Birbiri peşisıra çıkarılan Hartz, Agenda 2010, sosyal hakların budanmasına yönelik yasaların hayata geçmeye başlamasıyla Avrupa'da işçi sınıfı hareketlendi. Son on yılların en büyük grevleri Avrupa'dan ses vermeye başladı.
[foto]verdi.jpg[/foto]
Kamu işkolunda haftalık çalışma süresinin 38,5 saatten 40 saate çıkarılmasına karşı Almanya'nın en büyük eyaleti Baden-Württemberg'de başlayıp tüm Almanya'ya yayılacak süresiz grev, 14 yıldan bu yana kamu çalışanlarının en büyük grevi olarak başladı. Çeşitli eyaletlerde yapılan grev oylamaları ve ezici çoğunlukla alınmaya başlayan grev kararları, Almanya'da yaşanan işsizlik, ücretlerin düşürülmesi, yükseltilen vergiler, budanan sosyal haklar... ve her geçen gün bir yenisi eklenen saldırılar karşısında yükselen tepki ve bu saldırılara dur deme isteğinin göstergesi.
Kamuda örgütlü olan Birleşik Hizmetler Sendikası'ın (Ver.di) başlattığı grevin ilk günü yapılan gösteriler sırasında Yaşanacak Dünya gazetesi muhabirinin yaptığı röportajı yayınlıyoruz.
Hasan Hüseyin: Mezarlık ve Yeşil Alanlar Dairesi'nde (Garten und Friedhofsamt) çalışıyorum. Stuttgart'ta 42 mezarlık var, hepsi üç ana mezarlığa bağlı. Biz farklı mezarlıklarda çalışsak da, birbirimizi sendika toplantılarından tanıyoruz. Senede bir-iki defa toplantı olur. Bir de, farklı mezarlıklarda çalışanlar, ihtiyaç olduğunda diğerlerine yardıma gider.
Grev, hiç olmazsa geriden gelen nesiller için, şu an acı çeksek de önemli değil. Aylık azaltma, saati yükseltme, daha neler gelecek başımıza. Vergiyi yükselttiler. Daha da yükseltmek istiyorlar. Kasada para yok diyorlar.
Ver.di biraz da kendi formunu korumak için grev yapıyor. Çok üye kaybetti. Çıkış verilen verilene. Grev başladıktan sonra kaydolanlar arttı. Milli piyango kime vuracak? Herkesi bu korku sardı. Bu sene yasa çıktı da, mezarlıklar grev yapabildi. Daha önce yasaktı. Almanya genelinde birlik olursa, grev başarılı olabilir. Tek bir eyalete bağlı değil. Ya hükümet devrilir, iki koalisyon birbirine girer ya da işçinin dediği olur. Ver.di geri adım atarsa, yandı. Başaramazsa güç kaybeder. Ver.di tek başına iş yapamaz. Bunu yapacak olan üyeler.
Mesut Kahraman: Ben de mezarlıklarda çalışıyorum. Senelik 9 gün iznimiz var. İlk önce bunu kaldırmak istiyorlar. Otomatik olarak, çalışma süresi 40 saate çıkıyor. Aylıktan yüzde 3.9 kesinti yapılacak. Siciline göre, 11 kişiye çıkış verilecek. Son iki sene içinde 30 kişiye çıkış verildi. Bir tür sürgün, bıktırıp çıkış vermek istiyorlar. Raporlu olanlara, sürgün olanlara çıkış verdiler. Bu grev, ilk etapta kesintisiz bütün daireler, 3 gün sürecek. 14 Şubat'ta kesintisiz bütün daireler Bolkenstein'a karşı Strasbourg'a gidilecek. Yüzde 97.4 grevin devam etmesine oy kullandı. Ezici bir üstünlük. İşveren için şok. Mezarlık tarihinde bizim greve katılmamız bir ilk. Olayların boyutu bu kadar vahim.
Almanlar protestolarda yetersiz kalıyor. Naziler korkutmuş bunları. Fransız, İtalyan işçileri gibi yumruğunu vuramıyor. Ama işin ciddiyetini anladılar geç de olsa. Gelmeyenlerin çoğu Türk bizim bölümde. Vurdumduymazlık ve korkaklık. İleriyi görememe meselesi. Tehlikelere karşı çok duyarsızlar. “Belediye garantidir, devlete sırtımı dayamışım.“ sanıyorlar. O günler tarihe karıştı.
Dört senedir danışmanlık firması görevlendirildi belediyede. Nerde fazlalık var, nerden çıkartırız, diye danışmanlık firmasının adamları, sıradan insanlar kılığında mezarlıkları dolaşıyor. Belediye bu firmaya milyonlarca euro para ödüyor. Bize 50 kuruş zam vermiyor ama firmaya milyonlar ödüyor. Bu, işçi düşmanlığı. 800 milyon euro hazır para var, belediyenin kasasında. Yalan söylüyorlar. Belediye yönetimleri, yandaşlarına ihale veriyor. Türkiye'deki yönetim sistemi buraya da bulaştı.