Terörle Mücadele Üst Kurulu Nedir?

GÜNCEL
Cumartesi, 21 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)

Son dönemlerde Genelkurmay ve TSK'nın “dili de eli de yine uzamaya” başladı.

Geçtiğimiz yıl, Mersin'deki “bayrak provokasyonu” ve ardından Kürt halkına karşı girişilen linç histerisine kadar, Genelkurmay, Avrupa Birliği ile liberal balayı çerçevesinde görünüşte biraz arka plana çekilmiş ve Genelkurmay Başkanı Özkök'ün şahsında “düşük profil” izlemişti. MGK toplantılarının 2 ayda bire indirilmesi, MGK Genel Sekreterliği'ne sözde sivil bir vitrin düzenlemesi yapılması, Genelkurmay ve generallerden albaylara kadar ordunun hemen her konuda tehditkar ve sopa sallayıcı “açıklamalar” yapmasının biraz sınırlanması... liberalleri heyecanlandıran bu “düşük profil” görünümünün bazı örnekleriydi. Eh ne de olsa “AB'ye giriliyordu ve AB, MGK'nın yetkilerinin kısıtlanmasını ve MGK ve iktidar içinde ordunun bu kadar öne çıkmamasını istiyordu!” “AB müzakerelerinde MGK konusunda yeni düzenlemeler de gündemdeydi ve ordunun bunlara karşı tutumunun ne olacağı merakla bekleniyordu!”

MGK'ya yapılan rötuşlar yalnızca AB süreci ve 1 Mart tezkeresinin geri çevrilmesinden TSK'yı sorumlu tutan ABD'nin tutumu gibi “dış etkenlere” ilişkin değildi. İşbirlikçi burjuvazinin “iç denge ve ittifak” politikaları da bunda önemli rol oynamıştı. İşbirlikçi burjuvazinin ağırlıklı kesimlerinin, TÜSİAD ve TOBB'un, İstanbul ve Anadolu sermayesinin, neoliberal faşist ve dinci eğilimlerin AKP çevresinde az çok ortaklaşması ve “işleri yolunda gittiği ölçüde” onu büyük bir hararetle desteklemesi de Genelkurmay'ı bir nebze “gölgeleyen” bir izlenim yarattı.

Ancak ne zamanki AB sürecinde yeni tıkanma ve pürüzler ortaya çıktı, ne zamanki ABD emperyalizmi yeni bir manevrayla 1 Mart'ın faturasını, sıkıştırmaya başladığı AKP'ye kesti ve Ortadoğu'daki yeni saldırganlık hamlelerinin pazarlığını TSK üzerinden yürütmeye başladı, ne zamanki işbirlikçi burjuvazinin AKP üzerindeki ittifakı bir dizi iç ve dış politika konusunda sarsılmaya başladı, ne zamanki Kürt halkı Şemdinli'de kontrgerilla tetikçilerini suçüstü yakaladı ve kitlesel direniş dinamiklerinin canlı olduğunu gösterdi... iç politikada rap rap sesleri artmaya başladı.

Önce Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt konuşmaya başladı. Liberaller Büyükanıt ile Özkök arasında çelişki araya dursun, çok geçmeden Genelkurmay Başkanı'nın Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin özeti biçimindeki brifingi geldi. Genelkurmay, Şemdinli olayları ve Orhan Pamuk vakasınının ardından bir denge politikası izlemeye çalışan Erdoğan'ı doğrudan hedef alıyor ve “balans ayarını” başlatıyordu!

29 Aralık 2005'teki MGK toplantısında ise, gerillayı tasfiye etmeye yönelik liberal “açılımlar” temelinde genel veya kısmi af, Kürtçe özel yayın ve eğitime kısmi serbestlik, anayasal vatandaşlık, üst kimlik-alt kimlik tartışması ve eğilimlerine rest çekildi. Aynı MGK toplantısında Genelkurmay, “Başbakanlık bünyesinde, yalnızca çekirdek kabine üyeleri ile kuvvet komutanları ve Genelkurmay Başkanı'nın katılacağı bir Terörle Mücadele Üst Kurulu'nun kurulmasını tavsiye etti!” Direktif niteliğinde tavsiye kararıyla Terörle Mücadele Üst Kurulu'nun 4 Ocak'ta toplanması bir oldu. TMÜK, sözde sivil MGK Genel Sekreteri'nden ve Cumhurbaşkanı'ndan, yanı sıra MGK mevzuatından dahi sıyrılmış bir nevi çekirdek MGK kabinesi olarak, devletin yeniden yapılandırılmasında önemli bir uğraktır. TMÜK, hem TSK'nın hükümet üzerindeki ve içindeki baskı ve operasyonlarını artıran, hem de Ortadoğu ve İran konusunda yeni bir “1 Mart kazasına” açmaması için hükümeti yakın markaja almasını sağlayan, hem de MGK'nın elini daha fazla serbestleştiren bir düzenlemedir.

29 Aralık ve 5 Ocak toplantılarında, Kürdistan'da kapsamlı askeri harekatlar, Terörle Mücadele Yasası'nın Kopenhag kriterleriyle yumuşatılmadan bir an önce çıkartılması, TCK'nın 301. maddesi yeniden düzenlenirken “PKK'nın siyasallaşmasına” yani “liberal açılım ve tartışmalara” açık kapı bırakılmaması gibi bir dizi operasyonal hareketliliğin de startı verildi.

En sonu, Genelkurmay'ın linç mühendisliği ve Şemdinli ile yeniden gündeme gelip Ağca'nın serbest bırakılmasıyla yeni bir boyut kazanan kontrgerilla tartışmalarına sopa sallayan, kontrgerillayı açıktan sahiplenip dokunulmaz ilan eden ve bir dizi kontrgerilla tetikçisinin serbest bırakılması için düğmeye basan açıklaması geldi.

Bu gelişmeler linç mühendisliği ve Şemdinli sonrası dinamikler ve Ortadoğu'da taktik hareketlenmelerin yeniden başlamasıyla birlikte değerlendirilmeli, buna göre konumlanılmalıdır.