Son kademeler

Söz Alınterinin Kurultayı'nın son safhalarına girdik. Şimdi zayıf yanlarımızı en pratik çözümlerle aşma zamanı..

GÜNCEL
Çarşamba, 18 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)

Söz Alınterinin Kurultayı hazırlık çalışmalarının son safhalarına doğru ilerliyoruz. Şimdi ihtiyaç duyduğumuz şey, sınıf çalışmasında bulunduğumuz noktanın güçlü ve zayıf yanlarıyla genel bir değerlendirmesini yapmak, buradan hareketle zayıf yanları ve tıkanma noktalarını aşmaya dönük en pratik çözümleri üretmek, kalan süreyi ve güçlerimizi buna göre ara hedef ve kademelendirmelerle yeniden planlamak ve hedeflerimize komünist bilinçle, tutkuyla, dişle tırnakla, söküp almak için yüklenmektir.

Güçlü yanlarımız:

1- Rutin kurultaylardan farklı olarak gelişkin bir teorik-siyasal perspektife sahibiz. İşçi sınıfı hareketi ve sınıf çalışmasının somut durumu, köklü ve kapsamlı sorunları, stratejik çözüm eksenleri ve çıkış noktaları konusunda güçlü bir kavrayış sağladık. Perspektif ve yönlendirme broşürle, dergi ve gazete yazıları, kurultay sitesi ve aktivist eğitim seminerleri ile sınıf çalışması güçlerimizin stratejik ve taktik kavrayışını geliştirmeye özel bir önem verdik. Kurultayın stratejik gelecek perspektifini, güncel “emeğin korunması” mücadelesiyle kaynaştırdık. Bundan sonra da, zaman sıkışması içerisinde, çalışmanın dar teknisist ve kendiliğindenci “işçi getirme” koşuşturmacasına doğru baskılanma tehlikesine karşı her pratik adımımızı stratejik ve politik içerikten eksenleştirmede ısrarlı olacağız.

2- Sınıf çalışmamızı Kurultay ekseninde “bir biçimde yeniden toparlamaya çalışmak” ile sınırlı kalmadık. Sınıf çalışmamızda yeni ve daha yüksek bir kavrayış, yönelim, ruh ve giderek “hırs” ile bir yeniden mayalanma başlattık. Yukarıdan aşağıya önderlik ve denetimin, komite ve organ yapılarını, devrimci sınıf bilinci ve kolektivizm ruhunun geliştirilmesinde azımsanmayacak bir yol kaydettik. Geleneksel çevre tarzıyla daha kolay (ama tabii geleceği ve istikrarı olmayan) sonuçlar alabileceğimiz yerlerde bile, başlangıçta ve halen bizi çok zorlayan komiteli, planlı, hedefli çalışmada ısrarlı olduk. İşlemeyen, sayısız kez dağılan, geleneksel çevreciliğe doğru çözülen işçi komitelerini sayısız kez toplamak, gerçek bir komite ruhu ve kıvamı kazandırmak için büyük emekler harcadık, kabuğunu kıran, öne çıkan örnekler yarattık. Komitelerin daha ileri düzeyden örgütlenmesi ve alan hakimiyeti geliştirmesi, yeni bir saçaklanmayla genişleyen çevre işçi ilişkilerine hızla örgütlülük ve etkinlik kazandırılması gündemimizdedir.

3- Başlangıçta ciddi bir tutuklukla karşılaştığımız daha yaygın hedefli, etkin ve istikrarlı kitle ajitasyon propaganda faaliyetinde bu tutukluğu büyük ölçüde kırdık. Bu ilk eşiği aşan tüm güçlerimizin, ekipler halinde, yeri, zamanlaması, içeriği ve içerdenliği iyi saptanmış, etkin ve yaratıcı ajitasyon-propaganda faaliyetlerinde daha geniş işçi kitleleriyle yüzleşme ve kaynaşma motivasyonu arttı. Yeni girmeye çalıştığımız alanlarda hedef noktaların işe giriş çıkış ve öğle paydoslarına tekrar tekrar gidildi, tek bir ilişkinin olmadığı pilot noktaların bazılarına adeta kamp kuruldu. Bildiri, broşür dağıtımı, gazete satışları, sesli ajitasyonun yanı sıra, kurultay önlükleri, imza standları, anketler, sokak tiyatrosu, sokak dinletisi, işçilerle maç alma, işçi gruplarıyla sohbet, adres ve telefon alma gibi yöntemler kullanıldı. İşçi servisleri, işçi kahveleri, işçi düğünlerine gidişler, direniş, işyeri, ev ve “bayram” ziyaretleri genelekselleştirilmeye başlandı. Bu faaliyetlerden, henüz sayıları çok az da olsa, kurultay çalışmasına yeni işçi aktivistler kazandırıldı ve yeni kurultay hazırlık komiteleri oluşturuldu. Yeni işçi tanışıklıkları ve saçaklanmalar üzerinden gerginliğin, hareketlenmenin, sendikalaşma mücadelesinin olduğu işyerlerinin duyumları alınmaya başlandı ve bunlarla bağlantıya geçildi. İçerden işçi ilişkisi ve aktivisti çıkarıldığı ya da olduğu alanlarda, işçi çevresi oluşturma, düzenli işçi toplantıları, KHK kurma ve genişletme, istikrarlı alan açılımı hedefleri konuldu.

Zayıf yanlar:

1- Kurultay çalışmasının en zayıf yanı ve gelip dayandığı yeni eşik, alan içi istikrarlı örüntü ve dayanakların, sınıfın içinden artan sayıda ve genişleyen KHK’ların yaratılamamış olmasıdır. KHK’lardan kendi ve en yakın çevre güçlerimizle oluşturulan komiteleri anlamıyoruz. İstikrarlı alan açılımlarından, ajitasyon-propaganda ile sınırlı, içerdenleşmeyen, ilişkileri takip edip örmeyen, alan içi dinamikleri açığa çıkarıp bütünden yönelmeyen, aşağıdan inisiyatif geliştirip örgütlülük ve etkinlik kazandırmayan…. bir faaliyeti anlamıyoruz. Kurultay çalışmasının tüm bir çizgisi boyunca yeni işçi ilişkileri ve aktivistleri ile, alanların, sanayi bölgelerinin, fabrika ve işyerlerinin, sitelerin, sektörlerin, çeşitli özgül işçi kesimlerinin içinden oluşturulan KHK sayısı ve niteliği son derece yetersizdir. Öncelikli sektör, bölge ve kesimlerin yanı sıra, vasıf, yaş, ulus, cinsiyet yelpazesi açısından da, oldukça dardır. Bir dizi sanayi ve hizmet kolunda, bölgesinde ilişkiler ağında kısmi bir genişleme olmakla birlikte, bunlar daha ziyade kayıt dışı ve KOBİ ağırlıklıdır. Buralara alan örgütçülüğü, bütünden kucaklama ve geniş KHK’lar oluşturma yaklaşımıyla başlatılan bir yerde 60-80 işçilik, iki yerde 20-30 işçilik, bir dizi yerde 5-15 işçilik toplantıların çoğunda tıkanma ve istikrarsızlık yaşanmıştır. Otomotiv, elektronik, beyaz eşya, CAD-CAM işçileri bir dizi pilot büyük fabrika ve işyerinde formal sektörle de bağlantılar kurulmaya başlanmış, ancak çoğunda henüz içerden bir istikrar, yoğunlaşma ve etkinlik kazandırılamamıştır. Çekirdek, vasıflı, kafa işçileriyle, yanı sıra öncü ve deneyimli işçilerle ilişkilenmede, zorlanma ve yönelim zayıflığı vardır. Çeşitli illerde pilot olarak konulan bir dizi organize sanayi bölgesine içerdenleşmekte, girilenlerde de açılım ve örgünlük sağlamada kabuk tam kırılamamıştır.

Dayandığımız bu yeni eşikteki kısmi “patinaj” durumunun iç içe geçen iki tarihsel kökeni vardır. Birincisi, işçi sınıfı hareketinin genel “dip” durumu, aşırı parçalanmışlığı ve dağılganlığıdır. Ancak bu “eğik düzlem” yarattığı tüm kayganlığa karşın aşılamaz değildir. Kum da gevşek bir avuçta kaygandır, parmakların arasından akar gider, geriye istikrarı sağlayacak pek az tanesi kalır. Kuma gerçek bir örgünlük ve kalıcı yapı kazandırmak için onu sımsıkı yoğurmak, ısıtmak, işlemek gerekir. Zaten kurultayımızın amacı da, asıl olarak, işçi sınıfı hareketinin içinden geleceğe doğru, yeni bir mayalanma ve örüntü başlatmaktır. İkinci ve asıl belirleyici neden ise iç engellerimizi; geleneksel dar ve istikrarsız çalışma tarzını tam yaramamış olmamızdır. Yukarıdan aşağıya komiteli çalışmada ısrar ve ajitasyon-propaganda faaliyetinde belli bir istikrar ve hedeflilik sağlanması ileri adımlardır. Ancak bu, hedef işçi kesimleri ve alanları içinden, aynı ölçüde ısrarlı ve istikrarlı örgütçülüğe, aşağıdan inisiyatif ve sınıfın iç dinamiklerini açığa çıkarıp örgünleştirmeyle, öncüleşme potansiyeli taşıyan işçileri çıkarıp konumlandırmayla birleştirilememektedir. Yeni girilen alanlardan ve ajitasyon-propaganda faaliyetlerinden saçaklanan sayısız işçi ilintisi, hatta adres ve telefonunu verenler, hatta kampanya ve kurultaya özel ilgi gösterenler, geleceğini söyleyenler bile (hemen ertesi gün kapısında bitmek ve birlikte bir çalışmaya hazırlanmak gerekirken) bazen haftalarca peşinin takip edilmediği olmaktadır. Alanlarda yeni işçi ilişkileri toplantılara çağrılmakta, katılım az olunca toplantı üstüne işlevsiz toplantı konulmakta, fakat alan dinamiklerinin kavranması ve alan politikaları, kademelendirilmiş hedefler üzerinden pratik açılım ve katılım sağlanamamaktadır. Belli bir öbekleşmenin sağlandığı alanlarda, çalışmaya öncü işçiler üzerinden bir bel kemiği ve iç örüntü kazandırılamadığı, özgül mücadele-örgütlenme hedefleri üzerinden katılım etkinleştirilip bir üst düzeye çıkarılamadığı için tıkanma ve geri düşüşler olmaktadır. Yeni kazanılan işçi aktivistlerin öz güçlerle “yapışık” hareket etmesi istenmekte, fakat kendi işyeri, bölgesi içinden çalışma yürütmesi sağlanmamaktadır, vb.

Bu kabuğu da kıracağız! Ve henüz çatlatmaya başladığımız her yerde, çalışmamızın oturganlaşmaya başladığını, önümüze yeni olanakların açıldığını görüyoruz. Bu aynı zamanda birçok kadro ve aktivist açısından, yaşam-çalışma tarzı ve zihniyetini dönüştürme, part-time devrimcilikten, ısrarlı ve istikrarlı kitlelerin içinden, kitle örgütçülüğüne geçiş sorunudur. Bu içsel dönüşüm sağlandığı ölçüde sınıf çalışmamız örgünlük ve istikrar kazanacak ve sınıfın damarlarına nüfuz ettiğimiz ölçüde kadro ve aktivistlerimizdeki iç mayalanma hızlanacaktır. Ancak bu döngünün evrimci bir tarzda ilerlemesini de beklemeyelim! Şimdi devrimci bir kopartıcılığa ve sıçrayışa ihtiyacımız var.

2- Kurultay çalışmasına dinamize edici bir zemin sunmak ve hızlandırmak, alan çalışmalarımızdaki zayıflıklarımızı yarmak için konulan “emeğin korunması” kampanyasını etkinleştirmekte zayıf kalıyoruz. Kampanyanın temel ve sabit gündemleri bir yana, Şemdinli ve Kürt işçiler, asgari ücret ve yeni yıl zamları, sıklaşan feci iş kazaları, DİSK rezaleti gibi güncellemelerinde bile refleksimiz oldukça zayıf kalıyor. Oysa kayıt dışı ve sigortasız çalışmaya, sözleşmeliliğe, taşeronluk sistemine vd. karşı, yanı sıra, yerel-özgül ve genel hassasiyet noktalarından sınıfa teğelleyici en ufak dokunuşumuzda dahi yaygın ve hararetli bir ilgi ile karşılaştık.

Genişleyen işçi toplantıları, kuyruk oluşturan ve adeta açık hava toplantısına dönüşen imza standları, sigorta sendika ve birikmiş sayısız konuda yol gösterecek yer arayan işçiler.. Hepsi “emeğin korunması” dinamikleri üzerinden görünürleşti ve yaratıldı. Şimdi “emeğin korunması” mücadelesine, “bir dokunup bir ah işitmekle” sınırlı kalmayan çok özel bir yüklenme yapmalı ve bunu siyasal özgürlük mücadelesi ve sosyalist siyasallaşma ile daha sıkı ve iç içe örmeliyiz.

3- Teorik-siyasal açılımımızın sağladığı avantajdan yeterince yararlanamıyor ve bunu çekirdek, vasıflı, öncü işçilere, işçi sınıfı konusunda birikim ve arayış sahibi uzman ve akademisyenlere taşıyamıyoruz. “Devrimci proletarya ve kolektif işçi bilinci” broşürünü bu çerçeve kesimler içinde etkin biçimde gündemleştirmeli ve tartıştırmalıyız. Bu eksende Kurultay sitesinin de daha etkin kullanılacağı, röportajlar, forum ve paneller ile mevcut birikim ve arayışa, daha ileri ve çözüm perspektifinden bir tartışma platformu sağlamalıyız. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu çevrelerde yaygın bir etkide bulunan “yeni toplumsal hareketler”, “toplumsal hareket sendikacılığı” türünden oportünist akımlara karşı sağlam bir devrimci sınıf perspektifine dayanan ideolojik-propagandif mücadeleyi geliştirmeliyiz.

Son kademeler…

1- Tüm pilot alan, sektör, bölge ve kesimler içinde, “emeğin korunması” talepleri temelinde yoğunlaştırılmış imza kampanyaları, imza standları. İmza kampanyaları kesinlikle “aylara” yayılmayacak bir, en çok iki haftalık, yoğunlaştırılmış çalışmayla her imzacı işçiyi kendi işyeri ve çevresinden bir imza toplayıcısı haline getirmeyi amaçlayan, işyerlerine doğru genişleyen organizasyon halkalarıyla, her alan için yeter sayıya (en az bin) hızla ulaşmak hedeflenecektir. İmzalar kitlesel açıklamalarla gönderilecek, aşağıdan inisiyatif ve organizasyon halkalarının ve yeni, genişleyen KHK’ların oluşturulması hedeflenecektir. Emeğin korunması mücadelesi çerçevesinde alanların içinden işçilerle birlikte kaleme alınmış sektörel, yerel bildiriler çıkarılmalı ve yine işçilerle dağıtılmalıdır. Kurultay ve kampanya çerçevesini benimseyen, ilgi duyan her işçi ilişkisiyle birlikte, onun doğal çevresini de (işyeri, bölge, sektör, kesim) örmenin ve aktifleştirmenin pratik bir aracı olarak, “kurultay çağrı, öneri, beklenti mesaj ve kısa bildirgeleri” hazırlanmalıdır.

Örneğin, “biz falanca fabrika, işyeri, sektör ya da sanayi bölgesinden filanca sayıda işçiler olarak Kurultay’dan şunları bekliyor ve öneriyoruz, şu şu sorunlarımız ve istemlerimiz nedeniyle işçi kardeşlerimizi Kurultay ve kampanyaya ve hazırlık çalışmalarına, KHK'lara katılmaya çağırıyoruz, vb.” Bu mesaj ve kısa ve bildirgeler yalnızca mevcut işçi ilişkileriyle değil, kurultay ve kampanyayı benimseyen her yeni işçi ilişkisiyle, çevresini örmek, toplantı düzenlemek ve KHK çıkarmanın etkin bir aracı olmalıdır. Her alan, bölge, sektör, kesimden hızla, ve asla birer ikişer işçiyle sınırlı kalmayan, en az 3-4 mesaj veya kısa bildirge hazırlanmalı, sonra bunlar birleştirilerek, çok sayıda işçi grubunun imzasıyla yerel-iç bildirge haline getirilmeli, kurultayı alanların içinden gündemleştirmek ve örmenin aktif katılımcı aracı olarak değerlendirilmelidir.

2- Bölgesel, sektörel, kesimsel ve yanı sıra büyük fabrika ve işyerlerine özgül, kurultay hazırlık toplantı ve etkinlikleri. Ön hazırlık toplantı ve etkinlikleri ise Ocak ayı sonu, en geç Şubat ayı başında tamamlanmış olacaktır. Pilot büyük işyerlerinde 5-10 işçilik, pilot alanlarda 20-50 işçilik, çeşitli bölge ve illerde 50-150 işçilik toplantılar hedeflenmektedir. Bir ara hedef olarak hazırlık toplantı/etkinliklerinin amacı, aşağıdan inisiyatif ve organizasyon becerisini geliştirmek, tabandan ön tebliğleri şekillendirmek, olabildiğince çok sayıda işçinin sorunları, beklentileri ve enerjileri üzerine konuşmasını sağlamak, forum tarzı tartıştırarak karara bağlamak, çok sayıda yeni KHK oluşturmak, var olanları genişletmektir. Toplantılarda DSB adına yalnızca çözüm kurultayı perspektifinin kısa ve yalın bir sunumu ve dinleti, gösterim gibi etkinlikler sunulacak, diğer tüm konuşma, tebliğ, tartışma ve kararlar işçiler içinden ve işçiler tarafından gerçekleştirilecek, yeni KHK’lar ve nihai kurultay için temsilciler gönüllülük ve seçim temelinde işçiler tarafından oluşturulacaktır. Bu yüzden toplantı ve etkinliklere en geniş ve yeni işçi katılımlarını sağlamak kadar, toplantılarda iç dinamizm ve gönüllülüğü, istekliliği (çok sayıda konuşma, forum ve tartışmalar, her ön tebliğ ve önerinin tartışılarak geliştirilmesi, KHK ve temsilci seçim ve oylamaları…) örgütlemek önemlidir. Her toplantı ve etkinlikten yeni KHK’ların çıkması, nihai kurultayın iç örgüsünün ve kurultay sonrasının güçlendirilmesinin can damarlarından biridir. Tüm yerel toplantılardan, toplantılardaki her tebliğ ve konuşmadan, yalnızca sorunların ve temennilerin sıralanması değil, istikrarlı alan çalışmalarına, nihai kurultay ve sonrasına dönük kararlar ve irade beyanları çıkmalıdır. Etkinliklerin organizasyonu da bu iç hedefler gözetilerek, işçileri esinleyici ve izleyici olmaktan aktif katılımcı ve gönüllü aktivist olmaya çekecek tarzda düzenlenmelidir.

3- Son kademelendirmede “emeğin etkin korunması ve yumruğu” prensibi çerçevesinde, işçi savunma gruplarının oluşturulması ve propagandasına özel bir önem verilmelidir.

4- Emperyalist ve işbirlikçi burjuvazinin Ortadoğu ve Kürdistan‘da yeni entrika ve operasyonların hazırlığını yürüttüğü, hükümetin yeni “Terörle Mücadele Kurulu” ile daha sıkı biçimde MGK‘ya bağlandığı, bir hükümet krizi olasılığının arttığı böylesine bir süreçte, sınıf çalışmamızın siyasal içerim ve gündemlerine çok özel bir önem verilmelidir. Dincilik-laiklik, şovenizm ve Kürt düşmanlığı, “terörle mücadele”, “ulusal birlik”, AB‘ci liberalizm, ABD ve İsrail‘in kanlı Irak İran Suriye politikalarına taşeronluk, bölgesel yayılmacılık… gibi burjuva manipulasyon ve provakasyonlarına karşı hazırlıklı olmalı, işçi sınıfı içindeki bu tür gerici-burjuva etki ve akımlara karşı yine sınıfın içinden savaşımı genişletmeli, kitleleri siyasal gerçeklerle aydınlatmalı ve sürecin şekillenmesinde devrimci sınıf etkisinin kitlesel olanaklarını yaratmalıyız.