Mevsimlik okuma kursu

Aileleriyle birlikte yarı göçer bir hayatı süren tarım işçisi kızlar ilk defa okul sıralarına oturdu.

KADIN
Pazartesi, 11 Ağustos 2008 (17 yıl 9 ay önce)

Bursa'nın Karacabey ilçesinde Halk Eğitim Merkezi mevsimlik tarım işçilerine yönelik okuma kursu veriyor. Geçtiğimiz yıllarda Ortasarıbey, Sultaniye ve İsmetpaşa köylerinde muhtarlıklara ait binalarda verilen kurslar bu sene çadır alanına da taşındı.

İlçedeki mevsimlik tarım işlerinde çalışmak için Kürt illerinden gelenlerin yerleştiği kamp alanının en sonuna kurulan bir çadırda devam eden kursun, hayatlarında hiç okula gitmemiş 22 öğrencisi bulunuyor.

Bu 22 öğrencinin 18'ini, 15 ile 19 yaşları arasındaki genç kızlar oluşturuyor. Gündüz bahçelerde domates ve meyve toplama, fide ekme işlerinde yevmiyeci olarak çalışan tarım işçisi kızlar, akşam saatlerinde az biraz dinlenip kursa geliyorlar. Yemek-bulaşık gibi işleri devredemeyen kızlar ise dinlenemiyor bile...

4 erkek öğrenci ise okuma - yazma kursunun devamsızlarını oluşturuyor. Geceleri zamam zaman tarla sulama işine gönderilen erkek kursiyerler, tıpkı küçükken okula gidemedikleri gibi çadır kurdukları bu alana kadar getirilen kursa da devam edemiyorlar.

Kürt tarım işçisi kızlar

Kızlardan Hülya İşlek, ilk başta neden böyle bir hizmet verilmek istendiği konusunda tereddütleri bulunduğunu, ancak daha sonra bu tereddütlerin aşıldığını ve şimdi çadır sınıfa gözleri gibi baktıklarını, temizliğini titizlikle yerine getirdiklerini anlatıyor. Hayatında hiç okula gitmediğini söyleyen 19 yaşındaki Besla Oğur ise, "Okumak ve okula gitmek çok istediğimiz bir şey. Ancak şartlar buna imkan vermiyor. Hayatımızı devam ettirmek, para kazanmak zorundayız. Herhangi bir mesleğimiz olmadığı için de bu aylarda Karacabey`e geliyoruz. Eylül ayının ortalarında ise fındık ya da zeytin toplamak için başka yörelere gidiyoruz" diye konuştu.

Hayatlarında ilk defa sıralara oturan bu mevsimlik işçiler, okuma - yazma öğrenmenin sevincini yaşarken, tarım işçilerinin hemen tümü için ise sevinç kelimesi flu çağrışımlar uyandırıyor.

Su yok, tuvalet yok, işçiler hep hasta


Kaderleri elçiler ve toprak sahiplerinin iki dudağı arasında yer alan, ucuza çalıştırılan, şehir merkezlerinin kilometrelerce uzağındaki orman içlerinde, tuvalet - banyo - elektrik ve suyu olmayan yerlerde kalmaya zorlanan ve bu alanların dışına çıkmalarına izin verilmeyen, ırkçı yaklaşım ve saldırıların mağduru kılınan mevsimlik Kürt tarım işçileri için çalışmak ve yaşamak gerçek bir drama dönüştürülüyor.

Diyarbakır tren garıMesela, 7 çoğuyla birlikte Adapazarı'na gidecek bir trene binmek için Amed Tren Garı’ndan bulunan Remziye Umutlu, gidecekleri yerde iş bulamama korkusuyla erzaklarını da beraberinde götürdüklerini, her yıl çalışma umuduyla değişik bölgelere doğru yola düştüklerini, gittikleri yerlerde çadırlarda kaldıklarını, elektrik, su, banyo ve tuvalet olmadığı için çocuklarının sürekli hastalandığını anlatıyor:
Yoksulluktan olmasaydı hiç gider miydik, günde 14 saat çalışmamıza rağmen ayda bir kez ancak banyo yapabilme şansımız oluyor. Su yok, tuvalet yok, işçiler bulaşıcı hastalığa yakalanıyor.