Saçlarını rüzgara savur!..

Hatice Eryılmaz 6 Şubat günü bizleri, hiçbirimizin kabullenemeyeceği acı bir olayla karşı karşıya bıraktı. Sistemin yozluğuna, acımasızlığına, insanların beynini parçalayıp yok edişine göğüs geremeyerek yaşamına son verdi.

GÜNCEL
Cumartesi, 11 Şubat 2006 (20 yıl 8 ay önce)

Hatice Eryılmaz 6 Şubat günü bizleri, hiçbirimizin kabullenemeyeceği acı bir olayla karşı karşıya bıraktı. Sistemin yozluğuna, acımasızlığına, insanların beynini parçalayıp yok edişine göğüs geremeyerek yaşamına son verdi.

Hatice sıradan bir ev kadınıyken 90'lı yılların başında geleneğimizle tanışarak örgütlü mücadeleye büyük bir iştahla katıldı. Uzun yıllar Fransa'da gazetemizin temsilciliğini yaptı, aktivisti oldu. Bu süreç boyunca kimi dönem dernek çalışması, kültürel etkinlikler ve politik eylemlerde yer aldı. İşgallerde, kitle gösterilerinde, açlık grevlerinde, Cenova, Nice gibi küreselleşme karşıtı gösteriler içerisinde en önlerdeydi. Bir dönem (1995) Türkiye'de de merkez büromuzda çalıştı.

Aşırı duygusal bir yapıya sahip olan Hatice, devrimci mücadele içerisinde yer aldığı süreçte yaptığı bütün işlere yüreğini katmasını bildi. Coşku ve heyecan doluydu. Girdiği ortamlara enerji katardı. Hissederek ve duyumsayarak yaptığı bütün çalışmalara büyük bir özveriyle kilitlenirdi.

O yaşamı boyunca şiir nedir bilmezken, büyük bir çabayla şiir okumayı öğrenip “Rüzgarla Bir” şiir grubunu oluşturdu. Onu tüm gece ve etkinliklere taşıyarak geleneğimizin kitlelere taşınmasının heyecanını hem yaşadı hem de yaşattı. Örgütlü olduğu süreçte gözükara bir kadın yoldaşımızdı.

Tasfiyeciliğin ağır basıncının devrimci hareketi kuşattığı kesitte yorgun düştü. Örgütlü mücadelenin dışında kaldı; fakat geçmişinde paylaştığı değerlere ve yapıya düşmanlaşacak ölçüde düşkünleşmedi. En azından onlara saygısını ve sıcaklığını içinde taşımasını bildi.

Hatice, bıraktığı vasiyette kendisini o derin çıkışsızlığa sürükleyen nedenleri kendi diliyle özetliyor zaten:

(…) Hayatım boyunca, tüm paylaşımlarında yaşamın gerçeklikleri ile çelişen kendimce edindiğim değerler için samimi ve gerçek anlamda severek isteyerek paylaşımcı olmaya çalıştım. Ancak yaşam, hayat benim karşıma sürekli ve çoğalan çürümeyle yüz yüze getirdi. Ben buna karşı hep bir şeyler yapma ihtiyacı duysam da hep çaresizlik içinde kaldım. (…) Herkesin bu çürüme içinde yitip gittiğini görmek bana hep acı verdi. Bununsa bu dünyada çözümü olduğuna inancımı yitirdiğim andan itibaren kendime, kendi aileme dönmek de beni tatminsizlikten kurtarmadı. Tam tersine sıradan yaşam içinde, varolan sistem de boğdu. Hep bir koşturmaca içinde ve hep bir şeyleri idare etme, geçinmeye çalışma, idare etmeye çalışmak, buradaki bürokrasi içinde ne kadar uğraşırsan uğraş hep bitmeyen sürekli 'kağıt kürek işleri' bu sefer seni ailenden bile uzaklaştırdığını yaşamakta anlamsızlaştırıyor yaşamayı. 'Niye, niçin' diye sorduğumda ise, koca bir hiçten başka bir cevap yok benim için.

Daha fazla uzatmak istemiyorum ve benim bu kararımda artık bu hayata katlanamamanın dışında hiçbir etken yoktur. (…) Çok mutluydum ama hayatın gerçekliğinden çok yoruldum ve huzura kavuşacağım… Son olarak tekrar ediyorum, ben aranızdan acı çekmemek ve çektirmemek için ayrılıyorum, can dostlarım, bacım, arkadaşlarım, herkese söylüyorum. Eğer beni sevdiyseniz, bilin ki kimseyi üzmek değil niyetim, sadece huzur bulmak. (…) Evet, son olarak araştırılarak yapılabilecek ve bunu kendi isteğim olarak ve yine etkilendiğim bir şeyi istiyorum hepinizden. Uzatmıyorum ama yakılarak yolcu edilmek istiyorum. (…)”

Hatice kimimizin arkadaşı, dostu, yoldaşı olduğu için acımız daha derin. Böyle olmasını hiçbirimiz istemezdik. O da istemiyordu. Fakat, sistemin yarattığı sorunlara daha fazla tahammülü kalmadığından yaşamına son vermeyi tercih etti.

O, Ateşi Çalmak romanını okuyup hem de onu yaşarken kendisinin de Engels gibi yakılarak sonsuzluğa gitmek istediğini söylemişti. Vasiyetinde de böyle belirtti. Onun dileği üzerine bedenini yakarak, çok sevdiği ve kendisinin de bütün etkinliklerde okuduğu İstanbul şiiri ve Rodrigo'nun Gitar Konçertosu eşliğinde uğurladık.

Uğurlar olsun Hatice!..
Seni unutmayacağız!..