Eğitim, Sanayi Bakanı'na teslim

İşte neoliberal kapitalizmin gerçeği; bu sistemde eğitim de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan sorulur...

GENÇLİK
Cumartesi, 9 Şubat 2008 (18 yıl 3 ay önce)

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a bir mektup göndererek, işsizlik sorununun çözümü için, yüksek öğrenimde ekonominin ihtiyaçları gözetilerek yeni bir insan gücü planlaması yapılması gerektiğini bildirdi.

Çağlayan, 6 sayfadan oluşan mektubunda, "Bir türlü yüzde 9’un altına düşürülemeyerek kronikleşen" işsizlik sorununa çözüm bulunamadığı için üyesi olduğu hükümetin eleştirildiğini vurguladı.

Çağlayan, YÖK Başkanı’na iş bulamayan bölümlerin artık öğrenci almaması, sanayi ve hizmetler sektörü ile bölgesel gereksinimlerin ihtiyaç duyduğu alanlarda işgücü yetiştirecek bölümler açılması önerilerini getirdi.

Bir demagojiyle bin kuş!


"İşsizlik sorununu çözüyoruz" demagojileriyle kıdem tazminatlarımızı gasp etmeye, işten çıkarmayı kolaylaştırmaya ve esnek çalışmayı derinleştirmeye soyunan patronlar ve devleti şimdi aynı demagojiyle eğitimdeki yeniden yapılanmayı hızlandırmaya girişti. Hem de Milli Eğitim Bakanlığı değil Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile cunta artığı YÖK üzerinden...

Daha önce de "Hastanelerde kuyrukları bitiriceğiz" diyerek hastane kapılarını işçi ve emekçilerin yüzüne kapatmışlardı. Sağlıkta tasarruf tedbirleri adı altında sağlık hizmetlerinin paralı hale getirilmesini ve sermayeye yeni bir kar alanı açılmasını da yine Sağlık Bakanlığı değil IMF'nin direktifleri doğrultusunda Maliye Bakanlığı getirmişti.

Bu ülkede sağlığa Maliye, eğitime de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bakıyor! Tekmelerle yaşamın dışına itilenler ise işçi ve emekçilerle aileleri oluyor!

Sanayi Bakanı'ndan YÖK'e "İstihdam mektubu"


Mektupta öne çıkan vurgular şöyle:

Yüksek öğretimin mevcut hali yanlış:
İşsizlik oranı, yüzde 9’un altına bir türlü indirilemedi. Üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 10,2. Türkiye’de yüksek öğretimin yanlış planlanması nedeniyle üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranı yüzde 10.2 gibi normal işsizlik oranından daha yüksek bir oran.

Doğru hali nitelikli işçi yetiştirmekle olur:
Türkiye’de işsizliğin azaltılabilmesi için, öncelikle bir insan gücü planlamasının yapılması gerekiyor. Mesleki ve teknik eğitim yaygınlaştırılmalı ve nitelikli işgücü yetiştirilmesine ağırlık verilmeli. Türk eğitim sistemi, nicelik ve nitelik itibariyle ekonominin ve çağın gereksinimlerine uygun yoğun bir mesleki ve teknik eğitimi verecek bir şekilde yeniden yapılandırılmalı.

Sanayici neye ihtiyaç duyuyorsa onu öğretin:
Yapılacak reform kapsamında, mezunları iş bulmakta zorluk çeken bölümlerin üniversitelerde artık açılmaması ve bu bölümlere alınan öğrenci sayısının giderek düşürülmesi yoluna gidilmeli. Buna karşılık, sanayi ve hizmetler sektörü başta olmak üzere ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda istenilen niteliklerde işgücü yetiştirecek bölümler açılmalı.

Herkesin üniversite okumasına gerek yok:
Mektubun gönderildiği yeni YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan da daha önce yaptığı bir açıklamayla herkesin üniversite okumaması gerektiğini pervasızca dile getirmişti. Sanayi Bakanı mektubunda bu hususa daha "incelikli bir dille" değindi:
Diploma, kişilerin istihdam olması için gerek ve yeter şart olarak mülahaza ediliyor ve bu durum bir taraftan ’diplomalı işgücü’ sayısını artırırken bir taraftan da ’diplomalı işsiz’ sayısını artırıyor.

OSB temelli eğitim


Eğitim sistemi, sanayi ile hizmetler sektörünün ihtiyaç duyduğu, yeni teknolojilere uyumlu nitelikten uzak bir görüntü veriyor. Binlerce meslek ve teknik liseye ve yüzlerce meslek yüksek okuluna rağmen, işletmelerin hala tesviye, torna, kaynakçılık vb elemanı bulmakta zorlanmalarını başka türlü izah mümkün değil. Bunun için bölge ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekiyor. Meslek yüksek okullarında hangi bölümlerin açılacağı, bulunulan ilin/bölgenin ihtiyaçları dikkate alınarak, hatta o il/ilçede kurulu organize sanayi bölgelerinin yönetimleri veya bu bölgelerdeki işyerleriyle görüşülerek belirlenmeli. Bu okulların verdiği eğitim, ekonominin ihtiyaç duyduğu vasıflarda işgücü yetiştirmeye yönelik olmalıdır. Benzeri bir reform, meslek ve teknik liseler için de yapılmalı.

Mektuptan...

Bizim önerimiz


İşsizlik sorununun üzerine "cesaretle" giden hükümet "radikal" uygulamaları kararlılıkla hayata geçiriyor. Ama fakülteleri kapatmak bu sorunu çözmeye yetmez.

Öncelikle fabrikalar kapatılsın! İşçi kıyımlarının süreklileştiği, patronların keyfince işçileri kapının önüne koyduğu fabrikaların kapatılması işsiz sayısının artmasını engelleyecektir.

Ama bu da yetmez! İşsizliğin geldiği düzey artık daha radikal kararları hayata geçirmeyi zorunlu kılıyor: Doğumhaneler kapatılsın! Hiç olmazsa GSS'nin kapsamadığı vatandaşlar için kapatılsın! Yerine de sağlık tekelleri için daha fazla kar sağlayan estetik cerrahi bölümleri açılsın.

Şaşırdınız mı?


Tüm bunları şaşkınlıkla mı karşıladınız? Yoksa siz eğitimi sosyal, kültürel, politik, toplumsal ve bireysel boyutları aynı anda içinde bulunduran bir süreç mi sanıyorsunuz! Tüm bunlardan yaşamımızda da ne kaldı ki eğitimde de olsun.

Kapitalizmde her şey gibi eğitim de tek bir amaca yöneliktir; tamamen kar amacına... Hem her eğitim aşaması bir kar kapısıdır, hem de eğitimin yönlendirildiği mecra işte böyle patronların karına yöneliktir.

Bir kutupta sermaye birikimi ve onun birikmesini sağlayanlar için yüksek eğitim, bilgi ve beceri birikimi var. Diğer kutupta ise, en temel eğitim ve genel kültürden dahi yoksunluk, cehalet birikimi büyüyor. Eğitimden dışlanmamız, emekgücümüzün değerini de düşürüyor. Değerini korumak dahi, daha fazla bireysel eğitim ve bilgi satın almaya bağlı kılınıyor.

Eğitim konusunda mücadele, sadece paralı eğitim ve özelleştirme karşıtlığına indirgenemez. Mücadelemiz, her şeyden önce, hangi sınıf için, hangi sınıfa karşı eğitim sorusunu karşılamalıdır. Üretimin, emeğin ve bilginin bugünkü gelişme ve toplumsallaşma düzeyinden çok geri kalan, eski eğitim sistemini savunmaya değil; ileriye doğru, devrimci sosyalist mücadele ufkuna sahip olmalı.