Salı, 20 Mayıs 2008 (18 yıl 3 ay önce)
Fransa'nın Strasbourg kentinde 18 Mayıs 2008 tarihinde "Yükselen Irkçı Saldırılara Karşı Birleşik Mücadeleyi Örelim" paneli gerçekleştirildi.
DEKÖPA (Avrupa Demokratik Kitle Örgütleri Platformu) Strasbourg bileşenlerinin (Yaşanacak Dünya Gazetesi, Tohum Gençlik Evi, FDHF) organize ettiği panel'e 50 kişi katıldı. Panelistler; Yaşanacak Dünya Gazetesi, ATİK, Strasbourg Kürt Evi ayrıca panele katılması gereken FDHF temsilcisi son anda çıkan bir aksilik nedeniyle panele katılamadı. Yine panele katılması için davet edilen DİDF katılacağını söylemesine rağmen hiçbir gerekçe bildirmeksizin panele katılmadı.
Saat 14.30'da başlayan panel, devrim ve ulusal kurutuluş mücadelesinde şehit düşen devrimci ve komünistler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Ardından Avrupa'da artan ırkçı saldırılar, nedenleri ve buna karşı ortak mücadele eksenli sunumlardan sonra soru cevap biçiminde devam eden panel saat 18.00'da sona erdi.
Ortak vurgu; enternasyonal mücadele
Yaşanacak Dünya Gazetesi temsilcisi konuşmasında, Avrupa'da özellikle de Almanya'da ev yakmalara kadar varan ırkçı saldırıların vahşetine rağmen, devrimci reflekslerin yitme noktasına gelmiş olduğuna dikkat çekti. Avrupa'da artan ırkçılığın göçmenler üzerinde merkezileşmesinin nedenlerine ve buna karşı ortak macadelenin zorunluluğuna vurgu yaptı.
Kürt Evi temsilcisi ise ırk üstünlüğü ile başlayan ırkçı savaşlar sonucu çok çeşitli halkların yok edildiğini, bugün ise kültür, "
medeniyet çatışması" olarak devam ettiğini söyledi. Ayrıca Türkiye'de Kürtlere yönelik devam eden ırkçı saldırılar Avrupa'da da Nazi-MHP işbirliği ile devam ettiğine dikkat çekti. Değer taraftan Avrupa'da değişen işgücü ihtiyacınden kaynaklı Almanya'da 40 bin Türk işçiye
"ülkenize dönebilirsiniz" mektuplarının gönderildiğini Avrupa'da her türlü yaşamın zorlaştığına dikkat çekerek ortak mücadeleye tüm halkları içine alan enternasyonal bir mücadelenin gerekliliğine vurgu yaptı.
ATİK temsilcisi konuşmasında, dünya genelinde yaşanan emperyalist krize rağmen bir avuç tekelcinin karlarına kar kattığını, diğer taraftan da açlığın da hiçbir dönem olmadığı kadar arttığına dikkat çekti. Ayrıca Avrupa'da yerleşik hale gelen göçten rahatsızlık duyan AB'nin göçten kurtulmak istediğini söyledi. Avrupa'da göçmenlere yoğunlaşan ırkçılık, istenmeyen göçmen işgücü ile paralel olduğuna dikkat çekerek enternasyonal mücadelenin zorunluluğunu belirtti.
Kime güveneceğiz, kimin arkasından gideceğiz?
Canlı geçen soru bölümünde, panelistlerin ırkçılığı göçmenlerle sınırladıkları yönündeki eleştirilerden, katılımın azlığına, ortak mücadelenin zorunluluğundan, dar grupçu anlayışların örgütlerde kendini devam ettirmesine kadar çeşitli ve bir o kadar da samimi niyetlerle dile gelen kaygılar
"bu birliktelik ne kadar devam edecek", "kimin arkasından gideceğiz"! biçiminde devam etti.
Soruların birçoğunu cevaplayan Yaşanacak Dünya temsilcisi katılımın azlığından karşılıklı sorumlu olduğumuzu konformizm ve durumumuzdan hoşnutluğun vardığı sonucun bir göstergesi olduğuna dikkat çekti. Lutwigsthafın olayından sonra konformizm ve kendimizden hoşnutluğun, refleks yitiminin hepimiz açısından sarsıcı olması gerektiğini belirtti. Artan ırkçı saldırılar karşısındaki seyirci duruşu eleştirerek ateşin düştüğü yeri yakmasıyla kalmaması gerektiğini, bütün bunlara karşı devrimci reflekslerin canlandırılması gerektiğini ve buna uygun davranılması gerektiğini belirtti.
Avrupa'daki devrimci taban neden eriyor, sorusuna sorunun devrimcileri ilgilendiren bölümüne verilen yanıtta son yıllara kadar Avrupa'daki çalışmaların devrimci anmalar ve lojistik destekle sınırlı olduğunu Avrupa'daki yaşama dair bir örgütlenme faaliyetinin olmayışı nedeniyle birbirini dışlayan bir yabancılaşma yaşandığı ve durumun kanıksandığı biçiminde açıklandı.
Son olarak
"Kimin arkasından gideceğiz nasıl güveneceğiz?" sorusunu yanıtlayan Yaşanacak Dünya temsilcisi, devrimcilerin bulundukları yerden yaşanılan sorunlara karşı üretilen doğru politika ve buna paralel yürütülen pratik faaliyetlerle güvensizliklerin aşılabileceğini belirtti.
Son olarak söz alan diğer panelistler kalan soruları cevapladıktan sonra ırkçılığa karşı ortak mücadelenin zorunluluğuna dikkat çekerek panel bitirildi.