Proletarya Enternasyonalizmi

Üretimin uluslararası ölçekteki toplumsallaşması, sınıfın enternasyonalist eylem zorunluluğunu ortaya koyar..

GÜNCEL
Cumartesi, 14 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)

1- Enternasyonalizm, özellikle de günümüzde, işçi sınıfı hareketinin kaçınılmaz bir ihtiyacıdır.

Hemen bir soru: İşçi sınıfının ulusal ölçekteki sendikal örgütlülük ve dayanışmasının bile dağıtıldığı, yerel parçalanmışlık ve rekabete itildiği bir süreçte enternasyonalizmden bahsetmek ütopik midir?

İşçi sınıfı enternasyonalizmi ütopik değil, her zamankinden somut ve güncel bir sorundur.

Üretimin uluslararası ölçekte ilerleyen toplumsallaşması, işçi sınıfı enternasyonalizminin de gelişen dinamiklerini ve zorunluluğunu ortaya koyar. Evet, yeni emperyalist kapitalist işbölümü, yeni uluslararası üretim ve emek organizasyonları, işçi sınıfını hem ulusal hem de yerel olarak parçalamakta, dibe doğru rekabetini koşullamaktadır. Fakat bir ve aynı süreç, üretimin daha ileri düzeyde uluslararasılaşması sürecidir; işçi sınıfının da uluslararası dayanışma ve mücadelesinin yeni ve daha yüksek ön koşullarını yaratır.

Henüz çok cılız da olsa, işçi sınıfının uluslararası dayanışma-eylem (hatta örgütlenme) arayış ve girişimlerinde belli bir yükseliş eğilimi vardır. İnternet bağlantıları; çeşitli uluslararası organizasyon, yayın, konferans ve kampanyalar; otomotiv sektöründe birkaç kez “Avrupa grevi"nin gündeme gelmesi, serbest bölgelerde “sınır ötesi” örgütleme girişimleri, belli bir emperyalist tekelin değişik ülkelerdeki kolları arasında dayanışma eylemleri; emperyalist tekel işçilerinin bağımlı ülkelerdeki taşeron ağlarında çalışan işçilerle bağlantı kurma girişimleri; uluslararası grev-direniş ziyaretleri; uzun soluklu grev ve direnişteki işçilerin oluşturduğu uluslararası heyetler; çalıştıkları tekelin merkezinin olduğu ülkelere yaptıkları “çıkartmalar” vb. Uluslararası anti-neoliberal muhalefet de ("küreselleşme karşıtı hareket"), Fransa ve Avrupa’daki büyük grev hareketleriyle (1995) Latin Amerika’daki işçi ve yoksul köylü hareketlerinin etkileşiminden doğmuştu.

Bugün için bu örnekler çok cılız, belirsiz, bulanık olabilir. Ama uzun vadeli bir tarihsel eğilimin (dinamiğin, zorunluluğun) irili ufaklı belirtileri olmalarıyla önemlidirler.

Proletarya enternasyonalizmi, işte bu “zorunluluğun bilinci” ve programıdır.

2- İşçi sınıfının uluslararası dayanışması, eylemi ve örgütlenmesi nesnel bir eğilim olmakla birlikte ne kendiliğindenliğe bırakılabilir, ne de belirsiz bir geleceğin sorunu olarak görülebilir. Devrimci proletarya enternasyonalizminin kanalları yaratılamazsa o, devrimci proleter olmayan kanallara akar.

Nitekim günümüzde çok sayıda, uluslararası “sivil toplumcu", sosyal liberal, troçkist, anarşist vb. ağ ve organizasyon mecuttur. Bunlar proletarya enternasyonalizmi güç ve ufkundan çok uzak olsalar da uluslararası bilişim-iletişim ağ ve organizasyonlarıyla, uluslararası etkinlik ve toplantılarda köşe başlarını tutmalarıyla, azımsanmayacak bir etkide bulunabilmektedirler. Hatta şu veya bu düzeyde etkiledikleri aydınlar, akademisyenler, gençler, sendikalar vb. ile fizik olarak bulunmadıkları ülkelerde dayanaklarını yaratabilmektedirler. (Bunun son örneği, Türkiye’de de yerel bir bülten çıkarmaya başlayan ve Emek Platformu’na “İşçilerin Kendi Partisini” kurmayı öneren, Türkiye’den de sendikacıların katılımıyla uluslararası kongreler düzenleyen “İşçilerin ve Halkların Uluslararası Bağlantı Komitesi (ICL)”dir).

Sendika emperyalizmi de bu noktada gözardı edilemeyecek bir deformasyon kaynağıdır. Emperyalist tekellerin ve devletlerin kontrolü altındaki büyük, uluslararası sendikalar, bağımlı kapitalist ülke sendikalarının emperyalist kapitalist üretim ilişkilerinin yeniden düzenlenmesine uyarlanmasını sağlamaktadır. Son yıllarda özellikle DİSK ve KESK’in AB sendikaları ile ilişkileri tipiktir.

3- Burjuvazi, işçi sınıfının uluslararası hareketini engellemek için her şeyi yapmaktadır. Her şey sermayenin uluslararası hareket serbestisini artırmaya ayarlanırken, emek gücünün serbest dolaşımı engellenmektedir. Uluslararası ekonomik entergrasyonun en fazla ilerlediği AB bünyesinde, bırakalım işçilere uluslararası grev ve dayanışma eylemi hakkı tanınmasını, AB Komisyonu ulusal ölçekli grevlere uluslararası mal dolaşımını engellediği gerekçesiyle müdahale yetkisine sahiptir. Ortak eylemler için kıllarını kıpırdatmayan AB sendika bürokrasisi, Avrupa kapsamında kendiliğinden gelişen “resmi olmayan dayanışma eylemleri” ve “grev turizmi”ni (uluslararası dayanışma ziyaretleri) engellemek için ortak toplantılar yapabilmektedir!

Bu tür yasak ve engellemeler, “uluslararası anti-neoliberal hareket"e karşı ve özellikle 11 Eylül sonrasında daha da ağırlaştırılmıştır. Ama ne uluslararası işçi göçleri, ne de işçi sınıfının uluslararası eylemli etkileşim ve dayanışması yasalarla engellenebilir!

4- Bazı liberal oportünist akımlar, “Mücadeleyi küresel ölçeğe taşıma” şiarını, ulusal ölçek ve iktidar mücadelesinden yüzgeri etmenin kılıfı olarak kullanmaktadırlar. “Ulusal ölçeğin, ulus-devletin önemsizleştiği” gibi savlar, mücadelenin ulusal ölçekten ileriye taşınmasına değil, geriye kırılmasına, yerelci parçalanmasına hizmet etmektedir.

“Anti-emperyalizm, bağımsızlık” şiarlarını, koyulaşan bir küçük burjuva milliyetçiliğini işçi sınıfına propaganda etmenin kılıfı yapan akımlar da yok değildir. Bunların söylemleri de, emperyalist kapitalizmin bugünkü saldırganlığına karşı bir dönemki biçimini savunmaktan öteye geçmemekte ve bundan zarar gören burjuva ve orta sınıf kesimlerinkiyle iç içe geçmektedir.

5- Ne var ki, yerel ölçekte (geleneksel işçi havzalarında olduğu kadar yeni gelişen işçi havzalarında) güçlü dayanaklar ve örgütlülükler geliştiremeyen ve bunlara ulusal ölçekte merkezi-kolektif hareket yeteneği kazandıramayan bir işçi sınıfı hareketi etkisizleşir.

Aynı şekilde, ulusal ölçekte güçlenen bir örgütlülük ve hareket yaratamayan, iktidarı sarsma ve alma hedefini ortaya koyamayan bir işçi sınıfı hareketinin uluslararası mücadelesi de havada kalır.

Ve ama, enterasyonalist bilinç, ufuk, bağlantı ve koordinasyonlar yaratamayan bir işçi sınıfı hareketi ulusal ölçekte konum kaybeder.

Bu açıdan “enternasyonalist düşün, yerel/ulusal ölçekte başla” sloganı anlamlıdır!

Sınıf mücadelesinin daha ileri olduğu ülkelerdeki işçi ve halk hareketlerinin dünya proletaryasının sempatisini kazanmakla kalmadığını, aynı zamanda bu ülkelerdeki düşünsel-siyasal akımların da uluslararası etki gücünün arttığına dikkat edilmelidir. (Örneğin günümüzde Latin Amerika ülkeleri.)

6- İşçi sınıfı enternasyonalizmi konusunda bazı hedefler:

- Burjuvaziye ve emperyalist kapitalizme karşı asgari tutarlığa sahip militan bir uluslararası sendikal mücadele anlayışının belli başlıklar altında toplanmış somut bir programa bağlanması ve bu temelde yürütülecek süreklileşmiş bir ajitasyon- propaganda faaliyetinin kurumsal temel ve araçlarının yaratılması için çaba harcanması,

- Enternasyonal internet bağlantı gruplarının oluşturulması,

- Türkiye’deki grev ve direnişlerin, uluslararası planda duyurulması, ilk elde sembolik de olsa destek ve dayanışma organizasyonu. Aynı şekilde, çeşitli ülkelerdeki grev ve direnişlere Türkiyeli işçilerden dayanışma…

- Neredeyse dünya çapında eş zamanlı hale gelen, benzer maddelerden oluşan sosyal yakım paketlerine karşı direnişler arasında doğrudan etkileşim sağlanması,

- Sosyal liberalizm ve pasifizm çıkmazında bugün bir tıkanma yaşayan ve yol ayrımında bulunan “küreselleşme karşıtı hareketi” proletarya sosyalizmi ve militan bir sınıf hareketi temelinde etkileyebilmek için uluslararası düzeyde merkezi ve yerel bağlantı ve ilişkilerin geliştirilmesi ve örgütlü ve sürekli hale getirilmesi.

Kaynak: www.sozalinterinin.org