Salı, 17 Haziran 2008 (18 yıl 2 ay önce)
Köln´de 15 Haziran´da gerçekleşen şenlikte, dolu dolu bir programla birlikte, insanca çalışma koşulları ve yaşam hakkı için mücadele eden Tuzla tersane işçilerine de bir selam gönderildi.
Genç sunucuların anonsu ile başladı şenlik:
Bugünler, içimizde bir yaşama sevinci var. Bahar kokuları baharla birlikte sıcaklarda eriyip gidiyor. Sıcaklar henüz başlamasa da ara ara yüzlere tülümsü bir buğu geliyor. İlk yaz günlerinin habercisi...
Yaşamevi olarak bir çok etkinlik düzenledik bu güne kadar. Fakat böyle bir etkinliği ilk kez yapıyoruz. Yaz Şenliğimize hoşgeldiniz. Birçok şey olduğu gibi hava da muhalefet etti bize. Ama her şeye rağmen şenliğimizden vazgeçmedik. Evet sözümüz var şenleneceğiz… Tatil öncesi hep birlikte burada güzel bir gün geçireceğiz. Her şeyden önce burada ne yaşanacaksa bunu hep birlikte yapacağız. Var mısınız?
Varız
Varız dedi katılımcılar. Çünkü hiç kimse kendini misafir hissetmiyordu. Yağmurlu havaya rağmen, su duruluğunu çağrıştıran sıcak ve samimi bir ortam vardi. Latin Amerika´dan bir ritim grubu ile başladı şenlik. Asi kıtanın farklı uluslarından bir araya gelen göçmenlerin oluşturduğu grup nefis bir ses harmonisi ile şenlendirdi herkesi…
Burada yasayan göçmenler sadece memleketlilerimizden oluşmuyor diyordu sunucu. Enternasyonal düşünmenin bir yansıması olarak programa Latin Amerika halklarından esen rüzgar ayrı ve zengin bir renk kattı.
Günebakan Düşleri okuduğu şiir ve türküleriyle Nazım Hikmet ve Adnan Yücel'i anmanın yanında, cezaevlerindeki devrimci tutsaklara, 15-16 Haziran direnişine ve Tuzla tersane eylemine ses taşıdılar.
Ardından Yaşamevi bağlama kursiyerleri heyecanlarını taşıdılar sahneye, hocalarıyla birlikte bağlama çalıp türküler söylediler. Deneyim biriktirmeye başladılar şimdiden, yarınlara köprü olma umudu ile…
Karıncalar sahnede
Gelip giden kara bulutlar sonunda döktü yağmur sularını. Hava soğudu. Ama şenliğe katılanların havası yerindeydi. Çünkü önlem alınmıştı. Hep birlikte sandalye masalar elde salona taşındı herkes. Karınca Tiyatrosu´nun gösterisiyle içerde devam etti şenlik.

Oyunlarını kolektif bir tarzda yazıp kendisi oynayan karıncalar bu kez izleyenleri daha fazla kattı oyun içerisine.
“Her şey Para” idi oyunun ismi. Paranın insan ilişkilerindeki yansımaları, toplumsal yaşam içerisindeki etkileri işlendi.
Kolay yoldan para kazanmaya hevesli insanların yarışma adı altında TV´lerde maskara haline getirilmesi vardı bir tarafta, diğer yanda kendine gelecek kurmaya çalışan gençlerin kırılan hayalleri, iki arada bir derede kalan göçmenlik hali, Tuzla´da yaşanan iş cinayetleri… bunların toplamının paranın ağlarında nasıl tüketildiği. Kahkahalara boğularak gülerken, Tuzla'da yaşananların çarpan etkisi, yabancılaştırma efekti vardı oyunda.
Halaya duruldu
Yeniden kapalı alandan açık alana yelken açıldı ve program dışarıda devam etti. Bölgede müzik çalışması yürüten Grup Kalan sahne aldı. Anadolu ezgilerinden yola çıkan grup sahnedeyken, yaşlısıyla, genciyle hep birlikte omuz omuza tutuşarak halaya durdu katılımcılar. Artık kimse yağmura ve de rüzgara aldırış etmiyordu. Şenlik alanı zılgıtlarla, gülüşmelerle ve oynamayanların alkışlı temposuyla dışardan gelip geçenlerin dikkatlerini üzerine topluyordu.

Daha sonra yine bölge sanatçılarından Veyis, ardından Mecit Tat sahne aldı. Türkçe ve Arapça söylediği parçalarla şenliğe yeni bir renk kattı.
Artık programın sonlarına gelindi. Şenliğin olmazsa olmazı Lo Vurma Lo adlı davul zurna ekibi çıkıyor ve yeniden halaya duruyor katılımcılar.
Artık bir yandan kurulan çadırların, masa-sandalyesinden ızgarasına yerlerin temizliğine kadar ortalık toplanmaya başlanıyor. Hep birlikte eğlencenin, üretkenliğin ve ortak paylaşımın sonunda, şenlik alanı kolektif bir çalışmayla toparlandı… Sonraki etkinlik ve çalışmalarda buluşmak dileğiyle alandan ayrıldı herkes…