Pazartesi, 10 Kasım 2008 (17 yıl 9 ay önce)
Thomas Trüten: Stuttgart şehri yakınlarında Esslingen'de bulunan otomasyon firması FESTO'da metal işçisi, IG Metal sendika temsilciliğinin yönetici kadrosunda ve IG Metal'in genel kurul üyesi.
Ekonomik kriz metal endüstrisini nasıl etkilemektedir?
Sözde
"reel ekonomi"de hali hazırda eksi yönde genel bir gelişme görülmemektedir. Ancak böyle bir gelişme olduğunda bir krizden bahsedilebilir. Kuşkusuz işçilerin ve emekçilerin cebinde çoktandır bu kriz vardır. İş arkadaşlarımızın 1995–2004 yılları arasındaki gerçek ücret kaybı yüzde 0,9'dur. Buna karşın, örneğin, işverenlerin 2007 karları yüzde 13,96'lik bir artışla, resmi rakamlara göre, 585,49 milyar Euro’ya çıkmıştır. Ortalama sermaye geliri ise, yüzde 21’le son 30 yılın en yüksek rakamıdır.
Örneğin, Daimler'de hakikaten bir krizden bahsedilemez. Yönetim kurulu, bu yıl icin 7,7 milyarlık vergi öncesi kar hesaplamıştır. Asıl olarak sadece 6 milyar yansıtılacak.
O zaman neden sendikanın istemlerine karşı propaganda yapılmakta?
Otomotiv endüstrisi karını korumak istiyor. Bu çalışan arkadaşlarımız için ağırlaşan sömürünün yanında iş yerleri, iş güvencesi için büyük bir tehlikedir. Bazı işyerlerinde zaten on binlerce kiralık işçi çıkarıldı. Arkadaşlarımızın güçlenen mücadele bilincini kırmak için mevcut gelişmeler bahane ediliyor.
İşçilerin ve emekçilerin cebinde çoktandır kriz vardır. 1995'den itibaren işçiler sürekli ücret kaybı, patronlar ise kar artışı yaşamaktadır.
Bild gazetesi
"Daimler'de 5 hafta iş tatili" manşetiyle bunun destekleyicisi. Uzatılan iş tatilinin sebebi, Daimler'deki sürüm ve satışlardaki fiili düşüşün yanı sıra, yılın başından beri planlanmış olan model değişikliğidir. Bu amaçla, var olan üretim yavaşlatılmakta ve yeni araba modellerine geçiş yapılmaktadır. IG Metal Sendikası'nın bildirdiğine göre, sürüm ve satışlardaki düşüşten dolayı gerçek üretim kaybı sadece 21 saattir.
Daha hangi sonuçlar beklenmektedir?
Sözde ekonomi uzmanları her gün tahminlerini düzeltmektedirler. Öyle zannediyorum ki, bu işin nereye varacağını, onlar da bilmiyorlar. Kapitalist ekonomi zaten kontrol edilebilir değildir. Patlak veren ekonomik kriz, para enjeksiyonlari gibi önlemlerle ancak ertelenmektedir. İşverenler, krizin bedelini kendi karlarından ödemek niyetinde olmadıkları gibi, tam tersine geniş halk yığınlarına yüklemek niyetindedirler. Sonuç olarak halkın kazınılmış sosyal ve politik haklarına yeni saldırılar olacak.
Peki, metal işçileri arasındaki moral nasıl?
Bazı arkadaşlarda belirli tedirginlikler var. Sonuçta, bankaların karından yana olan ve bu koşullarda yüksek ücret ve aylık talep edilemeyeceğini ima eden, sözüm ona
"uzmanlarin" finans krizi yorumlarından geçilmiyor ortalık. Açtığınız her gazetede, her TV programında bunlar çıkıyor karşınıza.
Mali krizi kontrol edebilmek için, birkaç gün içinde 500 milyar Euro bulmanın mümkün olduğunu bütün arkadaşlar fark ettiler. O zaman bizim için niye para yok? Buna karşı giderek işçi ve emekçilerin hosgörüleri azalmaktadır. Onlar, vergilerle, fiyat artışlarıyla ve ücret talebinden vazgeçerek, mali krizin faturasını kat kat fazla ödeyecekler. Fakat arkadaşlar, son yıllarda bu feragatlerle, hepten kendi çıkarlarının elden gitmekte olduğunu fark etmektedirler.
Ne yapmalı
Taleplerimiz doğrultusunda bir sonuç elde etmek için, bütün sendikal mücadele güçleriyle, var gücümüzle bastırmamız gerekecek.
Ne yapmalı?
Görünen o ki, şimdiye kadar işverenler durumun ciddiyetini kavrayamadıkları gibi, bizi provoke etmek istiyorlar. Geçen Perşembe ilk defa 14 aylığına yüzde 2,1 ücret artışı önerdiler. Bu öneri derhal ret edildi. Bunun üzerine Cuma gecesi binlerce arkadaş uyarı grevine başladı. Kasımın ortasında grev oylamasına gideceğiz. Eminim ki, grev için gerekli çoğunluk sağlanacak ve grev oylamadan hemen sonra başlayacak. Taleplerimiz doğrultusunda bir sonuç elde etmek için, bütün sendikal mücadele güçleriyle, var gücümüzle bastırmamız gerekecek.
Fakat şunu da söylemeliyim ki, esas itibarıyla arkadaşların diğer toplumsal konulara da kafa yormaları zorunludur. Çünkü gerçek mali kriz sonuçlarına karşı, tek bir toplu sözleşmeyle mücadele edilemez.
Röportaj için teşekkürler
Fabrika içindeki bir eyleme ait bu fotoğraf, Thomas Trüten'e aittir.