Pazartesi, 12 Mayıs 2008 (18 yıl 3 hafta önce)
Kadın çalışmamız sürüyor. Küçük adımlar, minik damlalarla ama, damlaların koca bir kayayı oymadaki sabır ve kararlılığıyla... Henüz kadın çalışmasına dair gönlümüzden geçenleri bir çırpıda gerçekleştirecek durumda değilsek de yeniden yola çıktık ve yürüyoruz. Minik adımlarımızı büyütecek, katılımı arttıracak güçlerimiz var. İnatçı ve sabırlıyız.
Aramızdaki bir sohbette "Anneler gününü işçi ve emekçi kadınlar belirlemedi" diyoruz. Ama bu günü emekçi kadınlar için "Ekmek ve Gül Günleri"ne çevirmeyi biz belirleyebiliriz. Bundan böyle her Anneler Günü'nü "Ekmek ve Gül Günleri" olarak kutlamayı kararlaştırıyoruz. Yapı Sanatevi etkinliği düzenlemeyi üstleniyor. Sonrası tatlı bir telaş ve heyecan.
Bugüne dek kadın çalışmasında biriktirdiğimiz deneyimlerle etkinliğin içeriğine yoğunlaşıyoruz. Kadınlarımız, analarımız bir arada olmanın, çoğul olmanın tadını ve keyfini yaşamalı... Evindeymişçesine rahat bir ortam yaratarak her birinin sorun ve önerileri ile etkinliğin örülmesine katılımını sağlamalıyız. Emekçi bir kadın olarak kendisini, sorunlarını tanımlayabilmeli çözümün de parçası olmayı hedefleyebilmeli. Üreterek kadın çalışmasının parçası olacak kadınlarımızı böylesi bir günde önce biz üretimlerimiz ve rehberliğmizle kucaklamalı ve sarmalıyız.
Kadınlar geliyor
Yaşlı, genç, çoluklu çocuksuz, türbanlı, başı açık, ama hepsi emekçi, hepsi güleç yüzleri, ışıklı gözleri, ellerinde az önce pişirdikleri henüz soğumamış yiyecekleri ile analarımız, kadınlarımız gruplar halinde geliyorlar. Bizlerin dışında 40 kadın gülüşleri sesleri devinimleri ile dolduruveriyorlar Yapı Sanatevi'ne... Açılış konuşmasında Yapı Sanatevi'nin bir kadın çalışanı uzun yılların bekleyişini kadın çalışmasına dair heyecan ve coşkumuzu basit ve sade cümlelere dönüştürüyor. kadınları evlerinden çıkararak kocaman bir dünyayı kucaklamaya davet ediyor.

Yapı Sanatevi Gösterim Tasarı Grubu'nun sinevizyon gösteriminde sıra. Daha sonra
"Ekmek ve Gül" şiiri
"Bir Özgürlük Çığlığı" adı altında Türkiye ve Dilek Çolak’ın Latin Amerika’daki kadın fotograflarında, kadının yaşam ve çalışma koşularıyla mücadele içinde nasıl özgürleştiğini izliyoruz. Dario Fo‘nun
"Uyanış" adlı oyunu Köşebaşı Tiyatro Topluluğu'nun kadın oyuncusunun başarılı performansı ile yeni boyutlar kazanıyor.
Ve şimdi güneşin sofrasındayız

Erkek konuklarımız incelikli bir davranışla ayakta, kadınlarımızın doğal sohbetini izliyor. Kadınlarımız yiyecek tabaklarını uzatıyor onlara. Gruplar halinde sohbete koyuluyoruz. Konfeksiyon işçisi bir aile rahat bir işte çalıştıklarını anlatıyor. Kaç saat çalıştıklarını soruyor karşısındaki. Cevap; 08.00 - 19.00! Çıkışıyor soran;
"Bunca saat çalışıyorsunuz, rahatlık bunun neresinde!?" Hukukçu kadın konuğumuz yeni yasayla kadın ve çocukların son güvence kırıntılarının da nasıl buharlaştığını anlatıyor. SES’li bir konuğumuz,
"Bu hepimizin sorunu toplum eylemlere katılmalı" diye ekliyor.
Çoğuyla çok eski yıllara dayanıyor tanışıklığımız. Kimiyle hemen oracıkta tanışıveriyoruz. ‘77 1 Mayıs’ına katılmış bir işçi kadın, 2008 1 Mayıs’ında kolu çatlayan bir ev kadınıyla 30 yıllık 1 Mayıs sohbetine koyuluyor. İstediğimiz tam da buydu. Başardık.

Drama çalışmasında drama lideri Zeynep Uslu,
"Kadınlar Kendilerini Oynuyor" adlı başarılı dramasıyla tanışma, dostluk, güven sarmalıyla hepimizi bir yolculuğa çıkarıyor. Birden hepimiz tiyatro yaparken buluyoruz kendimizi. Bembeyaz saçlı bir annemiz,
"Ben çocuk olacağım" diye tutturuyor. Başarısı alkışa değer; kahkaha, neşe, moral, özgüven. 1 Mayıs Marşı'yla çıkıyoruz tiyatro salonundan.
Ve Alınteri İşçi Korosu kadınlarımızın sevdalı ve direngen öykülerinin ezgilerini başarılı bir konuşmayla bizlere sunuyor.
Birlikte öğreniyor, birlikte örüyoruz
Etkinlik sonrası katılımcılarımız,
"alışageldiğimiz etkinliklerden farklıydı" tanımında birleşiyorlar. Deneye biriktire öğreniyoruz. Kadın çalışmasının özgünlüğü; onların sorun, talep ve beklentileri bizler tarafından farklı bir perspektifle yeniden tanımlanıyor. İlkin kafalarımızdaki, çalışma tarzımızdaki alışageldiğimiz kalıpları değiştirmeye yöneliyoruz. Kadın- erkek birlikte öğrenme ve birlikte örmenin doğal akışını yakaladığı ilk etkinlik bu. Biz kadınlar açısından olduğu kadar erkek yoldaşlarımız da tüm ilgi ve dikkatleriyle gözlem, deneyim ve bilgi biriktirmedeler. Onların çalışmanın dışsal seyircileri değil; parçası olduklarını, olmak istediklerini sevinçle duyumsadık ve gördük.
Yapı Sanatevi etkinlik programının her aşamasını hazırlarken aynı zamanda da kadın sorununun ve çalışmasının kadın-erkek birlikte omuzlanmasının pratikte güzel bir örneğini sergiledi. Kadını ve erkeğiyle tüm etkinliğin örülüşü, her detayın tutkuyla sahiplenilişi, en iyiyi yaratma arzusu vb. kadın çalışmasının, kadın ve erkek emekçilerle birlikte nasıl daha koordineli, kapsamlı örülebileceğinin örneğine dönüşüyor. İşçi erkek yoldaşlarımızla yaptığımız sohbetlerde kadın çalışmasına dair derinlikli ilgi ve çözümün parçası olma isteklerine tanık oluyoruz. Kadın- erkek birlikte ördüğümüz bu etkinlikte, kadın sorununun çözümüne giden yolun da birlikte yürünmesi gerektiğinin örneklerini görmüş olmak ayrı bir sevinç kaynağı bizim için.
Ve kadınlardan, analardan gelen öneriler: Bize de gelin, ev toplantıları yapalım, piknik yapıp daha etraflı konuşalım sorunlarımızı, bu çalışmaya ben de elimden geleni katarım... Göl maya tutuyor.
İlk eşik aşılmıştır. Şimdi artık çok yönlü, özgün, esnek kadın çalışmalarında yeni bir evre başlıyor. Bu gün günlerden 12 Mayıs 2008′di. Yapı Sanatevi EKMEK ve GÜL KADINLARI’nı ağırladı.