Faşist saldırılar İstanbul Üniversitesi'nde de protesto edildi. Öğrenciler, polis ve idarenin saldırılardaki rolünü ve medyanın çarpıtmalarını teşhir etti.
Üniversitelerdeki faşist saldırıları "karşıt görüşlü öğrencilerin çatışması" şeklinde çarpıtan burjuva medyanın, Akdeniz Üniversitesi'nde yaşanan silahlı faşist saldırıya yönelik çarpıtmayı "kız meselesi"ne kadar vardırması üzerine İstanbul Üniversitesi öğrencileri bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.
Akdeniz Üniversitesi'ndeki saldırının ardından "12 Eylül öncesine mi dönüyoruz" ifadesinde cisimleşen şaşırmış görüntüyü de eleştiren öğrenciler, ortada şaşıracak bir şey olmadığını faşist saldırıların gelişimi ve yaygınlığı ile ortaya koydular.
Devrimci, demokrat, ilerici, yurtsever öğrenciler imzası ile yapılan açıklamada, "Bizler hiç şaşkın değiliz, gerçekleri biliyoruz ve öfkeliyiz... Çünkü" diyerek şunları ifade ettiler:
1- Akdeniz Üniversitesi'nde olanlar münferit değil. Yıllardır üniversitelerde doğrudan rektörlerin bilgisi ve izni dahilinde gerçekleşti bu türden saldırılar. Kısa bir zaman diliminde ardı ardına Ankara, İstanbul, Samsun, Bolu, İzmir, Bursa, Afyon, Mersin ve en son Antalya'da yaşanan olaylar saldırıların sistemli olduğunun en açık kanıtı."Bu sayılanlardan hangisi Antalya'da yaşanmadı" diye soran öğrenciler, polis gözetiminde gerçekleşen saldırıdan sonra ise 3 devrimci öğrencinin tutuklandığına dikkat çektiler.
2- Elleri satırlı, silahlı saldırganlar öyle gizlice herkesten habersiz girmiyorlar üniversitelere. Doğrudan polisin bilgisi ve koruması dahilinde hareket ediyorlar. Saldırıları birlikte planlıyorlar. Ülkü Ocakları, polis, üniversite yönetimleri adeta ortak bir şebeke kurmuş birlikte çalışıyorlar. Şimdi bu kadar açık ve net bir biçimde ortaya saçılınca pislikler, zorunlu olarak arama kararı çıkarıyorlar ve ne hikmetse bir türlü ulaşamıyorlar.
3- Kendi öğrencisini dikkate almayan, taleplerini, şikayetlerini dinlemeyen rektörler ancak böylesi gelişmelerden sonra çıkıp öğrencilere provokasyona gelmeyin çağrısı yapıyorlar. Sonra da saldırıya uğrayan öğrencilere soruşturmalar açıp cezalar yağdırıyorlar.
Öğrenciler haftalık mizah dergisi Uykusuz'un "Dikkat kampüsde faşist var" yazılı kapağını da döviz şeklinde taşıdılar.
4- Dekan ve rektörler öğrenciden çok özel güvenlik ve polislerle görüşüyorlar. Polisler öğrenci işleri bürosunda ellerinde öğrencilerin dosyaları soruşturma listeleri çıkarıyorlar. Okula ne zaman çevik kuvvet gireceğine, neyin sakıncalı, neyin doğru olduğuna polisler karar veriyor.
5- Üniversitelere faşistler istedikleri şekilde girebiliyorlar. Yanlarında işbirliği yaptıkları polisler oluyor. Satırlarla saldırdıktan sonra ellerini kollarını sallayarak çıkabiliyorlar. Polisleri onların omuzlarını sıvazlarken görebiliyorsunuz.
Eylemde açılan iki pankarttan birinde 23 Ekim 2007'den bu yana üniversitelerde yaşanan faşist saldırıların kronolojisi yer alıyordu; diğer pankartta ise "Sağ-sol çatışması değil faşist saldırı var" yazıyordu. Eylemde "Faşizme Karşı Omuz Omuza", "Beyazıt/Antalya Faşizme Mezar Olacak", "Katil Polis Üniversiteden Defol" vb. sloganları sıklıkla atıldı.