TİS süreci, mitingler, yürüyüşler ve bilgilendirme toplantılarına sahne oluyor.
Almanya’da metal ve elektronik sektörlerinde çalışan 3,6 milyon işçiyi ilgilendiren TİS görüşmeleri ekim ayında başladı. Küresel krizin gölgesi altında yürütülen görüşmeler yedi ayrı bölgede yürütülüyor. Patronlar krizi hem bir bahane, hem de tehdit olarak kullanıp, sıfır sözleşmelerle süreci kapatmak istiyorlar. Sektörde örgütlü olan IG Metal Sendikası ise bir sözleşmenin diğer gereklerini bir yana bırakıp, ücret zammı ile sınırlı (yüzde 8) bir duruş gösteriyor. Ki bu da asıl olarak tabanın basıncı ile oluşmuş bir tavır. IG-Metall tarafından yapılan açıklamalarda; “Kısa ve özlü görüşmelerden yana olduklarının, fazla oyalanmaya niyetli olmadıklarının, en geç üçüncü tur görüşmelerde somut bir sonuca ulaşmayı beklediklerinin” altı çizildi. TİS süreci başlayalı Almanya’nın çeşitli şehirlerinde mitingler, yürüyüşler ve bilgilendirme toplantıları yapıldı ve yapılacak. Sendikanın bu eylem ve toplantılara en geniş katılımın sağlanması için gerekli enerji ve çabayı göstermemesi bile sürecin hangi seyirde izleyeceğinin anlaşılması açısından anlamlı veriler sunuyor.
İlk tepkiler…
Bugüne kadar (Ekim ayının başından itibaren) yapılan mitingle ilk tepki Darmstadt’tan geldi! Arkasından Baden Württemberg Eyaleti‘ndeki 800 bin işçiyi etkileyecek görüşmeler öncesinde yapılan miting ve yürüyüşlerle devam etti. Buradaki yürüyüşte açıklama yapan IG-Metall Baden Württemberg Başkanı Jörg Hoffman, “Alman metal endüstrisi son 40 yılın en iyi dönemini yaşıyor. Fabrikalar en yüksek kapasitede çalışıyor ve en yüksek karları elde ediyorlar. Ücretler ve karlar arasındaki dengesizlik gittikçe büyüyor. En kısa zamanda talep ettiğimiz yüzde 8’lik ücret artışının kabul edilmesini istiyoruz’’ diye açıklama yaptı.
Essen’de bilgilendirme toplantısı
IG-Metall’in düzenlediği toplantı NRW merkezli olup, bin 500 kişi katıldı. Toplantıya daha çok sendika ve işçi temsilcileri katıldı. Sendikalı işçi sayısı ise çok azdı.
Toplantıda IG-Metall NRW Eyaleti Başkanı Oliver Burhard ‚ “Çalışanlar için yüzde 8′lik ücret artışı ve meslek eğitimi yapan gençler içinse 80 Euroluk ek artış mücadelesi veriyoruz. Kriz uyutmalarıyla bizi kandıramazlar. Patronlar Almanya’da 2008 yılında ihracatta dünya şampiyonu olmuşlar, ağlamalarına gerek yok. Talebimizi kabul etmek zorundalar. Yoksa grevlerle cevap vereceğiz…’’ dedi.
Öğrenci işçiler…
Toplantının en anlamlı kısmı, çıraklık eğitimi alan 150 öğrencinin sahneye topluca çıkıp, taleplerini hep bir ağızdan dillendirmeleriydi. Geleceğin işçileri olacak bu işçi öğrenciler, 80 Euro ücret artışının yanı sıra, eğitim süreleri tamamlandıktan sonra çalıştıkları fabrikalarda kadrolu işçi olarak kalmak istediklerini ifade ettiler. Yanı sıra, önceden hakları olup, daha sonraları patronlar tarafından ellerinde alınan ek emeklilik ödeneği uygulamasına geri dönülmesini istiyorlardı.
Toplantıya katılan işçilerle yaptığımız kısa röportajlarda işçilerin sürece yaklaşımlarına ilişkin önemli veriler bulacaksınız:
Kemal: Bence sendikanın işçiler için talep ettiği yüzde 8’lik ücret zammı az. Bu daha fazla olabilirdi. Ortalama yüzde 12 olabilirdi. Ama sorun gerçekte biraz da sömürüyle ilgilidir. Sömürünün çözülebilmesi için daha farklı mücadele biçimlerinin hayata geçirilmesi gerekir. Fakat günlük mücadelede ücret artışı önemli olduğu için yüzde 12 talep edilebilirdi. Mesela bu bilgilendirme toplantısına daha geniş bir taban katılımı sağlanabilirdi. Ama buraya asıl olarak sendika temsilcilerinden oluşan bir bileşimi taşımakla sınırlı kaldı. Oysa ki aslolan makinaların başındaki geniş işçi kesimlerinin buralara taşınıp, bilinçlendirilmesidir. Sendika bunu bilinçli olarak yapmıyor. Sendika bunu yapmıyor diye de, bana öyle geliyor ki, işçi arkadaşlar da bu işi sendikanın üzerine ataraktan mücadeleye katılmaktan biraz da geri duruyorlar.
Sendika neden böyle davranıyor?
Şimdi sendikalar geçmişteki o mücadeleci sınıf sendikacılığı çizgisinden çok uzak. Anlattığım tarzda bir hat izliyorlar. Sonuçta ekonomik bir organizasyondurlar. Ama ekonomik mücadelenin kendisi aynı zamanda siyasi bir mücadeledir. Fakat sendika özellikle son zamanlarda siyasal mücadeleden kendisini alıkoyduğu için, otomatikman önce işvereni, Almanya’daki ekonomik gelişmeleri gündemine alıyor. İşçilerin sorununu da ona bağlı olarak tartışıyor. Sendikacılar bu yaklaşımla ister istemez mümkün olduğu kadar kapalı kapılar arkasında patronla anlaşıyorlar! Yani bu belki açıktan böyle olmuyor ama bu şekilde organize ediliyor. Tabana yaklaşımı da bu refleksler belirliyor. “İşte siz şu kadar talep edersiniz, biz onu bir şekilde işçi arkadaşlara kabul ettiririz.”! Sonuçta bu yaklaşım fabrikada çalışan işçi arkadaşların mücadeleye kazanılması için gerekenlerin yapılmasını zaten baştan engelleyen bir neden oluyor. Kazanılmadığı için de -toplantıda da görmüşsünüzdür- görünüşte aktif bir tutum alınıyor, teorik olarak aktif şeyler söyleniyor, ama pratikte bunların hayata geçirilebilmesi için işçiler getirilmiyor! Tabandaki arkadaşların katılmaması yani daha doğrusu buralara getirilmemesi sonrasında; “Bu arkadaşlar gelmiyor, buna da razı olmamız gerekiyor” şeklinde bir gerekçe haline getirilebiliniyor.
Peki siz yüzde 8′lik zam talebine nasıl bakıyorsunuz, bunu biraz daha açabilir misiniz?
Yüzde 8′lik zam önceki ücretlerimizden biraz daha fazla bir para demek. O açıdan da yeterli bulmuyorum. Fakat şöyle bir şey de var, “Bu ekonomik finans krizi, üretim alanına da yansıyacak, ekonomik kriz olacak” dediler. Patronlar ilk etapta yüzde 8′in çok olduğunu söylediler. IG-Metall bir yıllık bir sözleşme önerisi ileri sürmüştü. Patronlar bunu 20 aya, yani 2 seneye çıkarmak istediler. Ama sonradan gösterilen tepki sonucunda IG-Metall yüzde 8 de kalacağını, TİS’in 1 yıllık olacağını, bundan geri adım atmayacağını söyledi. Bu bence de ileri bir adım, desteklemek gerekiyor. Patronların krizi bahane ederek yaratmış oldukları havaya sendika biraz da tabanın baskısıyla boyun eğmedi. Şu an yüzde 8′lik zam talebi 1 yıllık bir anlaşma için isteniyor. Sanki hava da biraz daha farklı (olumlu anlamda). Önümüzdeki dönem için daha fazla istenir. Çünkü patronların pazar olanakları daralacak. Almanya’nın dışarıya mal ihraç etme durumu da düşebilir. “Almanya’nın iç pazarını canlandırmak için IG-Metall önümüzdeki sene yüzde 15′lik zam ileri sürmelidir” diye tartışmalar da var.
Hakan Koçak: Yüzde 8 beklenti benim için az. Çünkü son yirmi senede hep haddinden fazla fedakarlık gösterdik. Benim kendi düşüncem yüzde 12 olması lazım. Hele hele aile geçindirenler için bu zorunlu. Almanya’da pahalılık almış başını gidiyor.
Yüzde 8′lik zam yeterli değil. Fakat bir de benim düşümcem bu zammı patronlar da vermeyecekler. İşte yine bir şeyler öne sürüyorlar, bankalar falan filan… Hiçbir alakası yok! Çünkü patronlar geçen senelerde haddinden fazla kar yaptılar. Şimdi gene havadan bir şeyler uyduruyorlar, öne sürüyorlar ve vermeyecekler yani. Bence sendikanın eskisi kadar, mesela yetmişli yıllardaki kadar gücü yok artık. Çünkü VW tekeli bazı sendika liderlerini satın aldı. Her şey ortada, gazetelerde haber oldu. Başka yerlerde başka şirketlerde de var aynı oyunlar.
Anlaşma sağlanmadığı durumda ne yapmak gerekir?
Baştan beri grev yapmamız lazım. Ama Almanya’da bu kültür yok. Mesela İtalya’da, İspanya’da, Türkiye’deki gibi böyle toplu grev yapma kültürü yok. Bunlar hep eskide kaldı. Patronlarla sendikalar arasında bir anlaşma var. Sendikacılar Alman ekonomisini çok düşünüyorlar! Milliyetçi oldukları için.
Toplantıda bekletinize cevap bulabildiniz mi?
Abdullah: 23 yıldır Ford’ta çalışıyorum. Geriye baktığımız zaman hiçbir zaman sendikalar istedikleri ücreti alamamışlardır. Bu yönde de realist olmak gerekir. Yüzde 8 alabileceğimizi zannetmiyorum. Şimdi kapitalist sistemde ücretlerin arttırılmasının aslında fazla bir anlamı yok. Bunu hepimiz biliyoruz yani. Benzine ufak bir zam gelse aldığımız ücret artırımı hemen gider. Öyle fazla da umutlanmamak gerekir, sistemin temel sorunları çözülmediği sürece bu tip sorunlardan kurtulamayız.
Sizce ne yapmak gerekli?
Daha fazla örgütlenip, daha fazla bilinçlenmek lazım. Ben bir işçiyim! Yani üretkenim, iş gücümü satıyorum, bunu en iyi şekilde nasıl satabilirim! Eğer bu olmuyorsa yönetime geçmem lazım. Ben üretiyorsam ben yöneteceğim. Yani özcesi sistemin değiştirilmesi lazım.
Ulya: Yüzde 8 bana göre az. IG-Metall yönetimi “adil bir paylaşım” olduğunu söylüyor. Bana göre adil değil. Alacağımız yüzde oranı benim sömürülmemi ortadan kaldırmıyor. Günlük şu anki durumu düşündüğümüzde yüzde 15 talep edilmeli. Enflasyon, katma değer vergisi, pahalılık, üretkenliğin artması… bunları hesaba kattığımızda yüzde 15 olması gerekir.
Sendikanın talep ettiği yüzde 8′i almanın koşulu var. Kriz gibi bir durum söz konusu; bu durumda işyerleri kendini riske atmaz. Ne kadar mücadele verirsek, yüzde 8 alma koşulumuz artar. Fakat bana göre, yüzde beş ya da beş buçuk civarında alırız. Şayet anlaşma sağlanamazsa Ford‘ta 6 Kasım‘da uyarı grevi yapılacak. Fakat bu grevleri organize edenler medyaya dönük yapmayı planlıyorlar. Bana göre sokakta yapmak gerekir bu grevleri. Yani Ford’un dışına çıkarmak gerekir.