Göç ve emperyalist metropoller!

Fransa'da göçmenlere yönelik baskılar yine can aldı. Alınterimizle buradayız!

DÜNYA
Pazar, 6 Nisan 2008 (18 yıl 4 ay önce)

Fransa da diğer Avrupa ülkeleri gibi bir göçmen ülkesi... O da İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkımın onarılması başta olmak üzere, bütünsel bir kalkınma için gerekli emek gücünü asıl olarak dış göçle karşılamış. Ucuz göçmen emeği üzerinden hem iç emek piyasasını sermaye lehine dengelemiş, hem de hızlı bir kalkınmanın maliyetini düşürmüş. Eski sömürgelerinde gelişen ulusal kurtuluş mücadelelerini ezmek için uyguladığı kanlı ve kirli savaş yöntemlerinin yarattığı yıkımla bu ülkelerde devasa bir dış göç talebi de yaratmış! Savaş sonrasında kitlesel üretim için gerekli ucuz emek gücü bu karşılıklı taleplerle uzun süre dengeli bir seyir de izlemiş.

Bu yıllarda gerçekleşen kitlesel dış göçe karşılık gelen sosyal politikalar ise emperyalist kapitalizmin o kirli yüzünün bir aynası adeta! Kurulan gettolar için tercih edilen bölgeler, mimari ve bir bütün olarak felsefe ücretli köleliğin göçmen suretini gösterir. Bu gettoların hepsi kent merkezinin dışındadır. Kompleks biçiminde inşa edilmişlerdir. Komplekslerin temel felsefesi göçmenlerin tüm ihtiyaçlarının yaşadıkları alanlar içerisinden karşılamaları, kentin kendileri dışında kalan yaşamına katılmamalarının sağlanmasıdır. Okullar, marketler, mağazalar... hepsi bir aradadır. Buralarda her türlü alt yapı hizmeti sınırlanmıştır ve zamanla harabeye dönüşmüşlerdir. Kısacası göçmenlere sunulan açık hava hapishaneleri! Devasa ucuz iş gücü, ücretli kölelik kampları! Bu kamplarda büyüyen öfkenin genç kuşaklarda nasıl bir patlamaya dönüştüğü hepimizin aklındadır!

Hapishanelerinden böyle çıkarılır göçmenler!!


Aynı Fransa (ve tabii ki diğer Avrupa ülkeleri de!) şimdilerde göçmenler için birer hapishane olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Eskinin gettolarında somutlaşan hapishane durumu, şimdilerde o hapishanelerde birikmiş yararsız emeğin (kapitalizm açısından) dışarıya atılması için sürek avlarının düzenlendiği terör merkezlerine dönüşmüş durumda. Kapitalizmin yararlılık ilkesinin karanlık yüzünün deşifre olduğu bu saldırganlık sayısız trajediye dönüşerek insanın beynini ve yüreğini bir kez daha keskin bir acıya ve öfkeye boğuyor.

Fransa metrolarında silahlı asker ve polislerin son derece rahat tavırlarla devriye gezmeleri artık kanıksanmış bir olgudur. 11 Eylül konseptinin emperyalist metropollerdeki sıradan bir izdüşümü olan bu durum, "Güvenlik mi, özgürlük mü?" manipülasyonu ile yerli emekçilere de kanıksatılmıştır. Jandarma ya da polisler, "tipini beğenmedikleri" birini (ki bu daha çok Afrikalı ya da Ortadoğulu olur) anında çevirip kimlik kontrolünden geçirirler. Süreklileşmiş sıkı yönetim atmosferi tüm davranışlarla hissettirilerek, meşrulaştırılır. Arkası dönük, elleri ile duvara yaslandırılmış insanlar oracıkta üst aramasından geçirilir. Yanı başında akıp duran insan kalabalığından kimsenin dönüp bakmayacağı kadar rutinleşmiş bir uygulamadır bu.

Dünyanın lanetlileri...


Kesif bir avdır bu... Kamera ağları ile donatılsa da kent, "Devlet varlığını fiilen de hissettirmelidir" dercesine günlük hayatın içine dolan rutinleşmiş bu saldırganlığın ilk hedeflerinden biri kağıtsızlardır! Henüz rakamların kesin dili ile ifade edilemeyen sayıları ile onlar bu avın ilk hedefidir. Yakalanıp kendileri için yaşama şansı kalmadığından terk ettikleri ülkelerine geri yollanmalıdırlar! Çünkü onlar iş gücü olarak sermayenin işine yaramayan bir kesimdendir daha çok. Emperyalizmin cadı kazanlarından biri olan Afrika’nın çeşitli bölgelerinden gelmiştir çoğu. Ya da Kürdistan, Filistin gibi yaşamın doğal renginin acıya kestiği coğrafyalardan. Kimisi devlet zorundan-zulmünden, kimisi kışkırtılan iç savaşların dondurucu ürküntüsünden, kimisi aşsız ve işsiz yaşamın alev soluğundan kaçıp gelmiştir bu emperyalist metropollere. Çoğu bir ölüm yolculuğunu göze alarak, denizler, okyanuslar aşarak emperyalist metropollerin kıyılarına vurmuşlardır. Ve daha da milyonlarcası vardır aynı yolu izleyerek buralara gelecek olan!

Sermayenin vahşi yıkıcılığı ardından bıraktığı toplumsal yıkımlarla ilerlerken, şimdi bu yıkıcılığın sonuçlarından biri olan kitlesel göç ile karşı karşıya gelmenin ürküntüsü ile kağıtsızlara saldırıyorlar. Emperyalistler göçü 21. yüzyılın güvenlik sorunlarından biri olarak tanımlıyorlar. Çünkü yarattıkları yıkımın bundan sonra nasıl bir boyut kazanabileceğini ve paralel olarak göçün de nasıl bir karakter kazanabileceğini en iyi kendileri biliyorlar. Ondandır dünyanın belli başlı geçiş noktalarında devasa güvenlik duvarları örmeleri. Bundandır sokaklarda vahşice kağıtsız avına çıkmaları! Bundandır göç konusunda en saldırgan yasaları çıkarıp, merkezileştirmeleri! Keza bir göç olacaksa eğer sermayenin ihtiyaçları ve denetimi içinde olmalıdır! Sermayenin çağımızda ihtiyaç duyduğu iş gücüne dayanmalıdır! Gerisi en ezici yöntemlerle ezilmeli, ezilmelidir!

Fransa’da böyle ölür kağıtsızlar!


21. yüzyılda savaşlar, susuzluk, gıdasızlıkla kavrulacak dünyanın bağımlı ülkelerinde yaşayan emekçileri, yoksulları bulundukları yerlerde ölmelidirler. Yoksa buralarda da paylarına ölüm dışında bir şey düşmeyecektir! Tıpkı en son Paris yakınlarındaki Joinville banliyösünde polis kontrolünden kaçarken kendisini nehre atarak ölen 29 yaşındaki Malili genç gibi! Buralarda onlara başka bir seçenek sunulmamalı ki, bundan sonra gelecek olanlar, gelmeyi düşünenlere çarpıcı emsaller oluşturulsun.

Parisli emekçiler Malili gencin trajedisine sessiz kalmadılar! Bu tepkiler şimdilik sınırlı olsa da büyüyerek emperyalist barbarlığın göçün ardında saklı duran kanlı yıkıcı suretini paramparça etmeye adaydır. Sermayenin sahtekar söylemlerle alıklaştırmaya çalıştığı Avrupalı emekçilerin kendi davalarına daha fazla sahip çıkacağı, göçe zorunlu bırakılan dünyanın acı ve zulme kesmiş coğrafyalarının emekçilerinin de ona anladığı dilden yanıt vermeleri ile bu trajediler sonlanacaktır. İnsanların zorunluluktan kaynaklı değil, kendi gönüllülüklerince dünyanın her yerini özgürce dolaşıp, her yerinde özgürce yaşayabilecekleri günler gelinceye dek göç de, göçün trajedik sonuçları da devam edecektir!