Tezkoop-İş'de örgütlü olan ve grev sürecinde bulunan Gima işçileriyle grev sürecine ve örgütlenme sorunlarına ilişkin konuştuk
Tezkoop-İş'de örgütlü olan ve grev sürecinde bulunan Gima işçileriyle toplu sözleşme, grev süreci ve sektördeki örgütlenme sorunlarına ilişkin konuştuk:
Gima'da ki grev sürecinden bahseder misiniz?
Temsilci: 2005 Mayıs ayında bağlı olduğumuz Fiba Holding, Gima ve Endi'leri Sabancı grubu ile ortak olan Carrefour şirketine sattı. Bizler Gima ve Endi çalışanları olarak Tezkoop-İş sendikasına üyeyiz ve toplu iş sözleşmelerini aynı sendika yürütmektedir. Toplu sözleşme görüşmeleri Haziran 2005’de başlamasına rağmen 7 aydır sürmektedir. Carrefour yapılan taleplerin bir kısmını kabul etmemiş, kendisinin sözde şirketi zararda satın alması, yeni mağazalar açmak istemesi ve market sektöründe yaptırdığı bir araştırma ile bu sektörde en çok olanaklara sahip olan işçinin burada olması bahaneleri ile elimizde bulunan hakların bir kısmını almak istemiştir.
Bunun üzerine, toplu sözleşme Kasım ayında uyuşmazlıkla sonuçlanmış ve arabulucular devreye girmiştir. Bir aylık arabuluculuk sürecinde de anlaşmaya varılmayınca 6 Aralık 2005 tarihinde grev kararı alınmıştır ve kanun gereği işverende 8 Aralık 2005 tarihinde lokavt ilan etmiştir. 9 Aralık 2005 tarihinde iş yerlerimizde Çalışma Bakanlığı’ndan gelen yetkililer tarafından grev oylaması yaptırılmış Ankara ve Adana harici illerde “evet” oyu çıkması nedeni ile greve evet kararı alınmıştır.
9 Şubat tarihine kadar Gima işçileri olarak greve çıkmamız gerekmektedir. İl sendika temsilcilerinin kararlaştıracağı tarihte greve çıkılacaktır. Bu arada işverenle de bir anlaşmaya varılabilir.
Grev sürecinde işçilerin beklenti ve talepleri nelerdir?
Temsilci: Grev sürecine gelinmesindeki en önemli neden toplu sözleşmede işverenin zam vermemesinden çok, iş güvencemizin olmamasıdır. Gima işçileri olarak yılda 4 ikramiye ve sosyal yardımlar almaktayız. İşverenin talebi Ocak 2006’dan itibaren başlayacak işçilerin 2 ikramiye ve alınan sosyal yardımlardan %50 yararlanmasıdır. Bunun bizim için üç olumsuz koşulu bulunmakta:
a) Yeni başlayacak işçinin bizden düşük ücret alması demek eski işçinin tasfiye edileceği anlamına gelmektedir. Gima bünyesinde 1200 kadrolu 1300 sözleşmeli işçi bulunmaktadır. Ve bunlardan yaklaşık 200 kişisi yaklaşık 15 senedir çalışmaktadır.
Kısacası 1 eski işçi = 2 yeni işçi anlamına gelmektedir. Bu konuda patron işten çıkartmayacağına garanti vermektedir. Fakat yeni iş yasayla beraber uygulamaya sokulan esnek çalışma yöntemi ile işçiyi işine 3 araçla yollamakta ve daha zor koşullarda çalıştırarak yıldırma politikası uygulamaktadır. Carrefour’un toplu sözleşme imzaladığı dönemden itibaren 90 kişi çeşitli nedenlerle işten çıkarılmış veya çıkarılmaya zorlanmıştır. İş güvencemizin olmaması nedeni ile bu maddeyi kabul etmiyoruz.
b) İşyerinde iki farklı koşulla çalışan işçi olması rekabetin artması ve birlikte hareket etmenin azalması anlamına gelecektir. Patronun bizi birbirimize düşürmemesi ve yaratılan dayanışmanın bozulmaması adına bunu kabul etmiyoruz.
c) Bizimle beraber Carrefour ve Champion marketlerinde bulunan işçilerde sendikalaşmaya başlamış bulunmaktadır. Tezkoop-İş sendikası yetkiyi almasına rağmen Cerrefour itiraz etmiştir. Bu nedenle bizim toplu sözleşmeden iyi bir kazanımla çıkmamız Carrefour ve Champion işçisinin de koşullarının iyileşmesi anlamına gelecektir. Bu sadece burada değil yurtdışında bulunan Carrefour işçisinin de önünü açmıştır. Bu nedenle bu toplu sözleşmenin bizim için olumlu sonuçlanması gerekmektedir.
İşveren toplu sözleşmenin kendi istediği biçimde imzalanması durumunda diğer yerlerinde sendikalaşmasına izin vermektedir. Bu toplu sözleşmenin önemini arttırmaktadır.
Gima işçilerinin çalışma koşullarından bahseder misiniz?
Gima’da çalışan işçi yarı zamanlı ve tam zamanlı olarak ikiye ayrılmaktadır.
Yarı zamanlı yani part-time işçiler haftada 30 saat çalışmaktadır. Genelde 6 gün 5 saat çalışmakta ve bir gün izin kullanmaktalar. Maaş 220 YTL, yol 108 YTL, yemek, SSK, gıda çeki 41 YTL ve ayrıca kasiyerler 11 YTL kasa yardımı almaktadırlar.
Tam zamanlı personel haftada 45 saat çalışmaktadır. Günde 7,5 saat ve haftada bir günde izin kullanmaktalar. Asgari ücret + Yol:108 YTL+ Yemek+ SSK+ özel sağlık sigortası+gıda çeki 81 YTL almaktadırlar. Bunun yanında tam zamanlı personel 4 ikramiye ve sosyal yardımlardan yararlanmakta ve yeni çıkan yasa ile yarı zamanlı çalışan personelde Ocak 2006 tarihinden itibaren bu haklardan yararlanacaktır.
Fakat bu haklar çok zorlukla alınmış bulunuyor. Gima kamu teşebbüsü olduğu tarihten itibaren 3 patron değiştirmiş ve bu arada çalışan işçiler bu hakları mücadele ederek almışlardır. 1991 yılında yine toplu sözleşmedeki uyuşmazlık nedeni ile greve çıkılmış ve birçok arkadaşın sürgüne gönderilmesi ve işten çıkarılmasına rağmen birçok kazanım elde edilmiştir.
Gima’daki çalışan işçinin en büyük sıkıntısı personel maliyetinin fazla olması ve işyerlerinin daha fazla kar elde edebilmesi gerekçesiyle işverenin az kişi çalıştırmasıdır. Bu nedenle personel çok yoğun çalıştırılmaktadır. Ayrıca çoğu yerde işçi arkadaşlarımız kötü muameleye maruz kalmakta ve hakarete uğramaktadır. Fazla çalıştırılan işçilere mesaileri yatmamakta veya az yatırılmaktadır. Ayrıca sayım ve gece çalışmaları çok sık yapılması nedeni ile personel zorlanmakta ve yine mesai alamamaktadır. Mağazalarda bulunan arkadaşlarımız pazar yeri gibi soğukta malın satılması için dışarıda satış yapılmaya, kasiyer arkadaşlarımız banka kredi kartı tahsilatı almakta ve hatta bu nedenle yüklü miktarlarda açık vermektedir. Bunun yanında kurban satışı, Milli Piyango bilet satışı gibi kendilerinin görevi olmayan ürünlerinde satılmasına zorlanmaktadır.
Fakat diğer market sektörüne bakıldığı zaman Gima, Migros işçilerinin koşullarının daha iyi olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Yerel marketler, Tansaş, Real gibi marketlerdeki işçiler 12 saat çalıştırılmaktadır. İşyerinin bütün işlerini onlar yapmakta ve asgari ücretten belki biraz daha fazla almaktadır. Bu nedenle hem sendikanın olması hem de işçinin hakları araması anlamında bizim kazanımımız daha iyidir.
Gima işçilerinin sınıfsal işçi bilinci ne durumda?
Part-time işçinin fazlalığı, bu işçilerin çoğunun işe giriş nedenlerinin cep harçlıklarını kazanma isteği oluşu nedeni ile işçinin sınıf bilincinin ileri olduğunu söyleyemeyiz. En küçük bir sorunda hemen işten ayrılmakta ya da birbirleriyle tartışmaktadırlar. Hemen her çalışan sistemin vermiş olduğu ideolojinin de sonucu olarak kendini “işçi” kimliğinden önce reyoncu, kasiyer, şarküterist, Kürt, Çerkez gibi kimliklerle tanımlaması sınıf kimliğini unutması anlamına gelmektedir. Bu da yapılan işin bir bütün olduğunun unutulması anlamındadır. Örnek olarak: Depoda bulunan arkadaşımız malı mağazalara gönderimini yapmazsa, mağazada bulunan arkadaşımız malı alarak reyonlara açmazsa ve kasiyer arkadaşımız bunun satışını gerçekleştirmezse şirketin kar etmesi mümkün değildir. Bunun yanında bu mekanizmanın bir parçasının durması yine akışın yavaşlaması anlamına gelecektir. Full-time çalışan arkadaşlara çok iş düşmektedir. Çünkü mağazaların işlemesini onlar sağlamaktadır. Ve part-time personele rağmen hem dayanışma anlamında hem de işçi kimliğinin öne çıkarılması anlamında daha bilinçli olduklarını söylemek daha doğru olacaktır.
Hipermarketler de örgütlenirken karşılaşılan sorunlar nelerdir?
Öncelikle sendika olsun olmasın örgütlenmedeki en büyük zorluk giriş-çıkışın çok fazla olmasıdır. Genel olarak yerel marketlerde çalışan işçilerin çalışma koşullarının çok ağır olması nedeni ile uzun süre kalamaması söz konusudur. Bunun yanında bugün işsizliğin çok fazla olduğu bir ülkede sendikalaşma veya sorunlara karşı örgütlenme anlamında çok zorluk çekilmektedir. Ayrıca işverende bu konuda oldukça dikkatli davranmaktadır. Özellikle market sektörü birbiriyle oldukça bağlıdır. Hemen hemen bütün patronlar aynı koşullarda çalıştırmaya özen göstermektedirler. Buna arada gizli bir anlaşma var da denilebilir. Migros’un, Tansaş’ın, Real’in almış olduğu zam oranlarına göre işveren bu toplu sözleşmede bize önerisini sunmuş ve bu araştırmayı yaptığını söylemiştir. Bu nedenle patronlar arasındaki uyum bizim karşımızda eğer birleşmediğimiz takdirde büyük bir sorun halindedir.
Bu sektörde örgütlenen sendikaların sürece yaklaşımı ve işçilerin sendikaya bakış açısı nasıl?
Market sektöründe örgütlenen üç sendika bulunmakta Sosyal-iş, Tezkoop-İş ve Koop-iş. Bunlardan en büyüğü Tezkoop-iş sendikasıdır. Şu anda Migros ve Gima’da örgütlü, Real, Carrefour, Kipa’da yetki belgesini almış durumda. Bizim de bağlı olduğumuz Tezkoop-iş sendikası örgütlenme anlamında diğer sendikalardan daha iyi bir durumda bulunmasına rağmen bilindiği gibi sendikanın iyi olmasından değil, rant kaygısından da ileri gelmektedir. Toplu sözleşme sürecinde sendika bizim adımıza yürütmesine rağmen eğer sürecin takipçisi olunmadığı durumda biliyoruz ki anlaşma en geri noktada bile sonuçlanabilir. Bir önceki toplu iş sözleşmesinin sonucunun sendika yöneticilerine sorduğumuzda bize “zam az aldık ama bakın bize 90 milyonluk ayakkabı verdiler” cevabını vermişlerdi. Bizde bu noktayı hiç unutmayarak bugün gelen aşamada sendikayı sıkıştırmaya ve sürecin bir parçası olmaya çalışmaktayız. Bu anlamda sendikada sürekli olarak işçi temsilcilerini toplamış, işçi temsilcilerinin baskısıyla işçilere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmış, bununla beraber özellikle son masaya oturuşlarda sendikanın geri tutum almasına rağmen haklarından vazgeçmeyeceğini söyleyerek grev kararını işçiler olarak almış bulunmaktayız.
Aslında bakıldığında önceki süreçlerden kaynaklı olarak işçilerin sendikaya ve özelliklede sendikacılara güveni bulunmamaktadır. Bu da doğaldır. Çünkü sendikacılar seçim veya toplu sözleşme dönemleri dışında işyerlerini gezmemekte ve işçilerin yaşadığı sorunlar karşısında duyarsız davranmaktadırlar. Sendikacıların bizim istediğimiz gibi kararlar alması, daha çok sorunlarımıza sahip çıkmasını istiyorsak bizim sürece dahil olmamız gerekmektedir. Eğer sürecin bir parçası haline gelebilirsek biliyoruz ki bizi satamazlar. Bu nedenle bizlerde toplantılara daha fazla kişi gitmeye ve sendikayı boş bırakmamaya çalışmaktayız.