Ağca siyasal hesaplaşmaların bir parçası olarak hiç yoktan gündem yapılıp önce bırakıldı sonra yine cezaevine kondu ama devlet ve kontrgerillanın yetiştirdiği onun gibi sayısız faşist katil, çeteci ve provakatör aramızda..
Yargıtay'ın hakkında alınan tahliye kararını bozması ile Ağca, Kartal'da polis tarafından tekrar tutuklandı.
Ağca'nın ve ardından da Tanju Çavuş'un serbest bırakılmaları hem “Şemdinli'nin rövanşı” hem de Ortadoğu'da emperyalist politikaların bir parçası olarak kendi “refah paylarını” artırmaya yönelen işbirlikçi sermaye ve onun devletinin kendi evinde sorun istemediğini gösteren bir sopa sallamaydı. Nitekim MGK emriyle kurulan Terörle Mücadele Üst Kurulu'nun 5 Ocak'taki toplantısının ardından faşist katiller serbest bırakılmıştı. Kurul, böyle bir sürece girilirken işsizlikle kölece çalışma arasında sıkıştırılmış, sağlık gibi tüm temel ihtiyaçları yok sayılan işçi ve emekçilerin talep, mücadele ve örgütlenmelerini bastırmaya, emperyalist müdahalelere ve bunun bir parçası olunmasına karşı gelişecek kitlelerin anti-emperyalist hareketlerini engelleme ve şovenizmi tırmındararak manipüle etmeye yönelik kuruldu. “Baharla birlikte terör olaylarının tırmanacağı konusunda duyumlarımız var” söyleminin ardında bu gerçek yatıyor. Ağca’nın “bağımsız yargı” demagojileriyle tekrar hapse konması da bu gerçeği değiştirmedi.
Şemdinli’de Kürt emekçileri tarafından suçüstü yakalanan devlet ve kontrgerillası, onun gibi sayısız faşist katil yetiştirdi ve kullandı. Ağca siyasal hesaplaşmaların bir parçası olarak hiç yoktan gündem yapılıp önce bırakıldı sonra yine cezaevine kondu ama; direniş ve grev çadırına saldıran, Tuzla Deri-İş yöneticilerini kaçırmaya kalkan çeteciler, NATO eylemleri öncesi Önder Babat’ı Taksim’de ulu orta vuran tetikçiler, Sevda Aydın’ı kaçırarak tecavüz eden polisler aramızda dolanmaya devam ediyorlar. Ağca cezaevinde ama binlerce Ağca aramızda.
Köşelerimize sinip, bir televizyon dizisini izler gibi herşeye izleyici kalmamızı istiyorlar. Oysa onların nasıl etkisiz kılınacağını, suç üstü olayının peşini kahramanca bırakmayan Şemdinli halkı ve sendika yöneticilerinin kaçırılmasına izin vermeyen deri işçileri gösterdiler. Sermayenin ve devletinin gizli ya da açık faşist örgütlenmelerinin yakasını bırakmamalıyız. İnsanca bir yaşam için emekçilere özgürlük; MİT, JİTEM, Özel Harp Dairesi gibi örgütlemeler ve icraatlarının şimdiden ne olduğu ortada olan Terörle Mücadele Üst Kurulu dağıtılmalı; Şemdinli ve emekçilere karşı yürütülen irili ufaklı tüm kontrgerilla operasyonlarının hesabı sorulmalıdır.