Ancak, mücadelenin içinde çok sayıda yeni yüzün de görülmesi, grevci öğrencileri motive ediyor. Toplantılara katılım artmakla birlikte, işgal gibi eylemlere katılımın henüz sınırlı kalması, bu tarz daha militan eylemlerin birkaç yüz kişilik gruplarla sınırlı kalması ise, hızla aşılması gereken bir sorun oluşturuyor.
İdare binası da bloke edildi
Nanterre Üniversitesinde 5 fakülte binası ile birlikte idare binası da bloke edilmiş durumda. Üniversite yönetimlerinin, öğrencilerin işgal eylemlerine karşı, yeni yapılan binaların giriş koridorlarını dar inşa ettirmesi ve giriş kapılarının sayısını azaltması ise, ironik biçimde, binaların barikatlarla bloke edilmesini kolaylaştırıyor.
Üniversitelerde sınıfsal bölünme
Grevci öğrenciler, iktisat bölümünden öğrencilerin genellikle eylem karşıtı olduğunu; genellikle emekçi sınıflardan gelen öğrencilerin okuduğu bölümlerin öğrencileri ile zengin ailelerden gelen ve yüksek kazançlı meslek sahibi olma beklentisi içindeki hukuk, işletme, iktisat gibi bölümlerde okuyan öğrenciler arasında derin bir bölünme olduğunu da vurguluyorlar.
"Zengin" bölümlerde okuyan öğrencilerin mücadeleye katılımının çok düşük ve genellikle karşıt olduğunu, CPE karşıtı mücadele sırasında bir grup iktisat öğrencisinin blokajı zorla aşarak binaya girerek grev kırıcılığını yaptığını öfkeyle anlatıyorlar. Üniversite öğrencileri arasındaki bu bölünme de, aslında öğrenciler arasındaki sınıf farklılaşması ve kutuplaşmasının apaçık bir ifadesi.
Genellikle emekçi ailelerden gelen grevci öğrencilerin, işçi sınıfının mücadelesiyle etkileşiminin artması da bunun bir göstergesi. Tüm bunlar da,
"toplumun proleterleşmesi proletaryanın toplumsallaşması" tespitini doğruladığı gibi, sınıfa karşı sınıf ekseninde birleşik sınıf mücadelesinin de zeminini güçlendiriyor.