Perşembe, 26 Haziran 2008 (18 yıl 2 ay önce)
ABD’nin Kentucky eyaletinde kurulu bulunan bir plastik fabrikasında, cinnet geçiren bir işçi, silahla dört kişiyi öldürdükten sonra intihar etti.
Plastik malzeme üretilen Atlantis Plastik adlı fabrikada, şefiyle tartıştıktan sonra öğle paydosunda evine giden bir işçi fabrikaya silahla döndü.
4 kişiyi vurarak öldürüren işçi daha sonra intihar etti. Yaralanan 2 kişi ise hastaneye kaldırıldı.
ABD'deki devasa sendikasızlaştırma; yanısıra kölece çalışma ve yaşama koşullarını derinleştirme harekatı, bu cinnetin arkasında örgütsüzlüğün çaresizliği var diyor.
Sendika yok, sigorta yok
ABD imalat sanayinde sendika üyeliği, son 40 yıl içinde yüzde 75 oranında geriledi. Bugün ABD proletaryasının sadece yüzde 9'u sendikal örgütlülüğe sahip.
Bu duruma bir çok etken sebep oldu. Bunlardan biri fabrikaların başta Alabama ve Tennessee olmak üzere ülkenin bazı güney eyaletlerine taşınmasıydı. Çünkü bu eyaletlerde sendikal örgütlülüğe karşı ağır yasalar çıkarıldı. Buralara taşınmayan ise üretimi Çin gibi ucuz işgücü cehennemlerine taşıdı. ABD proletaryasının yerli-göçmen işçi olarak bölünmesi de bu örgütsüzleştirme harekatının bir parçasıydı. Bu harekatta sarı sendikaların oynadığı rol de önemliydi.
Bu sendikasızlaştırma harekatı sonucunda ABD'de işçilerin yarısından fazlası yetersiz sağlık ve emeklilik, iş güvenliği ve güvence koşullarında çalışıyor. 2005 yılına ait bazı kaynaklar ABD'li işçilerin yüzde 90'ının örgütsüz ve yüzde 70'inin sigortasız olduğunu bildiriyor. Bu durum işçilerin çalışma koşullarını kötüleştirdiği gibi ırkçı faşist çağrılar karşısında da kırılganlaştırdı.
Örgütsüz, güçsüz
Sonuç alıcı bir işçi sınıfı hareketinin ve bu hareketin koşulu olarak güçlü sınıf örgütlülüklerinin yaratılamamış olmasının sonuçları yalnızca sömürü yoğunluk ve şiddetindeki artışlar, kapitalistlerin egemenlik alanları için savaşlardaki patlama olarak yaşanmıyor.
Kentucky'deki plastik fabrikasında yaşananın benzeri, giderek çoğalan kişisel hesaplaşma eylemleri olarak gerçekleşiyor.
Her bireysel hesap sormada olduğu gibi bumda da, kaybeden yine işçiden başkası olmadı/olmayacak. Kapitalist, yeni idareciler bulmakla kalmayıp, işçiler üzerindeki baskı ve denetimini artıracak yeni yöntemleri hayata geçirecek.
Geride kalan işçilerse, iyice cendereye alınan çalışma koşullarının sorumluluğunu yanlış bir yolla da olsa "artı yeter" deyip hesap sormaya yönelen arkadaşlarında olduğunu söylüyorlar.
Bireysel kurtuluşun olmaması gibi bireysel düzeyda tepkilerin, hesaplaşma çabalarının da sonuç vermesi mümkün değil. Ne "vahşi Batı" Amerika'sında ne de başka herhangi bir yerde.