Perşembe, 19 Haziran 2008 (18 yıl 2 ay önce)
Onlar; biri atlantik ötesinden tüm dünyaya "don biçerken" kanattığı halkların kanını içerek varolabilen ABD'nin, diğeri İkinci Paylaşım Savaşı'nda Doğu Asya'daki halklara kan kusturan, on binlerce kadına tecavüz eden ordusunu içeri çektikten sonra yarattığı vahşi sömürü modeliyle kan emen Japon emperyalizminin çürümüş ürünleri: Tsutomu Miyazaki ve Dennis Ray Driver!
Mucizeler ülkesinden bir vakai adiye
Tsutomu Miyazaki 1989'da yakalanana kadar 4-7 yaşları arasındaki dört kız çocuğunu öldürüp vücutlarını parçalayıp, etlerini yedikten sonra kalan parçaları paketleyerek ailelerine göndermişti.
Çürümümüş kapitalizmin yarattığı vahşetin tipik örneği olan cinayetlerini anlattığı bir mektubu da pakete ekleyen Miyazaki'nin idam edilmeden önceki son sözleri ise, "
Tüm dünyaya nazik biri olduğumu söyleyin" oldu.
Yaşlılar kurtuluşu intiharda arıyorlar
Resmi raporlara göre Japonya'da intihar vakaları artarken en büyük sıçramayı yaşlıların intiharları gösteriyor.
60 yaş ve üzeri Japonlar 2006'ya kıyasla geçen sene yüzde 8,9 oranında daha çok intihara yöneldiler.
Bu yaş grubu 2007'deki tüm intiharların yüzde 36,6'sını gerçekleştirdi.
O çokça propaganda edilen Japon kapitalizminin mucizesi işte bu. Bir yandan feodal geleneklere göndermelerle modern kapitalist iş ilişkilerinin iç içe geçirilerek oluşturulan Kaizen modeliyle çalıştığı fabrikayla özdeşleştirilen işçinin emeklilik sonrası fırlatılıp atıldığı yalnızlık.
Diğer taraftan 60'lı yaşlarının ortasına hatta sonuna kadar kölece çalıştığı fabrikanın ve yaptığı işin dışında bir yaşamı olmayan, başka türlüsünü hayal dahi etmeyen ve o an gelip çattığında da artık hayal etme gücü kalmayan emilip posası çıkarılmış yaşlılık.
İşte bu pelteleştirilmiş bedenlerin, kurutulmuş bilinçleri yüzde 56'lık bir oranla sağlık sorunları ve yüzde 15'le ekonomik sorunları nedeniyle intihar ediyorlar.
Artan yaşlı nüfus ve küresel yapısal krizin tetiklediği emeklilik ve sağlık sigortalarındaki kesintiler başta olmak üzere ekonomik ve sosyal hakların tırpanlanması sayesinde Japonya intihar istatistiklerinde tepelere doğru tırmanıyor. O, şimdilik dokuzuncu sırada olsa da, tam kendine, geliştirdiği üretim ve sosyal ilişki modellerine yakışan şekilde tırmanıyor.
Dünya düzeni ondan soruluyor
Irak'tan hemen önce girdiği Afganistan'da yakın geçmişteki koç başı Taliban'a karşı savaştığı iddiasındaki ABD, ne kadar haklı olduğunu buranın uyuşturucu üretim ve geçiş noktası olmasıyla yutturmaya çalışmıştı.
İşte bu
"anti narko-terör operasyonu"nun yürütücüsü ABD, aynı zamanda en büyük uyuşturucu piyasalarından birini oluşturuyormuş; kimin umurunda. Hatta elde edilen narko-dolarlar ile hem emperyalist ekonomi hem de faşist ve gerici hükümetler, karşıdevrimci çeteler finanse ediliyormuş; çok mu?
Çok işte. Hem de artık tahayyül edilemeyecek vahşetlerle kendini kusan bir çokluk bu.
ABD'nin Teksas eyaletinde görülen bir davada jürinin ömür boyu hapisle cezalandırdığı Dennis Ray Driver adlı bir caninin suçu; diş çıkarttığı için sürekli ağlayan 8 aylık oğlunun gürültüsüne katlanamadığı için, kokaine batırdığı parmağını emdirerek ölümüne neden olmak.
Bu emperyalist çürümüşlüğün hukuk alanındaki temsilcisi olan Murray Newman adlı savcı ise mütalaasında ve karar sonrası açıklamalarında, Driver'ın oğluna kasten kokain verdiğine inanmadığını vurgulayarak;
"kararın, ailelere uyuşturucudan uzak durmaları mesajı verdiğini" söyledi.
Yegane varoluş gerekçesi kapitalist sistemin korunması, ondan doğan sorunların işçi sınıfının gözlerinden kaçırılarak tek tek "
zanlıların" kişisel sapkınlıkları olarak yutturulması olan savcı bunları söylerken Dennis Ray Driver'ın, 6'sı uyuşturucuyla bağlantılı 8 mahkumiyeti daha bulunduğu Amerikan medyasının diplerindeki küçük bir not olarak geçiyordu.