İşçi Sınıfı Kurultayı: Güçlerin analizi ve dönüştürülmesi

GÜNCEL
Pazar, 17 Temmuz 2005 (20 yıl 10 ay önce)

İşçi sınıfı kurultayı yazılarımızın ilkinde, temel hedef tanımlamasını yaptık. Asgari düzeyde temsil gücüne sahip öncü bir organizasyon olarak Kurultay;
1- İşçi sınıfının yalnızca geçmişteki kazanımlarını ve günümüzdeki özsavunma taleplerini değil, aynı zamanda ve asıl olarak geleceğini temsil etmelidir. İşçi sınıfı hareketinin çözülmekte olan ve buna karşı direnen geleneksel dinamiklerinin yanısıra; genişleyen yeni, orta ve uzun erimli dinamiklerini de tanımlamalıdır. Daha gelişkin bir sendikal-siyasal örgütlenme ve mücadele tarzı için temel çıkarsamaları yapmalıdır.

2- Günümüzde giderek daha heterojen, parçalı, katmanlı ve dağınık bir hale gelen işçi sınıfının stratejik çıkarlar ve bileşim olarak olabildiğince bütününü temsil etmelidir. Türk, Kürt ve diğer uluslardan işçiler; kadın ve erkek işçiler; genç, yetişkin, çocuk ve emekli işçiler; sanayi, hizmet ve tarım işçileri; kamu ve özel sektör, formal ve enformal sektör işçileri; büyük işyeri, KOBİ ve evde çalışan işçiler; çalışanlar ve işsizler; kadrolu, taşeron, geçici, sözleşmeli, kısmi-zamanlı vd. işçiler; öncelikli sektörler başta olmak üzere sektörel yelpaze; büyük işçi havzaları başta olmak üzere işçi sınıfının coğrafi dağılımı (örneğin, bazı yeni gelişmekte olan sanayi bölgeleri vd.); birinci, ikinci, üçüncü kuşak işçiler; proleterleşme sürecindeki kafa emekçileri, yeni yüksek vasıflı çekirdek işçiler; emekçi memurlar, vb. Bazıları sembolik kalacak olsa da olabildiğince herbiri özgün yönleri (sorunları, özellikleri, talepleri, gereksinmeleri) ve gelişme dinamikleri (genişliyor mu, daralıyor mu, nasıl bir dönüşüm geçiriyor, hareketlenme potansiyelleri, işçi sınıfının geleceğinde nasıl bir yer tutacak, vb.) içerisinden temsil edilmelidir. Bununla birlikte Kurultay ve hazırlık çalışmaları, çeşitli işçi kesimleri arasındaki rekabete dayalı önyargıları yıkmayı, birbirlerinin talep ve mücadelelerini öğrenmelerini ve sahiplenmelerini, işçi sınıfının bütünsel ve stratejik çıkarlarını kavratmayı esas alacaktır. Bunun öncü bir örneği olarak çok çeşitli kesim, bölge, sektör, kuşak ve ulustan işçilerin ortaklaşa çabası üzerinde yükselecektir.

3- Kurultay çok sayıda işçi toplantısı temelinde hazırlanmalıdır. Kürsüye çıkacak olabildiğince her işçi, belli bir işçi grubunun (en az 5-10 işçi) ortak faliyetini ve toplantılarında şekillenen ortak iradesini temsil etmelidir. Doğal işçi temsilcileri “tabandan” seçilmelidir. Kendi alanları (sektörleri, bölgeleri ya da kesimleri vd.) adına Kurultay’a sunacakları görüş, istek ve öneriler o alandan olabildiğince çok sayıda işçinin aktif katılımıyla yapılan toplantılarda tartışılmış ve karara bağlanmış olmalıdır. İşçi toplantılarına dayanan doğal temsilcilik sisteminin yanısıra, daha çok sayıda işçinin katılım ve katkısını sağlamaya dönük olarak, pratik işçi anketi, Kurultay çağrı ve öneri formu, saha araştırmaları, röportaj ve söyleşiler gibi çalışmalar da yapılacak ve sonuçları Kurultay’a sunulacaktır.

Hedeflerimiz geleneksel ve “toplama” işçi kurultaylarının oldukça ilerisinde ve üstünde. Peki güçlerimiz bu ileri ve öncü hedefi gerçekleştirmeye ne kadar yakın?

Sınıf çalışmamızda mevcut durum
Sınıf çalışmamız son 1,5 yılda ağır aksak da olsa bir yeniden toparlanma sürecine girdi. İşçi gazetemiz neredeyse tüm faaliyetlerin dibe vurduğu bir dönemde geriye kalan çok az sayıdaki işçi alanının aşağıdan insiyatifiyle çıkarıldı, toparlanmada belli bir pay sahibi oldu. Halen istenen düzey ve periyodun oldukça gerisinde olsa da, sürekliliğinin işçi çalışmasının içinden sağlanmış olması önemlidir.

İşçi yoldaşların aktif katılım ve katkılarıyla gerçekleştirilen (iç) Hazırlık Kurultayı‘nda sınıf çalışmasının herhangi bir “alan çalışması” olmaktan çıkarılması, tüm faaliyetlerin temeline yerleştirilmesi değerlendirildi.

Daha gelişkin bir sınıf çalışması hedefiyle devrimci sosyalist iktidar perspektifi arasında güçlü bir bağ kuruldu. İşçi sınıfının mevcut durum ve sorunları üzerinde bir ön kavrayış sağlandı. EKK deneyiminden temel dersler çıkarıldı, DSB temel yönelimler itibariyle yeniden tanımlandı. Kolektifin yüzünü bir bütün olarak devrimci sınıf çalışmasına ve onun yeni ve daha yüksek gereklerine dönmesi gündemleştirildi.

Son iki 1 Mayıs‘ta belli başlı 3-4 ildeki kortejlerimizde, işçi bileşiminin ve yeni işçi ilişkilerinin ağırlığı hissedilir ölçüde artmaya başladı.

Bazı bölgelerde, az sayıdaki deneyimli kadrolar ve yanısıra en enerjik aktivistler sınıf çalışmasına ve onun yeni hedef alanlarına sevkedildi. Henüz çok sınırlı da olsa yeni işçi aktivistleri kazanıldı ve işçi ilişkilerinde kısmi bir genişleme sağlandı.

Çukurova Tekstil, Karyer, Grammer, SEKA, Tekel gibi 7-8 direnişte dışarıdan müdahale refleksi ile içeriden insiyatif geliştirmeyi birleştiren önemli deneyimler yaratıldı. Bazılarında mevziler kazanıldı.

Henüz az sayıda işçi biriminde olsa da, Hazırlık Kurultayı’nın karar ve perspektiflerine uygun olarak birkaç öncelikli sektör ve pilot sanayi bölgesinde iradi ve istikrarlı bir kilitlenme sağlandı.

Devrimci sınıf çalışması henüz çok az fakat artan sayıda kadro ve aktivistte kendi iç dinamizmini, kültürel şekillenişini ve değerlerini yaratıyor. Sınıf çalışmasının az çok istikrar kazandığı bölgelerde tutkulu ve enerjik bir genç işçi kadro kuşağı da kendini hissettirmeye başladı.

Kurultay’ın bir ara halkası olarak tasarlanan “15-16 Haziran’ın yıldönümünde 5 kuşaktan öncü işçiler buluşuyor” etkinliği, bir çok ciddi iç zayıflık ve eksikliklerine karşın, zenginleştirilmiş bir perspektif içerisinden yürütülen bir çalışma denemesi oldu. Daha geniş bir ilişkiler ağı içerisinden örgütlenmeye çalışılması; eski birikimleri yeni bir tarzda aktive etmesi; bizim için yeni sayılabilecek bazı alan ve konularda öğrenmeyi ve uzmanlaşmayı dayatması; sınıf hareketi ile komünist hareketin tarihsel doruklarını kaynaştırarak geleceğe verdiği mesaj gibi yönleriyle etkili oldu.

Öğrenci gençlik ve emekçi memur alanlarında da geleneksel ve dar yaklaşımın üstüne çıkan, sarsıntılar ve çözülmeler içinden gelişen sancılı sınıf dinamiklerini esas alan bir perspektifsel dönüşüm gerçekleştiriliyor.

Tüm bunlar ve burada sayamayacağımız bazı diğer adımlar, sınıf çalışmamızda 1,5 yıl öncesine göre azımsanmayacak gelişme öğeleridir. Ancak sınıf çalışmasının nesnel ve öznel “uzun yokuş”una göre henüz emekleme adımlarıdır. Öyleyse tabloya bir de yapısal zayıflıklar yanından bakalım:

Sınıf çalışmamız (bazılarına yukarıda değindiğimiz dönüşüm öğe ve yönelimlerine karşın), genel olarak, yapısal zayıflıklarını aşmış olmaktan uzaktır. Sınıf pratiği içerisindeki güçlerimiz nitel ve nicel olarak halen çok zayıftır. Az sayıdaki alan dışında, oldukça dağınık durumdadır. Yeni yeni kristalize olmaya başlamış az sayıdaki temel ve alt komite dışında, çoğu alan, hatta bölgede işçi çalışması örgütsüz ve çevre tarzı yürütülmektedir. Yine az sayıda örnek dışında, hedefsiz, perspektifsiz, plansız, örgütsüz/komitesiz, istikrarsız… tek kelimeyle geleneksel, kendiliğindenci çalışma tarzı ve zihniyet egemenliğini korumaktadır. Geleneksel tarzın doğası gereği 1 Mayıs, merkezi ve yerel etkinlik, kendiliğinden işçi hareketlenmeleri çerçevesinde kesitsel canlanma ve kazanımlar olsa da süreklilik sağlanamamaktadır.

İşçi çalışmasının bu en geri ve yüzeysel biçiminde, güçlerin ve ilişkilerin çevreci bir öbekleşmesi vardır. Ancak kendi doğal ya da hedef alanlarında (işyerlerinde, sektörlerinde, bölgelerinde vb.) iradi bir derinleşme ve örgütleşme yönelimi neredeyse yoktur. Kişisel ilişki ve kişisel yönetim anlayışı baskındır. Çalışma ve kişilerin değerlendirilmesi taktik plan ve hedefler üzerinden değil, tamamen subjektif biçimde yapılmakta, bu da enerjinin dörtte üçünün iç sorunlara harcanmasına yol açmaktadır. İşçi aktivist ve ilişkilerinin siyasal-pratik eğitimine eğilinmemekte; kendi alanlarına dönük hedeflendirme, görevlendirme, yönlendirme yapılmamakta; öne çıkanlara geliştirici sorumluluk verilmemektedir. Sınıf çalışmasının adeta yegane ölçütü ilişkilere gazete verme, gazete satışına çıkma, bildiri, afiş, eylem ve etkinliklere gelme ve en fazlası “işçi getirme”, bunların da en teknik ve biçimsel (dolayısıyla sonuçsuz) yanına indirgenmektedir. Bu tür çalışmalar bile genellikle bir kaç kişi üzerinden yürütülmekte, onlar da oradan oraya koşturmaktan ne kendini ne çevresindekileri geliştirmeye fırsat bulabilmektedir.

Fiili tasfiyecilik süreci, kendi yağıyla kavrulan çoğu işçi alanında, çevrecilik, gevşeklik, amatörlük, geri duruş eğilimlerini had safhada körüklemiştir. Bizde zayıf olan, sınıf çalışmasının başlıbaşına ve en önemli profesyonelleşme alanlarından biri olduğu düşüncesi, nitelikteki seyrelmeyle birlikte yok olmaya yüz tutmuş ve kafaca ve ruhça gevşekliği beslemiştir. Toparlanma sürecine karşın gevşek, çevreci, yön duygusundan yoksun bir araya gelişler biçimindeki bir çok alanda bu durum sürmektedir. Çünkü sınıf çalışmasında da gevşek bir araya gelişler ve çevrecilik tasfiyeciliğin bir sonucu olmakla kalmaz. Artık geleneksel çalışma tarzı ve zihniyetinin kendisi, tasfiyeciliğin önde gelen bir zemini ve durmaksızın yeniden üreticisidir. Geleneksel tarz, sınıf çalışmasının yalnızca pratiğinde değil, siyasal-örgütsel önderlik kademelerindeki istikrarsızlık ve kesintilerle ve en sonu eklektik yapısından çevreciliğe doğru çözülmesiyle miadını doldurmuştur. Ancak yeni ve daha yüksek bir komünist sınıf çalışması, örgütlenmesi ve önderliğinin örnekleri henüz oldukça cılız ve yetersiz olduğundan geleneksel tarz, alışkanlık ve zihniyet olarak birçok alanda gücünü korumaktadır.

İşçi sınıfının geleneksel dinamiklerinin çözülmesi, sınıfın genişleyen mücadeleler temelinde yeniden oluşum dinamiklerinin ise henüz belirginleşmemiş olması; enformel sektör ve düzensiz çalışma biçimlerinin yaygınlığı; birçok işçide geçişli ara sınıf bilinç ve karakterinin varlığı… gibi nesnel etkenler sınıf çalışmasının (bilinç, beceri, irade) çıtasını bir bütün olarak yükseltmektedir. Gevşek ve basmakalıp bir çalışmayla sonuç almayı büsbütün olanaksız hale getirmektedir. Ancak bunun üstüne çıkılamadığı durumda, çalışmayı durmaksızın dağıtan ve çevreciliğe sürükleyen bir rol oynamaktadır.

“Zaman zaman parlayıp sönen istikrarsız bir çalışma tarzıyla da (sınıfa dönük) belirli bir ilerleme kaydedebilirsiniz. Ama bu, çoğu kez raslantıların da yardımıyla elde edilen göreli, cılız ve mevzi başarılar olmaktan öteye geçemez. Halbuki bizim için önemli olan, merkezi düzeyde, kalıcı ve istikrarlı bir gelişme sağlamaktır.” (Sınıf içindeki çalışmamızın bazı temel zaafları üzerine, Bir Adım Daha)

Kurultay’ın en önemli hedeflerinden birisi, hatta birincisi budur. Artan sayıda kadro ve taraftarın sınıf çalışmasında profesyonelleşmeye, daha gelişkin bir tarz ve anlayışa doğru güçlü ve tutkulu adımlar atmasıdır. DSB‘nin sınıfın öncü, bilinçli dinamikleri içinde tohumlandırılmaya ve çekirdekleşmeye başlamasıdır. “Bir yığın hareketi olarak DSB“nin ise öncelikli sektörler, bölgeler ve kesimler başta olmak üzere bir dizi alanda ön dayanaklarının yaratılması ve harekete geçirici dinamiklerin bulunup çıkarılmasıdır. Bütün olarak geleneksel sınıf çalışması, örgütlenmesi ve önderliği tarzının aşılması için köklü bir iç hareketin başlatılmasıdır.

Bu doğrultuda ilerleyen bir içsel dönüşüm süreci gerçekleştirilmezse ne olur? Mevcut güçler “temsil gücüne sahip bir işçi sınıfı kurultayı” hedefinin gerektirdiği zorlu düzeye doğru gelişeceği yerde, kurultay hedefi güçlerin mevcut geri düzeyine doğru uyarlanır. Az sayıda alandaki parlak örneğin dışında, güçlerin büyük bölümü bildiri, afiş, duyuru, çağrı ve son 2-3 haftaya sıkıştırılmış biçimde teknik organizasyon işlerini yapma ve bulduğu işçiyi apar topar Kurultay’a getirmeye çalışmanın ötesine pek geçmez. Böyle bir Kurultay kuşkusuz içerik olarak benzerlerinden ileri olur, fakat sınıfın öncü dinamiklerine ve arayışlarına da sınıf çalışma, örgütlenme ve önderlik tarzındaki ileri pratik dönüşüm gereklerine de “dışsal” kalır. Tıpkı Hazırlık Kurultayı’nın kendiliğindenliğe bırakılan; önderlik, örgütlenme ve çalışma tarzında buna uygun düzenlemelerin yapılmadığı bazı kararların uygulanmamış olması gibi…

Çoğu yoldaşımız, özünde ideolojik bir zaafiyetin belirtisi olan sınıfa yönelim zayıflığını kafaca aştı/aşıyor. Fakat sınıf çalışmasının büyüyen nesnel zorlukları ile birleşen geleneksel çalışma tarzının frenleyiciliği de her zamankinden ağır. Bunun aşılması sınıf çalışması, örgütlenmesi ve önderliği açısından artık yalnızca bir gereklilik değil, ölüm kalım sorunudur.

Kadro ve aktivistlerin, tüm işçi ilişkilerinin daha gelişkin bir sınıf çalışması için yeniden örgütlenmesi, ilerletilmesi ve dönüştürülmesi zorunludur. Bu her düzeydeki önderliğin asli misyonudur.

“Biz nasılsa herkesi bir biçimde görüyoruz, yapılacakları söylüyoruz” ilkelliğine ve laçkalığına son verilmelidir. Tüm çalışmalar bütünden planlanmalı ve komiteler aracılığıyla, komite çalışmaları güçlendirilerek yürütülmelidir. Alt alanlar içindeki işçi ilişkileri aktifleştirilerek, kendi alanlarında yeni ilişkilere doğru açılan Kurultay Hazırlık Komiteleri kurulmalıdır. Pilot alanlara dönük komiteleşme hedefiyle özel ekipler oluşturulmalıdır. Gelişigüzel, kişiselliğe dayalı, tanımsız, hedefsiz tek bir aktivist ve ilişki bile kalmamalıdır. Sınıf çalışmasının yeniden örgütlenmesi ve her düzeyde komiteleşme hareketi içinde karşılaşacak sorunlar, sürtünmeler, çevreci alışkanlıklar ve konformizme dayalı ayak diremeler ne olursa olsun ısrarlı ve zorlayıcı olunmalı, komiteli çalışma temel bir değer ve başarı ölçütü olarak kesinkes yerleştirilmelidir. Güçlerin yeniden örgütlenmesi ve düzenlenmesinde, hedefe uygun özellikleri gözetilmeli, engelleyici, dağıtıcı, geriye çekici yanlarına karşı ise kolektif denetim ve dönüştürücülük gerçekleştirilmelidir.

Her kademedeki önderlik, “çalışmanın özü ve içeriğinin derinlemesine ve kapsamlı kavratılması, kadroların kafasında tam bir açıklık sağlama, kadro ve taraftarlarla örgütlü ve dolayımsız bir ilişki içinde olma ve gerekiyorsa işin pratikte örgütlenmesine fiilen katılıp önderlik etmede duraksamasız davranmalıdır.”

Siyasal (kavratma, içeriklendirme, hedeflendirme, eğitim), örgütsel (planlama, güçleri düzenleme, denetim…) ve ruhsal (örnek olma, motivasyonu yükseltme, ruhsal birlik sağlama…) önderlik bütünleştirilmeli ve pratiğe en yakın halkasından yürütülmelidir. Sorumluluğu altındaki tüm güçlerin ilgi, dikkat, istenç, birikim ve yeteneklerini hedefte (ve kademelendirilmiş ara hedeflerde) yoğunlaştırabilmeli, en üst düzeyde toplayıp yönlendirebilmelidir. Düşünsel, ruhsal, becerisel yetersizlik ve hazırlıksızlıkları, dar ve gevşetici alışkanlık ve önyargılardan kaynaklanan ayak bağlarını, hızla saptamalı ve yaşam tarzlarını bütünden dönüştürerek giderebilmelidir.

Kurultay çalışmaları “şöyle şöyle bir Kurultay yapacağız, hadi gidin bunu işçilere anlatın ve toplantılar düzenleyin” diyerek yürütülemez. Bu durumda, bir ilk heyecan ve hareketlenme sağlansa bile, neyi nasıl yapacağını, nereden başlayıp arkasını nasıl getireceğini bilemeyen güçlerin duvara toslaması, çalışmaların “uyarına gelirse kendiliğindenciliğine” baskılanıp sönümlenmesi bir olur. Çalışmaların kademe kademe yükselen sürekliliğinin güvence altına alınması, ancak, tüm alanlarda (bölge, sektör, kesim vd.) öne çıkan aktivistlerden gelişen ve genişleyen bir belkemiği yaratılması ile mümkündür. (Tersi de doğrudur: Herhangi bir alanda çalışmalara ne kadar açılım, süreklilik ve örgütlülük kazandırılırsa, öne çıkan kadro ve aktivistlerin, aktifleştirilen ilişkilerin sayısı o kadar artacaktır.)

Pratik mini işçi anketi, alansal (sektör, bölge, kesim) fizibilite (araştırma-inceleme), Kurultay çağrı ve öneri formu gibi araçlar, kademelendirilmiş ara hedefler olacaktır. Bunlar bulunulan ya da hedef alanlarda Kurultay çalışmalarına işçilerin halka halka genişletilen katılım ve katkılarını sağlamaya hizmet edecek, Kurultay hazırlık işçi toplantılarına ve hazırlık komitelerine evriltilecektir. Her bir halkada, öne çıkan aktivistlerle neyin, neden, ne kadar zamanda kimlerle, nasıl yapılacağı; benzer örneklerin incelenmesi, deneyim aktarımı ve örnek uygulamalar; bir sonraki halkaya nasıl bağlanacağı, ortaya çıkabilecek sorun ve engellerin nasıl aşılacağı ekseninde pratiğe en yakın halkasından kavratma ve eğitim toplantıları yapılacaktır. Uygulamadaki açılım ve tıkanma noktalarının birlikte değerlendirilmesi ve deneyimlerin kolektifleştirilmesi sağlanacaktır. Her bir halka (örneğin anket, işyeri sorunlarının konuşulduğu toplantı, işçilerle birlikte alan fizibilitesi, bunun sonuçlarının değerlendirildiği Kurultay toplantıları ve hazırlık komiteleri vb.) bir sonrakinin yalnızca nesnel-nicel olanaklarını değil, öznel/nitel gelişme dinamiklerini de yaratmalı, güçlerde ileri doğru bir dönüşümü hissettirmelidir.