Perşembe, 31 Ocak 2008 (18 yıl 6 ay önce)
Nokia tekelinin Bochum'daki fabrikayı kapatıp, üretimi "işçi ücretlerinin Almanya'nın onda biri olan Romanya" ve bir kısmını da Macaristan'a kaydırma kararı, benzer saldırılarla karşı karşıya kalabilecek sınıfın geniş bölüklerinden aldığı tepkiye rağmen, IG Metal ve İşyeri Temsilciliği "özel plan"larını açıkladı. Temsilcilik tekel yönetimine "üretimi iki katına çıkartma ve üretim maliyetini Romanya, Macaristan düzeyine indirme planı" sundu.
Bu planın yaşam bulması için de 14,3 milyon Euro’ya gereksinim duyulduğu açıklandı. NRW Eyalet Başbakanı Jürgen Rüttgers bu planın kokusunu daha önce yaptığı açıklamalarda vermişti. Nokia tekelinin üretim maliyetleri konusunda Romanya ile boy ölçüşmesi için yapılabilecek yatırım gereği bu rakamın kasalarında olmasını salık vermişti.
Fabrikanın kapatılması kararından beri, hükümet ile birlikte sendika bürokrasisinin kafa kafaya verip yumurtladıkları şey, sadece Nokia’da çalışanlara değil, tüm işçi sınıfının geleceğine bir saldırıdır.
Zaten üretimi ucuz işgücü alanlarına kaydırma/kaçırma saldırısının altında bir bütün olarak uluslararası alanda işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını kölelik koşullarında eşitlemek yok mudur?
İşte Bochum Nokia IG Metall ve İşyeri Temsilciliğinin bu "özel planı", işçi sınıfının çalışma ve yaşamının kölelik koşullarına indirilmesinin Almanya’ya taşınmasına öncülük etmeyecek mi?
Kapatma kararının da bu özel planın da çıkış noktası bir ve aynıdır. Her ikisi de işçi sınıfı ve emekçilerin tarihsel kazanımlarının yerle bir edilmesine hizmet etmektedir.
Tek çıkış yolu Grev!
Aslında ortada bir çıkışsızlık, çaresizlik yok. Tarihsel olanda da bugünde de işçi sınıfının mücadele defterinde ahlanmak-vahlanmak, ağlamak yazmamaktadır.

Nokia tekelinin açtığı savaşa karşı kullanılabilecek tek mücadele silahı, bürokratik sendikaları da silkeleyecek grevdir. Birleşik, kitlesel ve militan bir grev ve mücadele hattının örülmesidir. Bochum Opel işçilerinin, 2004 Ekim’inde sendikanın ve işyeri temsilciliğinin bütün engelleme ve bölme çabalarına karşı sergiledikleri direniş saldırıyı geri püskürtmüştü.
Fakat Nokia’da ne oldu? Kapatma kararı gündeme geldiğinde buna grevle yanıt verip, bölgesel düzeyde bir direniş örgütleyip onun uluslararası dayanışma ayaklarını örmek yerine sırtını hükümete dayayan, oradan çözüm bekleyen bir hatta girildi.
Taşeron firmalardan atılmaya başlayan işçilerin yerine de çalışılarak, mesai yapılarak Nokia patronlarının
"vicdanı"na oynandı.
Bugüne kadarki tutum ve sendikanın aldığı son karar işçi sınıfına onun mücadele birikimlerine ihanettir. İşçi sınıfının sırtına vurulmuş bu hançer sökülüp atılmalıdır.
IG Metall Genel Merkezi
"Biz 28 Şubat’ta yapılacak Denetleme Kurulu toplantısı sonuçlarına göre hareket edeceğiz" açıklaması yaptı. İş işten geçtikten ve Nokia tekelinin saldırganlığında yol almasından sonra, ihaneti derinleştirmekten başka nasıl bir harekete geçiş olur bu?
Daha fazla geç kalınmadan, tüm işçilerin katıldığı bir grev başlatılmalı, aileler ve bölge halkıyla birlikte direniş örgütlenmeli, Almanya çapında ve uluslararası düzeyde dayanışma ağları örgütlenmelidir. Tek çıkış yolu budur!
Nokia’nın kapatılması kararına karşı 22 Ocak’ta gerçekleştirilen eylemde Yaşanacak Dünya muhabirlerinin aldığı işçi görüşleri:
Bugün neden buradasınız?
Fazlı Bulut (Köln/Ford): Nokia’da çalışan arkadaşlarımıza destek için buradayız. Bugün Nokia fabrikası kapatılmak isteniyor. Fazla kar için Romanya’ya taşınmak isteniyor. Aslında Nokia’ya 88 milyon Euro civarında destek verilmesine rağmen halen taşınmak isteniyor. Bu nedenle Ford çalışanları olarak 300 arkadaş dayanışmada bulunmak için buradayız. Bugün Nokia işçilerinin yaşadıkları yarin bizimde başımıza gelebilir. Çünkü işletme sahipleri bizden çok kendi ceplerini düşünüyorlar bunun için bugün dayanışma günü ve hepimiz işçiyiz bir birimize destek vermek zorundayız.
Cemal: 35 yıldır Almanya’da yaşıyorum. Duisburg/maden ocağında çalışıyorum. Global sistemden dolayı, işverenler daha fazla kazanmak için nerede ucuz işgücü var işyerlerini oralara taşıyorlar. Bugün Nokia’da yaşananda budur.
Bu neoliberal saldırılar hakında ne söyleyeceksiniz?
Bugünkü saldırılarda açıkcası kaygılanıyorum. Dün Bochum, Siemens bugün Nokia yarın hangi işletme olur belli değil. Bu iş yerlerinin kapatılması çocukları, gençleri etkiliyor. Gençlerin bir eğitim yeri bulmaları ortadan kalkıyor. Bu da tabi ki böyle giderse sosyal bir kargaşaya dönüşüyor. Çünkü şu an Bochum Ruhe bölgesinde işsizlik oranı aşağı yukarı yüzde 12, yüzde 13’lere yaklaşıyor. Şimdi bu rakam yabancılar arasında yüzde 45’e yaklaşıyor. Bu işsizlik yabancı düşmanlığını da körükleyecek.
Bu körükleme nasıl olur?
Bak Ali çalışıyor ve sen işsiz kaldın böylelikle Ali’ye karşı bir düşmanlık gelişecektir. Ve böylelikle hedefleri olan işçi, emekçileri birbirine düşüreceklerdir.
Politikacı ve yöneticiler, kendi sorumluluklarını ve işlerini yapamadıkları için, problemleri başka yere aktarmak ve kimlerin sırtına yüklerim gibi bir suçlu aranıyor. Bu suçluda kim olabilir? Toplumun en altındaki, kendini savunamayan kişiler olabilir.
Neden kendini savunamayan diye tanımlıyorsunuz?
Gayet tabi örgütlenmemiş, toplu bir birlik oluşturamamış bir grup kendisini savunamaz. 35-40 yıldan beri buradan yaşıyorlar, burada doğmuş ve burada büyümüşler, seçme seçilme hakkı yok, tabi ki politikacılar, oy peşinde oyun varsa değerin var oyun yoksa değerin yoktur. Dediğim gibi eğitim konusunda, işte bizim aksayan bir yanımız yok fakat sınıflarımızda yabancı çocuklar var ve bunlar eğitim düzeyini düşürüyorlar. Bugün Alman gençleri içerisinden de Almanca’yı doğru dürüst yazıp konuşamayan gençler vardır. Bu eğitim sisteminde olan bir yanlıştır, bir hatadır. Bunun faturası biz Türkiyeli ya da başka ulustakilerin sırtına çıkartılıyor. Koch’un açıklamalarını biliyorsunuz fakat bu tutmayacaktır. Çünkü Almanya’da demokratların sayısı gittikçe artıyor. Koch gibilerin açıklamaları oy toplamak içindir ama tutmayacağını düşünüyorum.
Bugünkü eylem hafta içi olmasına rağmen kalabalık ve her işletmede katılan işçiler var bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Bence işçiler artık şunun bilincindeler bugün orası kapanıyor yarın benim işyerim kapanacak ve bende işsiz kalacağım. Bundan dolayı kendileri arasında bir dayanışmayı öne çıkartıyorlar.
Almanya’da yerli yabancı olmanın ötesinde bir sınıf dayanışmasının olması gerekir. Önce insan olmak sonra işçi sınıfı cephesinde bakmak gerekir ve bir araya gelmesi gerekir.