Caracas notları II

"Sosyal forumlar ruhunu yitiriyor" çünkü, devrimci bir idealizmden doğan heyecan, tutku ve iradeden uzaklaşılıyor

GÜNCEL
Cuma, 17 Şubat 2006 (20 yıl 8 ay önce)

Caracas’a giderken ilk sürprizi Milano Havaalanı‘nda yaşıyoruz. Havaalanı çalışanlarının grevi nedeniyle uçağımız 3 saat gecikmeli kalkıyor. Beklemek sorun değil, fakat bu gecikmenin doğurabileceği zincirleme sonuçlar düşündürüyor hepimizi. Bu durumda Caracas’a gecenin ilerleyen bir saatinde inmiş olacağız. O saatten sonra kente rahat gidebilecek miyiz? Çünkü Caracas’ta özellikle de geceleri ciddi bir güvenlik sorununun olduğunu duymuştuk yola çıkmadan önce. Ayrıca Simon Bolivar Havaalanı‘nı kent merkezine bağlayan yoldaki inşaat nedeniyle, normalde 45 dakika süren yol şimdi saatler sürüyormuş. “Bu durumda belki geceyi havaaalanında geçirir, şehre sabah gideriz” düşüncesi geçiyor aklımızdan fakat Carmen sayesinde bu kaygıları boşuna yaşadığımızı görüyoruz.

[foto]caracas2.jpg[/foto]

Carmen Venezüellalı bir dostumuz. ASF Hazırlık Toplantıları vesilesiyle Avrupa’dan tanışıyoruz kendisi ve eşiyle. Çok geniş bir sosyal çevresi var ve örgütçü biri. Caracas’ta da bizi o karşılıyor; şehre gidişimizi, ilk etapta nerede ne kadarlık döviz bozdurmamız gerektiğini, kalacağımız yeri… Hepsini ayarlamış. Carmen’in Avrupa‘dan gelen başka misafirleri ile birlikte bir 4x4′e doluşuyoruz. İstanbul caddelerinde zenginliğini gösterme meraklısı züppelerin kullandığı 4x4′ler gibi lüks bir görünümü yok bindiğimiz dolmuşun. Fakat tıpkı Latin insanları gibi, o sıradan görünümün altında esasında nasıl işlevsel bir gücün yattığını yolu tırmanmaya başlayınca anlıyoruz.

Caracas’la deniz (ve havaalanı) arasına girmiş olan ünlü Avila Dağı‘nı tırmanıyoruz. Gerçi havaalanından şehre giden bütün yollar bu dağı aşmak zorunda ama Carmen bizi resmi heyetlerin falan kullanımına ayrılmış özel bir yoldan götürüyor. Bu sayede bizim şehre varışımız 45-50 dakika sürüyor. Sonradan öğreniyoruz, 3-3.5 saatte Caracas’a ulaşabilenler kendilerini “çok şanslı” sayıyorlarmış; çünkü aynı yolu 7-7.5 saatte alanların sayısı çok fazla…

[foto]caracas+.jpg[/foto]

Avila, 2 bin 765 metre yüksekliğinde bir dağ silsilesi; Caracas’a tepeden bakıyor, Caracas sırtını ona dayamış da denilebilir. İçinde envai çeşit tropikal ağaç ve bitkinin bulunduğu bir doğa harikası. Büyük bölümü “Ulusal Park” zaten. Öyle dik ve öyle dar bir yoldan gidiyoruz ki, normal binek arabalarının bu yolu kullanabilmeleri olanaksız. Gecenin karanlığına rağmen bizimkinin yanı sıra gelip geçen ciplerin farlarının aydınlattığı orman ve dağ görünümleri müthiş! Latin Amerika’nın cangıllarında olduğumuzu düşünüyoruz zaman zaman. “Sanki başkentte yapılacak bir toplantıya değil de, ormandaki gerillalarla görüşmeye gidiyormuşuz” duygusuna kapılıyoruz. Yolda alınan güvenlik önlemleri, sık aralarla gördüğümüz kontrol noktaları ve küçük karakollar bu duyguyu pekiştirici bir rol oynuyor. Bu kontrol noktalarından ikisinde durduruluyoruz; birinciyi aşmak nispeten kolay oluyor da ikincisinde “yassah hemşerim!” diye tutturduğu her halinden belli olan bir askerin inadını aşmak biraz uğraştırıyor. Asker, polis, taksi şoförü,.. bazı kurum ve mesleklerin davranış biçimleri ve refleksleri dünyanın neresine giderseniz gidin pek değişmiyor!..

[foto]caracas_notlar_II.jpg[/foto]

***

Forum’un açılışına 2 gün kalmış ama ortada ne program var daha ne de neyin nerede yapıldığına dair bir netlik. Tam bir kaos ve düzensizlik hali. Bu sadece geleneksel “Latin gevşekliği“ne bağlanamaz! Organizasyonu tek başlarına Venezüellalılar yapmıyorlar ki… Bize göre asıl sorun daha derinde, sosyal forumların evriminde ve bugün geldiği noktada… İlk kıvılcımın çakıldığı Seattle‘dan bu yana sosyal forumlar “ruhunu kaybediyor“, profesyonelleştikçe bürokratlaşıyor, kurumsallaştıkça tutuculaşıyor. Yola çıkarkenki amaçları ve halen süren iddiaları ile kör gözlerin dahi görebileceği kadar bariz çelişkiler sergiliyor. Örnek mi isteniyor? Sosyal forumların en büyük iddiası ve temel misyonu, “tepeden her türlü dayatmacılığa karşı taban inisiyatiflerinin önünü açmak” olarak tanımlanagelir. Ama bakıyorsunuz bugün resmen bir “sosyal forumlar kastı” oluşmuş durumda. ATTAC, Rosa Luxemburg Vakfı, Projekt-K vb. kimi kurumlarla her toplantıda boy gösteren “forum kuşu” bazı tiplerin oluşturduğu bir kast bu. Nerede, ne zaman, hangi konularda, nelerin, kimlerle yapılacağına bu kast karar veriyor ve asıl ilginci bunu herkese açık toplantılarda değil kendi aralarında kurdukları kapalı devre iletişim ve toplantılarda yapıyorlar. Hazırlık toplantıları da dahil son 3 yıldır sistematik olarak izleyip katıldığımız ASF ve DSF toplantıları sırasında sayısız örneğini görüp yaşadığımız bu gizli diplomasi ve iş bitirme örneklerini Caracas’ta da fazlasıyla gözleyip tanık olduk.

[foto]caracas3.jpg[/foto]

Bu kastın bir özelliği de şu: Forumların en fazla ilgi çeken etkinliklerine kendi kontrolleri dışındaki güçleri -özellikle de devrimci radikal güçleri- asla yanaştırmamaları! Buna rağmen siz bazı şeyleri ısrarla zorlayıp kovaladığınız taktirde devreye soktukları ikinci taktik, sizin önerdiğiniz konu ve etkinlikleri genellikle en biçimsiz yerlere ve saatlere koymak! Caracas’ta bunun örneklerini de fazlasıyla yaşadık. Özellikle ilk iki gün egemen olan bütün o kaosa rağmen en merkezi yerlerde, Forum’un çeviri işlerini üstlenen Babels çevirmenlerinin görev yaptığı bütün etkinlikler bu “kast“ın organizatörü olduğu etkinliklerdi. Diğerlerinde bırakın çeviri ve çevirmeni, salonları bulmak bile bir meseleydi ve çoğu seminer bu yüzden yapılamadı zaten.

Sosyal Forum’ların giderek daha fazla sırıtan bir diğer çelişkisi şu: Kendisini “devletlerin ve uluslararası tekellerin dışında ve onlara karşıt” olarak tanımlıyor ama bazı devletler ve tekellerle giderek daha belirgin birtakım ilişkiler kuruyor, iç içe geçiyor. Caracas’ta bu çelişki öyle bir hal aldı ki, Forum’un birçok etkinliği, Aeroport Carlotta adını taşıyan askeri bir üste düzenlendi (Bir diğer merkezi mekan da Caracas Hilton‘du zaten!). İşin daha da ilginci, dalga geçer gibi “barış“la ilgili seminer ve etkinliklerin çoğu buraya konulmuştu?!!

“Sosyal Forumlar ruhunu yitiriyor” dedik; çünkü devrimci bir idealizme özgü heyecandan, tutku ve irade ortaya koymaktan gitgide daha fazla uzaklaşıp ruhsuz bir bürokratizme batmakla kalmıyor gençlikten uzaklaşıyor, bileşenlerinin yaşı itibariyle de “yaşlanıyor“! Caracas’ta gençlik yoktu! Olanlar ağırlıklı olarak Venezüella, Küba ve Brezilya’dan gelmişlerdi, onlar da Bella Artes‘in arka tarafındaki parkta kurulu “çadır kamplar“a kapanmış, açıkçası biraz da kapatılmışlardı. Hiçbir seminer ya da düşünsel etkinlikte dikkati çeken genç bir nüfus göremedik. Buna karşın 50-60 yaş üstü kesim -ki ezici çoğunluğu ABD‘den gelmiş savaş karşıtları ile kadın hareketi temsilcileri, gay ve lezbiyenlerdi- belirgin bir ağırlık oluşturuyordu.

Bu çizgide, bu kafayla gidilirse Sosyal Forum’lar, Chavez‘in Forum konuşmasının sonunda da dediği gibi, “Bazılarının oradan oraya gezdiği bir kongre turizmi vesilesi” olmaktan kurtulamaz! Buna “ağlanır” mı? Bugünkü görünüm ve doğurduğu sonuçlara bakılırsa “hayır“! Çünkü bu zemin halkların direnişi açısından en azından bir moral ve asgari siyasal bir yön kaynağı olmaktan çoktan çıkıp bir “iç boşaltma” ve bazıları için “meşgale” haline gelmiş durumda. Öte yandan sendikal ve siyasal alanda hala diri ve devrimci kimi güçlerin birbirleriyle iletişim kurma ve farklı -devrimci- bir odak oluşturma olanakları başta olmak üzere hala tam tüketilmemiş bazı imkanları taşıyor olması nedeniyle de “Forum”lara bütünüyle sırt çevirme zamanının geldiği de henüz söylenemez.