Görgülü işçiler, hoş sömürü

GÜNCEL
Pazartesi, 16 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)

Büyük metal sanayisi patronları örgütü MESS işçilerle alay etmeye devam ediyor. MESS yeni yılda üyesi patronlarına Peter Drucker'ın yeni sömürü ve manipülasyon tekniklerinin özetlendiği bir kitap armağan ederken, üye işyerlerinde çalışan işçilere ise “görgülü çalışma ve yaşam” konulu bir kitabı uygun buldu! “Eğrisi Doğrusu Görgülü Ol, Hoş Yaşa” başlıklı kitabın, MESS sitesindeki tanıtımı şöyle:

“İnsansız, ilişkisiz bir çalışma yaşamı ve ortamı düşünülemez. Sokakta, sinemada, tatilde, hastanede, okulda, misafirlikte, davetlerde kısacası ev ve işyeri dışındaki ortamlarda da başkalarıyla birlikte oluruz. Evimizde tek başına yaşıyor olsak bile, bu böyledir. Dolayısıyla birlikte yaşamakla ilgili kurallar son derece önemlidir. ..
Görgü kuralları; bir toplumdaki insanların birbirleriyle münasebetlerinde olgun ve medenî davranışlar içinde bulunmalarını sağlayarak fert ve toplumun huzurunu, rahatını temin eder. Görgünün temeli; her zaman, her yerde, herkese karşı güler yüzlü, tatlı dilli olmak, haddini bilmek, eliyle ve diliyle hiç kimseyi incitmemektir. Kitabımızın amacı, bildiğimiz bu kuralları tekrarlamak değil, bunların altında yatan temel mantığa dikkat çekmektir. “

Kitapta, işçilere verilen “görgü dersleri” arasında, yemekten sonra ağızlarını ekmekle değil peçeteyle silmeleri, eşlerine “karı” dememeleri, karınlarını guruldatmamaları, açık büfede yemekler bedava diye tekrar tekrar yemek almamaları, el sıkışırken önce üstlerinin elini uzatmasını beklemeleri gibi bir dizi öğüt var.
Öyle ya, emperyalist yatırım ve ortaklıkların en yoğun olduğu büyük metal sanayinde, tam da AB sürecinde yeni düzenleme ve yatırımlar beklenirken, “görgüsüz” işçilerin çalışırken karınlarının guruldaması, sonra yemek yerken ağızları şapırdatmaları ve çorba içerken de “oooh” demeleri, ve daha fecisi, yemekten sonra ağızlarını peçeteyle değil de elleri veya ekmekle silmeleri ne büyük bir skandal olurdu! Ya da “şirket kültürü” tripleriyle işçiler arasında dolaşıp herbiriyle el sıkışma şovu yapan bir büyük patron veya müdüre, ellerini ondan önce uzatmaları... Bunlar uluslararası bir krize bile dönüşebilir, ve “görgüsüz işçilerden” haz etmeyen emperyalist sermayenin “iğy!” yaparak kaçmasına bile neden olabilirdi. MESS, “haddini bilmez ve görgüsüz işçilerin ülke ekonomisine karşı karın guruldatmak ve ağzını ekmekle silmek suretiyle yapabilecekleri sabotaj ve provakasyon tehditine” karşı hemen bir kriz masası kuruyor, ve işçileri “herkese karşı güler yüzlü, tatlı dilli olmak, haddini bilmek, eliyle ve diliyle hiç kimseyi incitmemek” konusunda eğitmeye karar veriyor.

Emperyalistlerin yarısömürge ülke toplumlarını, onunla her geçen gün daha sıkı kaynaşan işbirlikçi tekelci burjuvazinin ise işçilere, “ilkel, yarı vahşi, medeniyet görmemiş güruh” muamelesi yapması yeni bir şey değil. Kırdan yeni göçmüş daha ucuz işgücüne yönelen büyük sermayenin de, işsizlik kırbacıyla yetinmeyerek yeni bir “ıslah ve terbiye harekatına” giriştiği anlaşılıyor. “Hoş sömürü” yalnızca tarihsel kazanımları, sendikal ve siyasal örgütlülükleri dağıtılmış değil, aynı zamanda “bir hoş olmuş” bir işçi sınıfını gerektiriyor! Ve tabii, insanlar arasında, patronlarla işçiler arasındaki sömürü, baskı ve direniş ilişkilerinin yerine de elçabukluğuyla “haddini bildiren ile bilen arasındaki tatlı dilli, güler yüzlü görgü kurallarına dayanan ilişkiler” geçiriliveriyor.
Tabii patronlar için bir “görgü kitabına” ihtiyaç yok. Onlar, işçi sınıfına hayvan muamelesi yaparken de, onu işsizlik, açlık ve baskıyla terbiye etmeye çalışırken de yeterince “görgülüler”. Eh, bir de şu işçiler surat asarak toplumun huzurunu kaçırmasalardı...