Cumartesi, 12 Nisan 2008 (18 yıl 4 ay önce)
Kampanyamızı bugüne kadar ulaşılamayan bölgelere de taşımak için çalışmaları 2 ay öncesinden başlatılan ve geçtiğimiz Pazar günü (6 Nisan) düzenlenen geceye 700 kişi katıldı. Gecenin, Strasbourg’da uygun salon bulunamaması nedeniyle Almanya’nın Fransa sınırında yer alan Achern kasabasında düzenlenmesi, kampanyanın bugüne kadar hiç ulaşılamayan bölgelere de taşınması açısından oldukça yararlı oldu. Gece, dolayısıyla kampanya çalışması Almanya’nın sınır kent ve kasabalarına da taşınmış oldu.
Ön çalışma geniş kesimler üzerinden yürütüldü
2 ay öncesinden başlattığımız etkinliğimiz, hiç tanımadığımız insanların ve gece çalışması boyunca edindiğimiz dostlarımızın dahil olmasıyla, yaygın bir kesim tarafından sahiplenildi. Kampanya komitesinin altlara doğru yayılan tüm ilişkileri ve onlar üzerinden de aynı biçimde altlara doğru yayılan geniş bir kesim bilet satışlarına dahil oldu.
Strasbourg’un içi ve şehri çevreleyen bölgeler, Almanya'nın sınır bölgeleri yaygın bir biçimde dolaşıldı, afişlemeler yapıldı, çağrılar dağıtıldı.
2 ay boyunca yapılan tüm düğünlere gidilerek etkinliğin duyurusu yapıldı, afişler asıldı, çağrılar dağıtıldı. Toplam 5 bin el ilanı dağıtılırken 1500’ün üzerinde afiş yapıldı. Avrupa’da hızla yükselen ırkçılık başta olmak üzere son gelişmelerin ele alındığı 500 adet kampanya bildirisi de evlere taşındı. Strasbourg’da göçmenlerin yoğun yaşadıkları semtlerde bulunan evler tek tek dolaşılarak kampanya anlatıldı, bilet satışı yapıldı...
Dezavantajlarımıza rağmen iddialıydık
Gece çalışmamız aslında Strasbourg’un merkezinde salon bulamadığımız için etkinliği Almanya’da yapmak zorunda kalışımız gibi azımsanmayacak bir dezavantajla başladı. Dezavantajdı çünkü; arada sınırın olması kağıtsızların (oturum izni olmayan göçmenler) geceye katılmasını engelleyecekti. İkincisi, özellikle gece çalışması boyunca tanıştığımız kişileri ve geceye çekmek istediğimiz bir kesimi tereddütte bırakacaktı.

Ancak, özellikle içinden geçtiğimiz bu gri dönemin asla uzlaşılmaması gereken her şeyi geri çeken, yapılacaklardan ziyade ilk elde yapılamayacakları öne çıkartan, mızmız, iddiasız, devrimci duruş ve kararlılıktan uzaklık gibi karakteristik özelliklerine karşı sağlam bir duruş ve iddia ortaya koymak önemliydi. Evet belki sonuçta gerçekten de başta öngördüğümüz gibi kağıtsızlar ve bir kesim, sınır sorunu ve salonun uzaklığından dolayı gelmedi. Ama biz zaten beklediğimiz bu açığı kapatmak için geceyi ve kampanyayı Almanya’nın bugüne kadar hiç gidilmeyen sınır kentlerine taşımayı ve oluşacak açığı buralardan sağlayacağımız katılımla kapatmayı planlamıştık. Sonuçta, hem Yaşanacak Dünya Gazetesi’ni hem de Alınterimle Buradayım kampanyasını bugüne kadar hiç görmediğimiz, yüz yüze gelmediğimiz sınır kentlerinde yaşayan kitlelerle buluşturmuş olduk.
Etkinliğimizin salona yansıması
Mart-Mayıs sürecinin önemi ile birlikte kampanya çalışmasında bugüne kadar yapılanların anlatıldığı açılış konuşması ile başlayan gecemizin programında, Yaşanacak Dünya Gazetesi adına ve Strasbourg Üniversitesi Öğretim Görevlisi Stephane de Tapia’nın yaptığı konuşma, tiyatro, folklor, şiir, sinevizyon gösterimi ve sanatçılar
Servet Kocakaya, Gülcihan Koç ile
Grup Seyran vardı.
Tiyatro oyununda ırkçılık ve aileler ile çocukları arasında yaşanan sorunlar ele alındı. Oldukça kısa bir sürede ve tamamı hayatında ilk defa tiyatro oynayan gece çalışanları tarafından hazırlanan tiyatro gösterimi kitle tarafından beğeniyle izlendi. Bir yoldaş tarafından okunan
"Vatan haini", "Hücre", "İstanbul" şiirleri de beğeni topladı.
Yaşanacak Dünya Gazetesi adına yapılan konuşmada, kapitalizm ile işçi ve emekçilerin ihtiyaçlarının oluşturduğu çelişkinin ortaya çıkardığı rakamlar ve bu çelişkinin göçmenlere yansımasına dikkat çekilirken kapitalist üretim ilişkilerinde yaşanan değişimin bugün göçmenlere yönelik giderek artan sosyal hak gaspları ve ırkçı saldırılar olarak döndüğünün altı çizildi ve birleşik mücadelenin yükseltilmesi çağrısı yapıldı.
Strasbourg Üniversitesi Öğretim Görevlisi Stephane de Tapia’da yaptığı konuşmada göçmenlere yönelik artan saldırılara dikkat çekti ve tepki verilmesi çağrısında bulundu.

Türkiyeli işçi ve emekçilerin Avrupa’ya göçünü en başından ele alarak yansıtan
sinevizyon gösterimi, kapitalizmin ihtiyaçlarına göre düzenlenen göçün harabe Avrupa’nın baştan yaratılmasında azımsanmayacak katkısı olan göçmenleri bugün geri göndermeye ayarlı olduğuna yapılan vurguyla devam etti. İlgiyle izlenen sinevizyon gösterimi de Türk, Kürt, Alman, Fransız tüm işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesinin örülmesinin, sosyal hak gasplarının ve ırkçılığın geriletilmesinde büyük bir öneme sahip olduğu ve bu mücadelein örülmesi çağrısıyla son buldu.
Geceye katılan sanatçılar da yaptıkları konuşmada, Alınterimle Buradayım Gecesi’ni düzenleyen Yaşanacak Dünya Gazetesi’ne teşekkür ederek kitleye gecenin amacı doğrultusunda örgütlenme çağrısı yaptılar.
Gerek gece çalışması boyunca gerekse etkinlik anında, gece çalışması boyunca tanıştığımız birçok yeni insan şu ya da bu biçimde işin ucundan tuttu. Bu sahiplenmeden olumlu etkilenmeler yaşandı. Salonda görev alan özellikle de yeni tanıştığımız insanlar, büyük bir disiplin ve gönüllülükle kendilerine verilen görevlerini yerine getirdiler. Kolektif çalışmasının bir parçası olduklarını hisseden insanlar, aynı zamanda gece çalışmasının hedeflerinden birini gerçekleştirdiğinin deispatıydılar.
Sonuç olarak, kitlesellik açısından baktığımızda geceye katılım, hedefliğimizin altında gerçekleşti. Bu yönüyle hedefimizi gerçekleştirdiğimizi söyleyemeyiz. Fakat, bütünden baktığımızda kampanyayı Strasbourg’da yaşayan göçmen işçi ve emekçilerin hafızalarında tekrar güncelleyerek, kampanyayı bugüne kadar hiç ulaşamadığımız göçmenlere taşıyarak, gece çalışması boyunca özellikle hedeflediğimiz çevremizdeki bazı insanları kolektifimize yakınlaştırarak ve nihayetinde de sorunsuz, katılanların büyük çoğunluğunun memnun ayrıldığı bir etkinliği gerçekleştirerek, önümüze koyduğumuz hedeflerin bazılarını da gerçekleştirmiş olduk. Gece çalışmamız bu yönüyle üzerine düşeni büyük oranda yerine getirmiş oldu.