Liman işçileri sınırları aşıyor!

İşçi sınıfının uluslararası dayanışma ve mücadelesinin yeni ve daha yüksek ön koşullarının oluştuğu bir süreçte sınırları aşan eylemleriyle yol açan liman işçileri sınıf militanlığını da konuşturuyorlar..

GÜNCEL
Salı, 17 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)

Avrupa proletaryası, işçi sınıfının enternasyonalist eyleminin güzel örneklerini yaratmaya ve önünü açmaya devam ediyor. 7 ülkede birden greve giden otomotiv işçilerinden sonra şimdi de liman işçileri ayakta.

Liman işçileri eylemlilik süreçlerini, Avrupalı kan emici tekellerin emperyalist örgütü olan Avrupa Birliği'nin tüm Avrupa limanlarında, taşeronlaştırmayı, ücret baskılamasını, işçiler arası rekabeti, liman işletmecilerine ruhsatları kısa vadeli vererek güvencesiz çalışmayı getirmek ve özelleştirmenin önünü açmak için hazırladıkları bir kararnamenin üzerine başlattılar.

Liman işçileri ilk tepkilerini 11 Ocak'da Avrupa genelinde yaptıkları grev ile gösterdiler. Almanya, Hollanda, Belçika ve Finlandiya’dan liman işçilerinin etkin katılım gösterdiği greve Rotterdam'dan Kopenhang'a, Antwerpen'dan Liverpool'a, Hamburg'dan Marsilya'ya oradan da Barcelona'ya kadar Avrupa'nın en büyük limanlarında toplam 50 bin işçi katıldı.

İşçi sınıfının uluslararası dayanışma ve mücadelesinin yeni ve daha yüksek ön koşullarının oluştuğu bir süreçte sınırları aşan eylemleriyle yol açan liman işçileri 16 Ocak'ta da sınıf militanlığını konuşturdular.

Fransa'nın Strasbourg kentindeki Avrupa Parlamentosu'nda söz konusu kararname oylanırken, bina dışında birçok ülkeden gelen liman işçileri ise polisle çatıştı, Avrupa Parlemontosu'nun binasının camlarını aşağı indirdi.

Fransız polisi binlerce göstericiyi dağıtmak için gözyaşartıcı gaz ve tazyikli su kullansa da, 12 polisin proleter yumruğun tadına bakarak yaralanmasının da AP binasının camlarının indirmesinin de önüne geçemedi. Çatışma sonucunda 13 liman işçisi de gözaltına alındı.

Strasburg'a gidemeyen liman işçileri ise greve gittiler. Bu sefer Almanya, Hollanda, Belçika ve Finlandiya'daki liman işçilerine, Yunanistan, Danimarka, İsveç ve Portekiz'den sınıf kardeşleri de katıldılar, grevi tüm Avrupa'ya yaydılar. Belçika'nın Antwerp ve Fransa'nın Marsilya ve Le Havre limanlarındaki işçiler ise grevi bir de yolları trafiğe kapatarak daha da ileriye taşıdılar.

Tabandan örgütlenen ve sınıf militanlığının konuşturulduğu liman işçilerinin mücadelesi büyüyor. Fakat durmak yok, bu mücadele emperyalist saldırganlığın arttığı ve yeni saldırıların önünün açılmak istendiği bugünkü atmosferde siyasallaştırılarak tüm dünya limanlarına ve işçi sınıfına yayılmalıdır. Avrupalı liman işçileri kazanılmış haklarının korunması mücadelesine, emekçi halkların kanını akıtmak için hiçbir silah ve malzemeyi taşımayacağız kararlılığını da ekleyerek daha da ileriye taşımalılar. Burada harekete geçmek ve en kararlı duruşu ve dayanışmayı sergilemek Türkiye'de de özelleştirilen limanların işçilerine ve Türkiye proletaryasına düşmektedir.

[foto]liman4.jpg[/foto]

Sınıfa karşı sınıf

Emperyalist burjuvazi Avrupa'da da işçi sınıfının tarihsel mücadele kazanımlarını tasfiye etmek ve neoliberal düzenlemeleri yaygınlaştırmak ve derinleştirmek istiyor. Bunun için Avrupa işçi sınıfının mücadele deneyimi ve örgütlülüğünün en yoğun olduğu liman, demiryolu, otomotiv işçilerine karşı yeni ve daha kapsamlı bir saldırı dalgası başlatıyor. Almanya'da Merkel, Fransa'da Sarkozy gibi ABD emperyalizmine, GOP ve neoliberal saldırganlığa daha yakın politikacıların yükselişe geçişi, Hartz 4 gibi sosyal hak ve kazanımları tasfiye planları ile aynı paraleldedir. Emperyalist kapitalizm ve mali sermayesinin Avrupa işçi sınıfına ve Ortadoğu halklarına karşı saldırganlığı eşgüdümlüdür.

Avrupalı liman işçilerinin büyük uluslararası direnişi bu açıdan da önemlidir. Avrupa Birliği neoliberal Anayasasının reddedilmesi, AB'nin yayılmacılık ve derinleşme planlarında bir tıkanma ve krize yol açmıştı. Bunda Avrupa'da artan işsizlik, yoksulluk, işyerlerinin “arka bahçelere” kaydırılması, ücretlerin düşmesi, mesailerin uzaması gibi sermaye saldırılarına artan kitle tepkisi önemli rol oynamıştır. Ardından Paris ve Fransa varoşlarında patlak verip Belçika ve Almanya'ya da kısmen yayılan varoşlardaki yoksul göçmenlerin ırkçı baskı eziyet ve dışlanmaya karşı isyanları gelmişti. En sonu liman işçilerinin uluslararası militan eylemleri Avrupa'da toplumsal basıncın ve hareketliliğin arttığını gösteren bir diğer gelişme olduğu gibi, emperyalist tekellerin Avrupa Birliği'ne, kitlelerin artan tepkisini “sınıfa karşı sınıf” çizgisine oturtmanın olanaklarını da oluşturuyor.

Liman işçilerinin eyleminin uluslararası karakteri, Söz Alınterinin Kurultayımızın “kolektif işçi bilinci”nin yaratılması doğrultusundaki perspektifini de doğrular nitelikte. Türkiye işçi sınıfı, sınıf bilinçli işçiler bu gelişmeye ilgisiz kalamaz. Bugün bölünerek, birbiriyle dibe doğru rekabete sokularak gücü kırılan emperyalist ve bağımlı ülke proletaryaları, aynı emperyalist neoliberal saldırılarla karşı karşıyadır. Avrupalı sınıf kardeşlerimizle eylemli dayanışma ve proletarya enternasyonalizmi bayrağını yükseltmeliyiz. Avrupa işçi sınıfının direnişiyle etkin dayanışma, aynı zamanda ABD emperyalizminin İran halkına karşı saldırganlığa yedeklenme eğilimindeki AB emperyalistlerini durdurma ve geriletme açısından da önemli bir olanaktır.