Antalya'da açıklama

Tutuklanan öğrencilerin avukatları, aileleri ve arkadaşları açıklama yaptı.

GENÇLİK
Perşembe, 17 Nisan 2008 (18 yıl 1 ay önce)

Antalya'da satırlı-palalı-silahlı saldırıların devrimci demokrat öğrenciler tarafından püskürtülmesinin ardından faşist saldırılar, polis, idare ve hukuk düzleminde devam ediyor. Basının kirli manipülasyonları bir bir kendiliğinden boşa çıkarken polis, idare ve mahkemeler saldırıları adeta sessiz bir intikam alma mantığı ile devam ettiriyor. İlk başta 100'e yakın devrimci demokrat öğrenci yurttan atıldı. Toplam 40 öğrenci gözaltına alındı. 10 devrimci demokrat öğrenci tutuklanarak Antalya L Tipi Hapishanesi'ne konuldu. Tutuklamalar 10 güne yayıldı. 100'ün üzerinde öğrenciye soruşturma açılması bekleniyor.

Tüm bu saldırılarla ilgili avukatlar, tutuklanan öğrencilerin aileleri ve Antalya Üniversitesi öğrencileri tarafından 16 Nisan Çarşamba günü Eğitim-Sen Antalya Şubesi'nde bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya sendika, dernek, siyasi parti ve devrimciler de katıldı. İlk sözü Çağdaş Hukukçular Derneği'nden Avukat Münip Ermiş aldı.

Açık bir saldırı


Avukat Münip Ermiş: "Arkadaşlar ilk gözaltılar saldırı günü ve sonrasında oldu. 4 Nisan'daki saldırılarda herhangi bir gözaltı yaşanmadı. Biliyorsunuz dosya hakkında gizlilik kararı alındı. Bu kararın özü avukatların dosyaya ulaşıp bilgi almasını, dolayısıyla savunmalarını hazırlamalarını engellemek. Karşı taraftan yani saldırganlardan 8 kişi tutuklandı. Aralarında tek bir öğrenci yoktur. Büyük bir kirli kampanya yapıldı. Kampanyanın büyük bölümünde öğrencilerin 'Kürt ve PKK'lı olduğu' iddia edildi. Bu yalandır. Tutuklamaların hiç birinde ötgütsel bağ yoktur. Ne TMŞ'de ne savcılık soruşturmalarında buna yönelik en ufak bir soru olmamıştır. 'Kız meselesi' de baştan yalandı. Olayı soruşturan savcı da buna yönelik bir açıklama yaptı. Yapılanlar devrimci ilerici öğrencilere yönelik açık bir saldırıdır. Karşı tarafın yani saldırganların beyanı da otobüslere binip yurdu bastıkları yönündeydi."

Hukuki savunma bizim, demokratik savunma sizin işiniz


Avukat Nusret: "Tutuklanan 8 faşist Ülkü Ocağı'nda toplanıp, Ülkü Ocağı'nın önündeki duraktan otobüslere biniyorlar. İlerici öğrenciler ise arkadaşlarının bıçaklanma haberini alınca okula gittiklerinde faşistlerin yurdu bastıklarının haberini alıyorlar. Faşist saldırganlar ellerinde sopalarla, satırlar, palalar, bıçak ve silahlarla okula giriş yapıyorlar. Yığınla çevik kuvvet, sivil polis ve ÖGB'nin içinden hiç bir engelle karşılaşmadan içeri giriyorlar. İlerici, devrimci, demokrat öğrenciler ise tüm bu delici, kesici, öldürücü silahların karşısında sadece ellerinde ağaç dallarından ibaret sopa bile denmeyecek çubuklarla kendilerini savunuyorlar. Olup bitenin özeti saldırıya karşı meşru müdafadır. Son olarak şunu söylüyorum; biz avukatlar olarak savunma ve hukuki olarak elimizden gelen her şeyi fazlasıyla yapacağız. Ancak bu saldırıların önüne geçmek ve saldırganları teşhir etmek, haksız yere tutuklananların derhal serbest bırakılması ilerici demokrat kamuoyunun oluşturacağı demokratik baskının işidir."

Meşru müdafa


Avukat Vahap Yılmaz: "Olayda kirli manipülasyonlar yapıldı. Yok 'bayrak yakıldı', yok 'Öcalan posteri' açıldı. Ancak hiç bir sanık bunu ifade etmedi, görmedik. Bir gazetede olayı soruşturan savcı: 'Meşru müdafa dışında öğrenciler saldırgan olmamalı' diyor, işte tamamen olay budur. İlerici öğrencilerin yaptığı da budur. Meşru müdafa!"

Öğrenci değil, insan hiç değiller


Akdeniz Üniversitesi öğrencisi: "Bu olaylar ilk değil son da olmayacaktır. MHP ve AKP, 'bizden değildir' diyorlar ancak Ülkü Ocağı'ndan çıkıp saldırıyorlar. Yurdu basanların ezici bir çoğunluğu öğrenci değil, insan hiç değil. Okula polis ve ÖGB'nin gözü önünde girdiler, onların gözü önünde saldırdılar, bıçaklama olayı da onların gözü önünde oldu. Biz sınavdan çıkıp yurda gidince yurt arkasında biriken faşistler ellerinde sopa, bıçak, pala, satırlarla bizlere saldırdılar. Biz kendimizi savunduk. Arkadaşlarımız yardıma gelince bu sefer silaha sarıldılar. Biz geri çekilmeyince, faşistleri kovalamaya başlayınca polis saldırıya geçti. Olay günü devrimci öğrenciler gözaltına alınırken faşistler polis kontrolünde okuldan çıkarıldı. Saldırılar sınav dönemine denk getirildi."

Uzaklaştırma kağıtlarını polis imzalattı


Akdeniz Üniversitesi öğrencisi: "9 Nisan günü yurda gittik. Bizim kimliklerimizi aldılar. Bize iki kağıt imzalatıldı. Çevik kuvvet imzalamamız için baskı yaptı. Çevik kuvvet baskısı ile imzaladığımız kağıtlar bizim 15 günlük uzaklaştırma kağıtlarımızmış meğer. Kesinlikle okumamıza izin verilmedi. Sonraki günler bizi savunmaya çağırdılar. Kirli kampanyayı kabul etmemizi istediler. Ancak biz red edince tehditler savurdular."

Tüm çocuklarımın alnından öpüyorum


Tutuklanan Suat Aldoğan'ın babası: "50 yaşında bir adamım. Ben kısa ve öz konuşacağım. Tek şey söyleyeceğim. Bu eli kanlı faşist saldırıya karşı kendilerini ve arkadaşlarını savundukları ve bunlara karşı mücadele etikleri için onların alınlarından öpüyorum. Kirli kampanya yapan basını kınıyorum. Tutuklanan, yaralanan tüm çocuklarımın alnından öpüyorum."

Kardeşlerim en doğrusunu yaptılar


Tutuklu Ayvaz'ın abisi: "Şehir dışında yaşıyoruz. Olay bir meydan muharebesi şeklindedir. Yurttan çocuklarımızın eşyalarını aldık. Hiçbir suç unsuru yoktu. Öğretim görevlileri ile görüştük. Onlar da çocuklarımızın yasadışı bir şeylere bulaşmadıklarını söyledi."

Tutuklu Ergün'ün abisi: "Medyadaki karalamayı kınıyorum. Olaylar başka mecralara çekiliyor. Olay dışarıdan gelip saldıranlara karşı kendilerini savunan insanlardan ibaret. En doğrusunu yaptılar. Hem kardeşim hem de diğer öğrenciler en doğrusunu yaptılar."

Faşist zincir


Avukat Münip Ermiş: "ÇHD olarak bu olaylar ve öğrenci hakları ile ilgili bir broşür hazırladık. Saldırılar DTCF, Gazi, Uludağ saldırılarının bir zinciridir."

Sivilinden değil resmisinden korkuyoruz


Akdeniz Üniversitesi öğrencisi: "Derslere girmemiz çok zor. Öğrenciler panik halinde. Biz faşist saldırılardan değil polisten korkuyoruz. Zorla kağıtlar imzalatıyorlar. Bir gazete okudum. Memati Ömer diye yazıyordu. Tamamen Kurtlar Vadisi'nin hayata uyarlanmasıdır."

Akdeniz Üniversitesi öğrencisi: "Sivil polisler okulda kantinde kampüste pisikolojik terör estiriyorlar. Turizmde olaylarla ilgisiz 5 kişiye soruşturma açtılar. Yurttaki saldırıda görevli yönetici Hikmet Kuşçu, Nizamettin adlı görevli yönetici hem baskı yapıyor hem de saldırılara katılıp yönlendirdi. Ramazan adlı görevden alınan yönetici bunlara göre en masum kişidir. O da faşist saldırgan ancak bunların yanında kuzudur."

Kirli kampanya dava ediliyor


Son olarak avukat Münip Ermiş söz alarak, "Öğrenciler hakkında iftira kampanyası yürütenler hakkında, başta basın olmak üzere tazminat davaları açacağız. Müvekkilerimizin kişilik hakları çiğnendi. Bununla ilgili gerekli hazırlıklarımız devam ediyor. 10 devrimci öğrenci tutuklanmıştır. Tutuklanan saldırganların hiçbiri öğrenci olmadıkları gibi ikisi dışında diğerleri işsizdir" dedi.

Faşist saldırılara karşı uyanık olmaya, birlikte mücadele edilmeye çağrıldı.