Göçmenler konusunda suskunluk

ABD'de başkan adaylarının oy talep ettiği şu günlerde göçmen işçiler hapsediliyor.

DÜNYA
Cumartesi, 1 Kasım 2008 (17 yıl 9 ay önce)

(*)David Bacon, 23 Ekim 2008
Editör: Emily Schwartz Greco
Foreign Policy In Focus
Çeviri: alinteri.net çeviri grubu


Postville, Iowa’daki Agriprocessors et paketleme fabrikasında çalışan göçmenlere yönelik baskın sırasında tutuklanan 388 işçi içindeki ilk grup, bölge cezaevinde beş ay kaldıktan sonra, Ekim ayının ortalarında sınırdışı edildiler. Suçları mı? Çalışacakları şirkete geçersiz Sosyal Güvenlik numarası vermek. Fabrikadaki bir müdür tarafından gözleri yapıştırma bandıyla kapatılan ve sonra aynı kişi tarafından et kancasıyla dövülen genç bir adam da sınırdışı edilecek işçiler arasında. Müdür hâlâ işinin başında.

Postville baskını, yakın zamanda gerçekleştirilen ve binlerce kişinin suçlanarak sınırdışı edilmesine yol açan çok sayıda göçmen operasyonundan biriydi. ABD İç Güvenlik Sekreteri Michael Chertoff buna “arka kapıyı kapatmak” diyor. Bu arada başında bulunduğu daire de, Southern Poverty Law Center (*) tarafından “neredeyse kölelik” diye adlandırılan yeni misafir işçi programları oluşturarak “ön kapıyı açmaya” çalışıyor.

Göçmenlerle ilgili yasal uygulamaların önceliklerinde, açıkça yanlış olan bir şeyler var. Aç ve umutsuz işçiler hapse atılıyor ve sınırdışı ediliyorlar. Hükümet işverenleri koruyor ve aile temeline dayalı bir göç sistemini, kontrollü bir emek arzı haline dönüştürmeye çalışıyor. Yine de ulusal siyaset kampanyaları göçmenlerden her gün biraz daha az söz etmekte. Latin Amerika ve Asya kökenli topluluklar giderek daha fazla korkuyor ve ümitleri her geçen gün azalıyor. Siyasetçiler onların oylarını istiyor ama yükselen tutuklama, hapse atma ve sınırdışı etme dalgası hakkında konuşmaktan kaçınıyorlar.

Bu ay ülke genelinde yapılan gösterilerle halk bu sessizliği protesto etti ve adayları bu konuda bir şeyler söylemeye çağırdı. Göçmen toplulukları yeni gelecek yönetimden, özellikle de Demokratlardan, yeni bir yapı oluşturmalarını bekliyor. Onlar, önceliği korkuya değil insan haklarına verme doğrultusunda çabuk ve kesin biçimde eyleme geçen ve göçmenleri ucuz emek kaynağı değil insan olarak gören yeni bir ABD başkanı istiyorlar.

Yeni gelecek başkan için gündem


İlk 100 gün içinde yeni bir yönetim, göçmenlere ve işçi ailelerine faydalı olacak şu basit adımları atabilir:

• Göç ve gümrük işlerine bakan dairenin (Immigration and Customs Enforcement -ICE) kâğıtların eksikliği ya da geçersiz Sosyal Güvenlik numarası gibi nedenleri ciddi Federal suçlar olarak görüp davalar açmasına ve insanları özel sektör tarafından işletilen hapishanelere göndermesine bir son verilmesi,

• İşyerlerine, özellikle de işçilerin sendika kurmaya ya da ücret ve çalışma yasaları gibi konularda söz sahibi olmaya çalıştığı işyerlerine baskınlar düzenlemekten vazgeçilmesi --bu değişiklik, yalnızca göçmenlerin değil bütün işçilerin düşük ücretleri yükseltmelerine yardımcı olacaktır.

adb göçmen işçi

• ABD genelindeki ücret ve çalışma saati ihlalleriyle ilgilenen federal hükümet müfettişlerinin 742 gibi çok yetersiz olan sayılarının iki katına çıkarılması ve göçmenlerin yoğun olarak bulunduğu iş alanlarına odaklanılması. The National Labor Relations Board (Ulusal Çalışma İlişkileri Kurulu), göçmenlerin durumunu sendikal hakları ihlal etmek amacıyla bir tehdit unsuru olarak kullanan işverenleri hedef alabilir.

• Göçmen topluluklarına yönelik polis kontrolleri ve aramaları uygulamasına son verilmesi --bu kontroller, polislerin yetkisi sadece bir iki kişiyi gözaltına almakla sınırlı olduğu halde, çok sayıda göçmenin sınırdışı edilmesi ile sonuçlanıyor. Hükümetin göçmen işçi çalıştırma kolaylığı sağlayan özel yasaları iptal etme kampanyasına ve yerel adli uygulamaların, göçmenlere yönelik polis baskınlarında odaklanmasına son verilmesi.

• Bütün işçilerin bir Sosyal Güvenlik numarası başvurusu yapabilmesine izin verilmesi ve sigorta primlerinin ödenmesi. Sosyal Güvenlik numaraları gerçek amaçlarına hizmet etmelidir: bu numaralar emeklilik ve malullük durumlarında kişiye yarar sağlamak için vardır; göçmenleri işten atmak ve onları hapishaneye göndermek için değil.

• Bush yönetiminin mevcut misafir işçi programıyla son verdiği işçi koruma amaçlı uygulamaların yeniden hayata geçirilmesi; işverenlerin öncelikle yerli işçi çalıştırmaya zorlanmaları; emek ihlali yapan sözleşme taraflarının sertifikalarının iptal edilmesi.

• Sınır topluluklarında insan haklarının iyileştirilmesi, ABD ile Meksika arasındaki duvar inşaatının yapımına son verilmesi ve her gün, sınırı geçen onlarca gencin elleri zincirli bir biçimde hapse girmesine neden olan Operation Streamline (**) federal mahkemesinin lağvedilmesi.

Alternatifler


İlk yüz günün ardından Demokratların Kongre’ye hangi reformların -ve ne zaman- getirileceğine karar vermeleri gerekecek. Bazıları eyleme geçmenin bir yıl ya da daha uzun bir süre için ertelenmesini isteyecektir. Fakat ABD Ticaret Odası ve onlarca ticaret grubu bu arada boş durmayacak. Yıllardan beri büyük misafir işçi programlarının yürürlüğe girmesi, polis baskınlarının ve göçmenler aleyhine hukuki uygulamaların arttırılması ve zayıf bir yasallaştırma programı için bastırıyorlar. Öte yandan birçok göçmen ve işçi hakları eylemcisi de, üç adımdan oluşan şu alternatif ve aşamalı reformu savunuyor:

1. İlk 100 gün içinde bir yandan insan hakları ve işçi hakları korunurken bir yandan da baskınlar konusunda moratoryum ilan edilmesi (bu uygulamalara yeni yasal düzenleme yapılana kadar son verilmesi).

adb göçmen işçiler2. Kayıtdışı kişilere Yeşil Kart (Green Card) vizesi verilmesine ilişkin bir yasa çıkarılması ve vize için bekleyen işçi sayısının sıfırlanması. Eğer vizeler yurtdışında daha kolay edinilebiliyorsa insanlar vize için sınırın öbür yanına vizesiz geçmek zorunda kalmayacaklardır. Bu yasa aynı zamanda işsiz göçmen gruplarına iş imkânı sağlayabilir; göçmenlerin bir işte çalışmasını suç olarak gören ve işverene müeyyide getiren yasaların geçersiz duruma gelmesine yol açabilir ve işçi haklarını koruyan bir iş kanunu reformunu teşvik edebilir. Suistimale yol açtığı tespit edilen misafir işçi programlarına, tıpkı 1964 yılında yapıldığı gibi, son verilmelidir.

3. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması, yani NAFTA’nın ticaret politikalarına yönelik yeni bir yaklaşım geliştirilmelidir, öyle ki, bu kuruluş yoksulluğa ve insanların köklerinden kopmasına yol açan, göçü insanların hayatta kalmak için tek seçenekleri haline getiren ticaret politikalarından vazgeçsin. Kolombiya gibi ülkelerle yeni ticaret anlaşmaları yapmanın reddedilmesi gerekir. Çünkü bu anlaşmalar ABD’de işten çıkarmalara ve düşük ücretlerin, emeğe yönelik ihlallerin yaygınlaşmasına, ABD dışında da insanların yurtlarından kopmasına neden olacaktır. ABD’nin vergi geliri olan dolarları Irak Savaşı’na harcanacağına Meksika ve diğer ülkelere tarım kredisi, eğitim ve sağlık desteği olarak verilebilir, bu da göçe sebep olan baskıyı hafifletir.

Burada, göçmenlerin, farklı etnik toplulukların, sendikaların, kiliselerin, vatandaş haklarıyla ilgili örgütlerin ve işçi ailelerinin bir ortak paydası bulunuyor. Bütün işçi aileleri için iş garantisi ile desteklenen yasallaştırma ve göçmen haklarında yapılacak iyileştirmeler, insanları bir araya getirebilir. Göçmenler dâhil bütün işçilerin, çalışma standartlarını düzenleyebilmeye ve bunları uygulatabilmeye ihtiyaçları vardır. Bu, Çalışanın Özgür Seçim Hakkı Yasası’nın da (The Employee Free Choice Act) hedeflediği bir amaçtır. Ticaret politikasının değiştirilmesi, ABD’deki işçi sınıfı topluluklarının yararına olacak ve göçmen ailelerinin Oaxa’dan El Salvador’a geri dönmelerine yardım edecektir.

Bu reformlara ihtiyaç duyan farklı topluluklar bir araya gelmenin yollarını bulabilirler ve bulacaklardır da. İşin aslı, eğer Barack Obama başkanlık yarışını kazanırsa ve Demokratlar Kongre’de şimdikinden daha büyük bir çoğunluk elde ederlerse zaferlerini bu koalisyona borçlu olacaklar.

Seçimden sonra da bu koalisyonu oluşturan insanlar işe ve haklarının korunmasına gereksinim duyacaklar. Fakat göçmenler şu anda hapse atılıyor. Baskın dalgası aileleri bölmeye devam ediyor, hem de başkanlık adaylarının seçim turlarına çıkıp insanlardan oy talep ettiği şu günlerde bile... Los Angeles'ın Placita Olvera bölgesinde aktivistler, sınırdışı uygulamalarını durdurmak için açlık grevi başlattılar. Aynı amaçla ülkenin batısından doğusuna her yerde gösteriler ve yürüyüşler düzenleniyor.

Değişim vaatleri yeterli değildir. İşçi sınıfının oylarını isteyen adayların atmaları gereken ilk adım, bu konuda söz söylemektir.


(*) Southern Poverty Law Center: vatandaşlık haklarıyla ilgili bir sivil toplum örgütü

(**) Operation Streamline: sınırı geçerken yakalanan bütün göçmenlere Federal suç isnat edilmesini içeren uygulama


Fotoğrafçı ve gazeteci David Bacon, Foreign Policy In Focus’a katkı sağlayan kişilerden biridir ve Illegal People: How Globalization Creates Immigration and Criminalizes Immigrants (Beacon Press) (Yasadışı İnsanlar: Küreselleşme Nasıl Göçe Yol Açıyor ve Göçmenleri Nasıl Suçlu Konumuna Düşürüyor) kitabının yazarıdır.