Adana’da Söz Alınterinin Kurultayı çalışanları tarafından işçi sınıfının değişen yapısının ve Kurultay çalışmalarının değerlendirildiği bir seminer gerçekleştirildi. İki bölümden oluşan seminerde ilk olarak katılımcılara işçi sınıfının değişen yapısı aktarıldı. İkinci bölümde ise söz alan katılımcılar bağlı oldukları sektörlerde öne çıkan sorunları değerlendirip çözüm noktasında ne yapılabiliri tartıştılar.
Sağlık emekçileri, eğitim emekçileri, büro emekçileri, hizmet sektörü, çimento, montaj, belediye (taşeron işçileri), Besler Gıda, Adana Tekel, futbol antrenörü ve kereste işçilerinin katılımıyla gerçekleşen seminer yaklaşık 3 saat boyunca devam etti.
Seminer Konuşmacılarından Notlar:
Kurultay aktivisti: Bugünün gündemi açısından genel bir kavrayış sağlayabilmek açısından, bugün neyle karşı karşıyayız? İşçi sınıfı ve sınıf hareketinin durumu nedir? Hangi halkalardan yürüyüp kendi önümüzü ve sınıf harekatinin önünü açabiliriz? İhtiyaç duyulan yeni bir mücadele düzlemine nasıl geçebiliriz? İşçi sınıfının değişen bu yapısı hangi sorunları ortaya çıkartıyor, bizim yaklaşımımız ne olmalı? Uzunca bir süredir işçi sınıfı hareketinde gerileme ve dağılma söz konusu.
Bu dönemsel bir şey değil, yenilgi süreci değil, çok ağır bir saldırı ile karşı karşıyayız. Bu sadece Türkiye’ye özgü değil, dünya çapında da liberalizm ile birlikte çok yoğun bir saldırı var. Üretim organizasyonunda çok kapsamlı değişiklikler var, işçi sınıfının geleneksel, alışkın oldukları mücadele yöntemleri, sendikal ve siyasal bu sürece yeterli cevabı veremiyor. Bu üretim organizasyonu değişikliğiyle beraber revizyonizmin Doğu Bloku'nun çöküşüyle beraber sosyalizmde yaşanan gerileme doğrudan doğruya işçi sınıfı hareketini vuran temel etkenlerden biri haline geliyor.
1980'lerin ortalarında M.Teacher ve R.Regan yönetimlerince başlatılan, Türkiye’de 12 Eylül faşist darbesinin arkasından T.Özal’la hayata konulan politikalarla beraber burjuvazinin kendi krizini aşmak için sınıfın güçlü örgütlü ve mücadele deneyimi olan işçi kesimleri başlıca (limanlar, tersaneler, büyük metal fabrikaları) işçi sınıfının karşı karşıya olduğu temel sorunlardan başlıcası büyük sanayi üretiminin parçalanması üretim ve istihdamın fason ve taşeron sistemi ile küçük parçalara doğru bölünmesi ve dağıtılması. Bu dünya çapında olduğu gibi Türkiye’de de hızla yaygınlaştırılıyor.
Özelleştirmede amaç sadece kamu işletmelerinin özele devri değil sınıfın geçmişten kalma mücadele deneyiminin genç kuşaklara aktarılmasını da engelleyecek bir tarzda tasfiye edilmesi, diğer taraftan büyük işletmeleri teknolojinin de el vermesi ile birlikte fason taşeron işletmelere doğru parçalıyorlar. Bir yandan bu eski deneyimli işçileri tasfiye etmeye çalışırken diğer yandan da güçlü bir şekilde proleterleşme dalgası yaygınlaşıyor. Tarımdaki tasfiye hareketi ve mülksüzleşme ile birlikte milyonlarca işçi ve emekçi mülklerini kaybedip mülksüzleşip işçileşme sürecine giriyorlar.
Sonuçta; esnek üretim, işçi sirkülasyonunun artması, aynı işletmede iş güvencesine sahip olan nispeten daha kolay örgütlenen geçmişin mücadele kazanımlarına sahip direk örgütlenebilen zemin ortadan kalkıyor. Esnek üretimle fason taşeron tam bir parçalanmışlıkla ortaya çıkıyor ve her ürünün üretilmesi tek bir büyük işletmede entegre tesiste değil tek tek işletme olarak bir ağ tarzı ile işçileri birbirinden tecrit ediyor, sınıfı birbiriyle rekabete sokuyor, sınıfı yeniden karmaşa, dağınıklık, iç rekabeti, birbirinden tecrit etme henüz tam olarak proleterleşmemiş olması gibi handikapları aşarak yeniden örgütlenmek için daha farklı bir örgütlenme modeline ve çalışma tarzına ihtiyaç duyuluyor.
Tekel işçisi: Tekel'de bizim ortaya çıkan sorunumuz fabrikada bir direniş var, bu direnişi diğer sınıf bölüklerine taşımak oralarda direnişe sahip çıkılmasını sağlamak gerekiyor. Bugün Tekel’de direnişlerin önünü sendikalar kesiyor, AKP Adana milletvekilinin söylediği "Tekel işçilerinin istemleri doğrultusunda çözüm bulanacağı” sözüne güvenmiyoruz. Direnişimize devam edeceğiz. Bugün G.Antep’te yapılan işçi kıyımını sendika Tekel işçilerine duyurmadı, yarın da başka fabrikalarda yaşanacak olan işçi kıyımlarını ve direnişlerini de biz Tekel işçilerine duyurmayacak.
Benim tepkim sendikaya değil varolan sendikal anlayışa, sendika ağalarına. Tekel’e gelen işçilerin direnişe desteğe gelen kitle örgütlerinin fabrikaya alınmaması da sendikacıların tutumundan kaynaklanıyor. Aslında bununla da mücadele etmemiz gerekiyor. Bu nedenden kaynaklı devrimci sendikal bir anlayışa sahip olmak gerekiyor. Ayrıca Tekel işçilerini Kurultaya taşımak gerekiyor ve bunun için elimden geleni yapacağım.
Büro emekçisi: Bizler direnişler ortaya çıktığı zaman direnişlerin yanında yer alıyoruz, asıl olan öncesinde yanlarında olmamızdır, sınıfın birbirinden haberi yok. İşçi sınıfı şu an çok bilinçsiz. Söz Alınterinin Kurultayı’nın işte bu noktada çözüm olacağına inanıyorum.
Belediye işçisi (taşeron): 10 yıl aradan sonra yeniden işçiliğe başladım. Yoğun çalışma koşulları altında çalıştığımız halde düşük ücret alıyoruz. En düşük ücreti alan daha çok çalıştırılıyor, işçilerin üzerinde o kadar yoğun baskılar var ki bu da sınıf bilincimizin olmadığını gösteriyor. İşçiler içerisindeki korku duvarının yıkılması, bulunduğumuz her alanı da eğitim alanlarına çevirmemiz gerekiyor.
Montaj işçisi: İşçi sınıfının ideolojik düşünmesi, kolektif ruha sahip olması, örgütlü çalışması ve parçalanmışlığa son vermesi gerekiyor. Ve ben Söz Alınterinin Kurultayı’nın bunu gerçekten işçi sınıfına benimsetebileceğine inanıyorum.
Eğitim emekçisi: Bugün her eylem, her direniş sendikalar tarafından satılıyor,bütün sendikaların yönetimlerine devrimci sosyalist işçilerinin getirilmesini sağlamak gerekiyor. Devrimci Sendikal Birlik’in önemi bu noktada belirginleşiyor ve bu da Söz Alınterinin Kurultayı ile gerçekleşebilir.
Hizmet işçisi: Kurultay çalışmasına Adana Keresteciler Sitesinde kendi atölyemde başladım, sitede 4000 yakın emekçi bulunmakta. Kurultay çalışamalarını kendi atölyemden genele yaymaya çalışıyorum. Sitede gerçekten çalışma koşulları çok ağı. Öne çıkan sorunlar ise sosyal güvencenin olmaması, düşük ücret, ulaşım zorluğu ve yoğunlukla yaşanan iş kazalarının önleminin alınmaması gibi sorunlarla karşı karşıyayız. Çözüm noktasında ise bu kurultay çalışmasından çıkacak sonuçlar bizim için önemlidir.
Çimento işçisi: Benim çalıştığım sektörde işçileri gruplara ayırarak sektör içinde işçileri kiralayabiliyorlar, taşeronlar ise kendi içlerinde bölünebiliyorlar ve bu sektörde buna benzer pek çok sorunlar yaşanıyor. Bu sorunların Kurultayda çözüm bulacağına inanıyorum.
Belediye memuru: Düzen partileri işçilerin yanına, bugün Tekel’de olduğu gibi göstermelik ziyaretler yapıyorlar. İşsizliğin yoğun olduğu, çalışma saatlerini ağırlaştığı bir süreçte bizim için kurultaydan çıkacak sonuç çok önemli.
Besler Gıda işçisi: Sınıfa yönelik saldırılar artarak devam ediyor, bugün Tekel’de olduğu gibi bizler Besler Gıda Kurultay çalışanları olarak fabrikamızda Tekel işçileri ile dayanışmak için fabrika ziyaretleri başlatacağız.
Futbol antrenörü: Ortak çalışmalarda herkesin öne çıkması gerekiyor. Öncü ve önder işçi nasıl olunur bunu da anlamak gerekiyor. Öncü ve önderlik insanlara verilmez, ben futbol antrönörüyüm, benim işim konuşmak, ben insanları kazanması için savaşa hazırlarım.
Bizler kendimize güvenirsek birikimlerimizi sınıfın diğer bölüklerine aktarırsak yeni nesil işçileri harekete geçirmiş oluruz. Kurultayda sporcularımla birlikte orada olacak ve spor ve işçi ilişkisini anlatan bir tebliğ hazırlayacağız.
Kaynak: www.sozalinterinin.org