TUYAB (Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği) 1996 yılında Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu direnişinde yaşamlarını yitirenler için yapacağı bir dizi etkinliğin startını gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla verdi. 21 Temmuz günü Taksim Mis Sokak’ta toplanan yaklaşık 50 kişi buradan Galatasaray Lisesi’ne doğru yürüyüşe geçti. 96 Açlık grevi şehitlerinin resimlerinin bulunduğu bir pankart ve şehit resimleri kitle tarafından taşındı.
Yürüyüş sırasında “Tecrit Kaldrılsın Hücreler Kapatılsın”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “12′ler Mücadelemizde Yaşıyor”, “İçerde Dışarda Hücreleri Parçala” sloganları atıldı. Galatasaray Lisesi önüne gelindiğinde burada basın açıklaması yapıldı. TUYAB adına okunan açıklamada Eskişehir tabutluğunun açılmasına karşı 1996 20 Mayıs’ında tutsakların kazanımla sonuçlanan direnişi anlatıldı. Devamında '96 açlık grevlerden ders çıkaran egemenlerin işçi ve emekçilere sefalet koşullarında yaşam dayatırken, devrimci tutsaklara da F tipi cezaevleriyle saldırdığı vurgulandı. 96 SAG ve ÖO tutsakların anması haftasında sadece şehit düşenlerin değil içerde tecrite karşı direnenlerin de unutulmaması gerektiği vurgulandı. “Sesinizi sesimize, sesimizi tutsakların sesine katmaya çağırıyoruz” denerek açıklama bitirildi.
Hafta boyunca sürecek etkinlik programı şöyle:
24′ünde Kocasinan Mezarlığı'nda Osman Akgün’ün mezarı başında anma saat 12:30′da Yenibosna Cemevi’nde buluşulacak
27’sinde Okmeydanı’nda saat 20:30′da Dikilitaş’tan başlayacak bir meşaleli yürüyüş düzenlenecek
27’sinde Okmeydanı’nda saat 17:00′da Bülten satışı yapılacak.
Tutukluların yayınladıkları talepler listesi:
1. Kısaca Ceza İnfaz Kanunu olarak tanımladığımız “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun” tarafların da görüşleri alınarak yeni kanun hazırlanıncaya kadar geri çekilsin!
2. Tecrit kaldırılsın!
Uluslararası sözleşmelere göre 15 kişiden az olan mekanlar tecrit sayılmaktadır. Hücre tipi, F, D Tipi bu esasa uygun olarak yeniden düzenlenmelidir. Bu düzenleme yapılana kadar:
a. F Tiplerindeki tecrit ve izolasyon uygulamalarına derhal son verilmelidir.
b. Hücre kapıları gündüz açık tutulmalıdır.
c. Haberleşme ve iletişim özgürlüğüne hiçbir kısıtlama getirilmemelidir.
d. Spor olanakları ve diğer ortak kullanım alanları herhangi bir tredman ön koşuluna bağlı tutulmaksızın bir hak olarak kabul edilmeli ve hiçbir koşulda bu hakkın kullanımı engellenmemelidir.
e. Komün oluşturma hakkı engellenmemelidir.
f. Ziyarete akrabalık koşulu getirilmemeli, ziyaret gün ve saatleri arttırılmalı, ziyaretçilere yönelik baskılara son verilmelidir.
g. Avukat görüşlerinde her tür kısıtlama kaldırılmalı. Avukatlar birden fazla tutuklu ve hükümlü ile görüşebilmelidir.
h. Televizyon, buzdolabı, radyo-teyp ve genel temizlik maddeleri gibi temel gereksinimler idare tarafından karşılanmalı, kullanılan elektriğin tutuklu ve hükümlülere tahsil edilmesine son verilmelidir.
i. Cezaevlerinde giyecek ve yiyecek almama genelgeleri iptal edilmelidir.
3. Tutuklu ve hükümlülerin temel insani ve demokratik hakları açıkça tanımlanmalıdır. Cezaevlerine ve dönemlere göre değişen keyfi uygulamalara, arama ve nakillerdeki işkence ve onur kırıcı dayatmalara son verilmeli, bunlar cezai yaptırımlara bağlanmalıdır.
4. Siyasi temsilcilik kurumu tanınmalı ve işletilmeli; siyasi hükümlü ve tutuklu statüsü kabul edilmelidir.
5. Cezaevleri, demokratik kitle örgütleri ve ilgili meslek kuruluşları temsilcilerinden oluşan “Bağımsız İzleme Komisyonları”nın düzenli denetimine açılmalıdır.
6. Terörle Mücadele Yasası iptal edilmeli, başta 16. Maddesi olmak üzere infaz ve ceza artırımında siyasi tutuklu ve hükümlülerin aleyhine, ağırlaştırıcı olarak işletilen maddeler ortadan kaldırılmalıdır. İnfaz uygulamasında siyasi tutsaklara uygulanan 3/4 infaz oranı değiştirilmeli, tek bir infaz sistemiyle infazda ayrımcılığa son verilmeli; bugüne kadar uygulanan 2/5 infaz oranı kazanılmış hak olarak bir kereliğine uygulanmalıdır.
7. 19 Aralık operasyonları Barolar, ÇHD, İHD, TTB, aile örgütlenmeleri ve Tüm Yargı-Sen kurum temsilcilerinin de aralarında bulunduğu bağımsız komisyonlarca soruşturulmalı, gerçekler ortaya çıkarılmalıdır. Tespit edilen suçlular-sorumlular yargılanıp cezalandırılmalı, sonuçlar kamuoyuna açıklanmalıdır.