İş de oksijen de yok

54 Brimanyalı göçmen işçi içine tıkıldıkları konteynerde havasızlıktan boğularak öldü!

DÜNYA
Perşembe, 10 Nisan 2008 (18 yıl 4 ay önce)

Askeri cunta yönetiminde olan, budist rahiplerin gösterilerinde dahi katliamlara imza atılan Brimanya'dan Tayland'a geçmek isteyen 54 göçmen işçi tutuldukları konteynerde boğularak öldü.

Brimanyalı göçmen işçiler ülkenin güneyinden teknelerle Tayland'ın Ranonga kasabasına geçtiler. Buradan da turistik Puket Adası'na götürülmek için bir deniz ürünleri kamyonunun arkasındaki konteynere sokuldular.

En az 122 göçmen işçi, içine tıkıldıkları 6 metre boyunda, 2.2 metre enindeki konteynerde inanılmaz bir vahşeti yaşayacaklardı. Kimi haberlere göre kamyon şoförünün açmaması, kimine göre ise bozulması sonucunda deniz ürünleri naklinde normalde kullanılan konteynerdeki havalandırma cihazı çalışmadı.

Göçmen işçiler Tayland'daki kontrol noktalarından geçerken, kamyon kasasının duvarlarına vurarak şoföre ölmek üzere olduklarını söyledi fakat şoför polisin duyabileceği korkusuyla "Çenenizi kapayın" diye yanıt verdi.

Konteynerin kapısı açıldığında ise 37'si kadın toplam 54 göçmen işçi ölmüştü. 21'i ölüm eşiğindeydi. 47'si ise çalışabilmek için çıkılan bu yolculukta, arkadaşlarının omuz başlarında yavaş ölümlerine tanık olmanın bilinçsel depremi dışında fiziksel olarak iyi sayılabilecek bir durumdaydı.

Sağ kurtulanların polise haber vermesiyle susuzluk ve oksijen eksikliği nedeniyle ölüm sınırına gelenler hastaneye kaldırıldı. Kamyon şoförü ise kaçmıştı.

BBCTurkish.com'un haberine göre Tayland'da yarısından fazlası kaçak çalışan iki milyon Brimanyalı işçi bulunuyor. Brimanyalı işçiler genelde inşaat, tekstil ve balıkçılık sektörlerindeki düşük ücretli ve tehlikeli işlerde çalışıyor. Ancak askeri bir cunta tarafından yönetilen Brimanya bölgenin en yoksul ülkelerinden biri ve bu tür işlerdeki kazançlar bile, Brimanyalıların ülkelerinde kazanabileceklerinin çok üzerinde.

İşçilerin konteynere kapatılmalarına dair bir haber de dün Türkiye'de basına yansımıştı:


Sendikalı işçilere vahşi kapitalizm uygulaması


BirGün, Ufuk Koşar, 9 Nisan 2008

Tekirdağ'da bir patron sendikalaşmak isteyen işçilere karşı insanlık dışı bir uygulamaya başvurdu. Çerkezköy'de Öznur Kablo'nun işçisi, DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası'na üye oldukları gerekçesiyle 13 gün mesai saatlerinde bir konteynıra kapatıldı. Olayı arkadaşlarından gizlice aldıkları cep telefonu görüntüleriyle kanıtlayan işçiler, mahkemeye taşıdıkları mağduruyetlerinin cezasız kalmaması için haklarını sonuna kadar arayacaklarını belirttiler. İşçilerin avukatları ise "konteynır hapsinin" belgelenmesi üzerine işçilerin can güvenliğini gerekçe göstererek işçileri işe göndermeme kararı aldı.

İşe iade yerine depoya


Tekirdağ-Çerkezköy 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu İbrahim Balarası'na kayıtlı görünen no işçinin çalıştığı Öznur Kablo Sanayi ve Ticaret'de, işveren 2007 yılı Mart'ında Birleşik Metal-İş Sendikası'na üye olmaları sebebiyle önce 13, ardından 3 işçi ve sonrasında tek tek işten çıkarmalarla çok sayıda işçiyi işten attı. Daha sonra işe iade davası açan işçiler, davayı kazanmaları üzerine iş başı yapmaya gittikleri fabrikada işverenin talimatıyla konteynırlara kapatılarak, 13 güne varan sürelerde kümes kadar konteynırlarda zorla tutuldular.

Konteynırlara ilk kapatılanlar Ahmet Erdem ve Refik Yılmaz 14 Mart 2008'de, iş başı yapmak üzere işyerine gitti. Bu işçileri işverenin talimatıyla güvenlik görevlileri depoda çalışacaksınız diyerek bir depoya götürdüler. Daha sonra bu işçiler, üzerleri aranarak ve cep telefonlarına el konularak depoya kapatıldılar. Bununla da yetinmeyen yönetim iki işçiyi depodan çıkararak fabrikanın bahçesinde bulunan ve nefes almakta bile güçlük çekilen konteynıra hapsetti. İşçiler bunu takip eden 13 gün boyunca mesai saatlerinde konteynıra kapatılıp diğer işçilerle beraber çalışmaları engellendi. 25 Mart'ta ise işe iade davası sonuçlanan 9 işçinin akıbeti de aynı oldu. Durumu haber alan işçilerin avukatı Deniz Şen, işverenin uygulamasını suç üstü yakalatmak için yargıya başvurdu. Avukat ve beraberindekiler 27 Mart'ta baskın yaptıkları fabrikada işçileri konteynırlardan çıkarıp, durumu tutanaklara geçirdi.

İstifa için baskı yapıldı


Olay Öznur Kablo'nun patronu İbrahim Balarısı'nın, borsaya girmek üzere kurduğu ve kağıt üzerinde olduğu iddia edilen Ak Kablo'ya tüm mal varlığını devir edeceğini söylemesi ile başladı. İşçiler devir işleminden endişelendikleri için 2007'nin Mart ayında Birleşik Metal-İş'e üye oldular. Ancak patron, Ak Kablo'ya geçirilen işçilere baskı yaparak onları sendikadan istifa ettirmeye çalıştı. İşçiler, sendika mücadelesinde direndikleri için de işten atıldı.

Ak Kablo'nun hiçbir mal varlığının olmadığını belirten Ahmet Erdem, birçok baskıya ve haksız uygulamaya marus kaldıklarını belirterek, şöyle devam etti: "Bazı işçiler sendikal mücadeleye devam etmek adına işe geri dönmek istedi. Bazıları tazminatlarını alarak ayrıldı. Patron İbrahim Balansı, bana ikramiyemi vereceğini söyleyerek sendikalıları ispiyonlamamı istedi. İhbar etmedim ve kovuldum. İşe iade davasının ardından işe giriş kağıtlarımızı imzalayıp iş vereceklerini söyleyerek bizi depoya kapattılar. Cep telefonlarımız alındı. Dedektörlerle arandık. Bir arkadaşımızın telefonunu iç çamaşırından bir arkadaşımızın telefonunu da botunun içinden aldılar. Yaşadığımız vahşeti kanıtlamak ve bizim cep telefonlarımız olmadığı için başka bir yerde çalışan arkadaşımızın cep telefonunu aldık içeriye ve görüntüler aldık" diye olayı ayrıntılarıyla anlattı.

Vahşet bir bir tespit edildi


Süreci takip eden Avukat Onur Deniz Şen, olayla ilgili şunları söyledi: "İlk etapta 14 işçi adına işe iade davası açtık. Onları kazandık. Yargılama sürecinde Öznur Kablo'nun gerçek işveren olduğu, Ak Kablo'nun kağıt üzerinde bir şirket olduğu tespit edildi. Yargıtay da bunu onadı. Yalnız bu süreçte Öznur Kablo firması Sanayi Sicil Belgesi'ni iptal ettirdi. Bu şu demek: Ben artık üretim yapmıyorum. Ticaret yapacağım diyerek Ak Kablo'ya devir yapmış, ancak devir listesinde bütün makineler vs varken no işçiden hiç bahsedilmiyordu. İş Kanunu gereği kıdem tazminatından devreden işverenle devir alan iki yıl boyunca sorumlular. Bu iki yıl geçtikten sonra işçiler Ak Kablo ile başbaşa kalacaktı."

'Haklarınızın bilincinde olun'


12 işçinin depo ve konteynırlara kapatılması olayını öğrendikten sonra işverene ihtar çektiklerini belirten avukat Şen, "13 gün konteynırlarda kilitli tutulan işçilerin durumlarını bilirkişi eşliğinde tespit ettik. Fotoğraf çekildi. Sorgu yapıldı. Güvenlik görevlilerinin işçilere yemek götürdüğü, işçilerin orada yemek yediği, tuvalet ihtiyaçlarını karşılayamadıkları tespit edildi. Bunun hem insanlık hem vicdan borcu olduğunu düşünüyoruz. İşçi arkadaşların kenetlenmeleri doğrultusunda bir kazanım sağlanır. Birlikte olmanın olumlu sonuçlar vereceğinin anlatılması gerekiyor. Haksızlığa uğrayan arkadaşlar sendikacılardan, hukukçulardan yardım istesinler, haklarının bilincinde olsunlar" dedi.

Sınıf dostlarını bir araya getireceğiz


Çerkezköy alanından sorumlu Birleşik Metal-İş Sendikası 2 No'lu Şube Başkanı Yılmaz Bayram, "Arı kovanına çomak soktuk" dedi. İşe iade davalarını kazanmalarına rağmen işçileri imalat alanının dışında konteynırlarda tuttuklarını anlatan Yılmaz şunları ifade etti: "Örgütlenmenin önüne her türlü engel çıktı. Sınıf açısından bakıldığında sendikal örgütlenme zor görünüyor. Ama bizim burada var olmamızla birlikte sendikal mücadelede güven duygusu ortaya çıktı. Örgütlü örgütsüz tüm işçilerin ihtiyaçlarına seferber olacağız. Bütün sınıf dosdarını bir araya getireceğiz".