"Pardon, yanlış istihbarat!"

GÜNCEL
Pazartesi, 30 Ocak 2006 (20 yıl 8 ay önce)

Irak topraklarını cehenneme çeviren bir savaş. Bu savaşta 100 binden fazla insan katledildi. Savaşın ortaya çıkardığı vahşet, bölge insanının bugününü ve yarınını ipotek altına aldı.
Halklar arasındaki düşmanlıklar büyüdü.

Bölgeyi ateş çemberine çeviren emperyalist savaşın gerekçelerinin yanlış istihbarata dayandığı açıklandı!

"İstihbarat yanlış, ama..."
"İstihbarat yanlış ama savaş gerekli!" Böyle buyurdu Bush!

Bugün Bush'un ağzında gevelediği "itiraf" aslında yeni birşey değil.

ABD yönetiminin uzun süredir tartıştığı, halkların gözünde kendini aklama ve yeni saldırılar için zemin oluşturma girişimlerinin bir yansımasıdır.

Kanla beslenen tekeller arası sürtüşme ile birlikte, uluslararası alanda ve iç kamuoyunda emperyalist saldırganlığa karşı gelişen tepki, politik arenaya bu biçimlerde de yansıyor.

Aylar öncesi, daha görevden alınmamışken Savunma Bakan Yardımcısı Douglas Feith "kitle imha silahları var" gerekçesinin fazla öne çıkarıldığını ve bunun "hata" olduğunu açıklamıştı.

Savaşın stratejik gerekçelerinin daha iyi anlatılması gerektinin altını çizmişti.

Dün Pentegon'dan ayağı kaydırılan Feith'in söylediklerini, bugün Bush gündeme taşıyor.

ABD'nin çıkmazı...
ABD emperyalist savaş kabinesi dışarda ve içerde çıkmazlar yaşıyor. Irak'ta işgal karşıtı direnişin altedilememesi, yeni bir Vietnam sendromu bir karabasan olarak duruyor.

Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nin önündeki engellerin geriletilmesi, İran, Suriye gibi hedeflerin vurulması için zemin oluşturma ve uluslararası bir "meşruluk" arayışı bu çıkışları gündeme getiriyor.

[foto]tabutlar.jpg[/foto]

EMPERYALİZM MEZARINI KAZIYOR!

ABD ve İngiliz emperyalizminin bölgesel planlarının bundan sonraki seyir defterini belirleyecek önemdeki Irak parlamento seçimleri 15 Aralık'ta yapıldı.

Hemen ertesinde başlayan tartışmalar, sürecin emperyalistler açısından daha da zorlaştığını gösteriyor.

Sünniler'in seçimlere katılımının sağlanmasına büyük önem atfeden işgalciler, bunun için ne gerekiyorsa yaptılar. Çünkü onların katılım oranı "demokrasi" planında katedilen yolun göstergesi olacaktı! Ve her cephede yaşadıkları sıkışmada kendilerine nefes kazandıracaktı!

İşgal demokrasisi!
Ama sonuç, işlerini kolaylaştırmak bir yana, zorlaştırdığını gösteriyor! Yapılan binlerce itiraz, seçimlerle ambalajlanmaya çalışılan "11 Eylül demokrasisi"nin nemenem bir şey olduğunu gösterdi.

İtirazların çoğunluğu asıl olarak Sünniler'den geldi! Ve onların dikkate alınmayıp, seçimlerin iptal edilmemesi durumunda "hükümet kurulmasını engelleriz!" tehditleri işgal "demokrasi"sinin asıl bundan sonra gerçek bir kaosla başbaşa kalacağını gösterdi. Yanı sıra CIA destekli Ahmet Çelebi'nin oyların sadece yüzde 1'ini almış olması, yine işgalcilerin sermayeyi yükledikleri "demokratik ve laik" lider İyad Allavi'nin yüzde 14'lerde kalması kendileri açısından bir hüsran oldu! Tablo; Şiiler, Kürtler, Sünni Araplar şeklinde üç parçaya bölünmüş Irak'tır!

Sıra İran'da
Yüzbinlerce işgal askeri, polisi ve onlar kadar devşirme "güvenlik güçleri" eşliğinde yapılan "demokrasi" şovunda kazanılan başarı Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nin bundan sonraki hedefine yönelmekte bir dayanak olacaktı! Bu hedef İran'dır...

Hemen arkasından Irak'taki askerlerin bir kısmını çekmeleri de bunun için yapılan hazırlıkların somut bir göstergesidir! Ancak emperyalist barbarlar da gördüler ki bu iş o kadar kolay değil! Sonlarını hazırlayan o büyük öfkenin ebeliğini bizzat kendileri yapıyorlar, kendi mezarlarını elleriyle kazıyorlar!

[foto]tank.jpg[/foto]

SiLAH YATIRIMI BÜYÜYOR

Dünya genelinde kudurgan bir iştahla silahlanma artırılıyor. Bir tarafta açlık, sefalet, yoksulluk inanılmaz bir hızla yükseliyor. Eğitim, sağlık, vb. en hayati ve insani alanlara yatırımlarda bütçe kısıtlanmasıyla "fedakarlık" dayatılıyor. Diğer tarafta silah sanayine yatırımlar, astronomik rakamlarda artış gösteriyor.

11 Eylül 2001 sonrası sadece ABD'nin bu alana yatırımı 400 milyar doların üzerinde. Aynı tarihlerde dünya ekonomisinde genel bir durgunluk yaşanırken, 11 Eylül sonrası ivme kazanan tek sektör savunma sanayii idi. Silaha yapılan yatırım 840 milyar dolar.

AB bu alandaki rekabet gücünü arttırmak için 100 milyar Euro'luk ek kaynağa gereksinim duyduğunu açıkladı. Bütçe artırımı kararını en hızlı yaşama geçiren ise Fransa oldu. 2005 yılında bütçenin yüzde 60'ını savunmaya ayırarak bu alandaki yatırımda ABD'den sonra ikinci sıraya yerleşti. İngiltere ve Rusya üçüncü sırada.

Haberleşme, gözetleme, uzay teknolojisi, vb. savunma sanayinin bir parçası olarak bu alanlara da silahlanma dahilinde yatırımlar yapılıyor. Resmi ağızlar savunma sanayi bilgi teknoloji alanı dahil, bu alana yatırımın 2025 yılına kadar yüzde 300'leri bulacağı öngörüsünde bulunuyorlar.

Emperyalistlerin dünya üzerindeki hakimiyet kavgası silah sanayindeki rekâbeti kızıştırıyor. Stratejik alanlara yönelik işgaller, katliamlar hız kazanıyor. Beraberinde açlık ve yoksulluk, işsizlik ve doğa kirliliği gün geçtikçe büyüyor.

"Tek kutuplu dünya"nın meseleleri kendini üretmeye ve büyütmeye devam ediyor. Açların açlığını, burjuvaların zenginliğini büyüten bu sistem istediği kadar gelişkin silahlara sahip olsun, içinde büyüttüğü sınıflı dünyayı sürdürmeye gücü yetmeyecek!..


Kaynak: www.yasanacakdunya.net