Güney Koreli otomotiv tekeli Hyundai, 2007 yılında otomotivde dünyanın ilk beşine girmeyi kafasına koydu. Bu hedefe ulaşmakta Avrupa pazarının önemini de gayet iyi biliyor. Şimdilerde Avrupa pazarına yakın bir yerlerde, 300 bin otomobil üretim kapasiteli bir yatırım için yer aramaya başladı. Başa yazdığı 2 şeçeneği var Hyundai'nin: Çek Cumhuriyeti ve Türkiye. Toplam 1.2 milyar Euro'luk yatırımın üstüne Türk işbirlikçi tekelci burjuvazisi ile birlikte Türk-İş de atladı. Hyundai’ın talepleri bitmek bilmiyor; bedava arsa, vergi indirimi, demiryolu, liman, teşvikler ve elbette en ucuz işgücü.
Çek işbirlikçi burjuvazisi, Hyundai’ın fabrika yatırımı için beğendiği arsayı, sahipleri satmak istemese de, fiyatı yükseltip (40 milyon Euro’luk bütçe ayrıldı) devlet zorunu da devreye sokarak alınca, en önemli sorun da çözülmüş oluyordu. Vergi indirimi ve teşvikler konusunda sundukları olanaklar zaten ortadaydı; Ar-ge teşvikleri, 10 yıllık vergi tatili, yaratılan istihdam başına 14 bin dolar iade, şimdi de bunlara bedava arsa eklenmeşti. Ücrete gelince, Çek Cumhuriyeti’nde asgari ücret, Türkiye’de son yapılan “zam” ile 380 liraya çıkarılan asgari ücretin dahi altındaydı! Türkiye cephesinde ise sadece işbirlikçi tekelci burjuvazi ve hükümet değil; tüm yerel burjuvazi de belediyeler, ticaret odaları üzerinden, yatırımın kendi bölgelerinde yapılmasını sağlamak için seferber oldular. Başbakanlarının da kendisini geliştirdiği bir konu olan pazarlama yeteneklerini konuşturmaya başladılar:
“Sakarya’da Toyota, Toyota Boshoku, Toyota Tsusho, Otoyol, Otokar, Goodyear, Segman, Başak Traktör, Tank Palet, Vagon Fabrikası, Yazaki, Lucas, Tırsan gibi otomotiv ve motorlu araçlar sektöründe faaliyet gösteren büyük sanayi kuruluşları ve buna paralel olarak yan sanayi ürütemi yapan çok sayıda KOBİ işletmeleri bulunmaktadır. Yetişmiş kalifiye eleman ve ucuz işgücü imkanlarına sahip olan ilimizde, Sakarya Üniversitesi’ne bağlı mühendislik fakültesi, çok sayıda meslek yüksek okulu, Milli Eğitim bünyesinde mesleki ve teknik eğitim veren kurumlar bulunmakta, işgücü temini açısından da hiçbir sıkıntı yaşanmamaktadır.
Sakarya’da 300, 500, 1000 ve 1500 dönüm büyüklüğünde dört adet arsa belirledik. Tespit edilen bu yerlerin Hyundai tarafından beğenilmemesi durumunda ilimizdeki mevcut işadamlarının oluşturduğu konsorsiyum tarafından, firmanın ilimizde beğendiği bir yeri satın almak suretiyle firmaya bedelsiz olarak hibe edeceğimizi, Hyundai firmasının Türk ortağı Kibar Holding’in YK Başkanı sayın A. Kibar nezdinde Hyundai yetkililerine bildirerek, ilimize davet ettiğimizi ve yapacakları yatırımın her aşamasında kendilerine destek olacağımızı...” (Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erol Öztürk)
Ancak hem IMF, hem de AB uyum paketine göre yatırım indirimlerinin yılbaşından itibaren kaldırılacak olması, sorun oluşturuyor. TÜSİAD ve TOBB’dan gelen, büyük yatırımlara özel teşvik verilmesine ilişkin düzenleme, IMF’nin karşı çıkışıyla Kurumlar Vergisi Yasa Taslağı‘na sokulamadı. Düzenlemenin, yasa Meclis’te görüşülürken eklenmesine çalışılacak!
Hyundai yatırımının Türkiye’ye çekilmesi için mücadele edenlerden biri olan, içinde yer aldığı Asgari Ücret Tesbit Komisyonu‘nun asgari ücreti 380 liraya yükseltmesinin ardından asgari ücretlilerden duasını esirgemeyen (“Allah asgari ücretlilere yardım etsin”) Türk-İş ise Genel Başkanı Salih Kılıç ağzından, “Hyundai’nin yatırım yapması halinde fabrikada 3 bin, yan sanayi ile birlikte 20 bin kişi iş sahibi olacak. Hükümet, fabrikanın Türkiye’de kurulması için elinden geleni yapmalı” diyor…
Emperyalist tekellerin bağımlı ülkeleri, ülkeleri de yeni işbölümü içinden yerellere parçalayarak birbirleriyle rekabete ve kendini pazarlama savaşımına sokması, azami kar doğrultusunda işçi sınıfını parçalayarak kendi içinde rekabeti derinleştirmeyi ve “dibe doğru yarışı” sürdürmeyi hedefliyor.
Bugün egemen olan ve işçi sınıfının tüm tarihsel-toplumsal kolektif mücadele kazanımlarının gasp edilmesini getiren gelişme bu olmakla birlikte; karşıtını da geliştirip güçlendiriyor. Otomotiv sektörünün emperyalist tekeller tarafından dünya çapında yeniden yapılandırılması ve Türkiye’nin, bu yapılanma içinde son dönem büyük ölçekli sermaye yatırımları (Ford, Toyota, Hyundai vb.) ile bölgenin üretim ve ihracat “üssü” olarak öne çıkması, ana fabrikalar, yan sanayi ve dünya çapındaki taşeronluk ağları (örneğin Hyundai Assan, Hyundai’nin Hindistan‘daki fabrikası ile Accent modeli için parça değişimine yöneltiliyor; buna göre, Türkiye’de üretilen bazı parçalar Hindistan’daki fabrikaya, Hindistan’daki fabrikada üretilen kimi parçalar da Türkiye’deki fabrikaya gönderilerek “sinerji” yaratılacak) ile birlikte, sektördeki işçilerin bu ağlar içinde örgütlenerek işçi sınıfının gelişkin bir bölüğü olarak ortaya çıkmasının koşullarını oluşturuyor.