Almanya’da liseliler sokakları şenlendirdi!

Öğrenciler ülke genelinde birçok lisede, dersleri boykot edip yürüyüşler düzenledi

DÜNYA
Çarşamba, 12 Kasım 2008 (17 yıl 9 ay önce)

10-12 Ekim günleri arasında Berlin’de düzenlenen Öğrenci Konferansı’nda alınan karar doğrultusunda lise öğrencileri bugün Almanya genelinde dersleri boykot ettiler. Konferansta, birleşik ve eyalet hükümetlerine 22 Ekim gününe kadar süre tanıyan öğrenciler, düzenlenecek eğitim zirvesinden bir sonuç alınmazsa 12 Kasım günü dersleri boykot kararı almışlardı.

Sosyalist eğitim sistemi itirafı!


Almanya’da eğitimin paralı hale getirilmesi, kalitesi, göçmen çocuklarına ve yoksul ailelerin çocuklarına uygulanan ayrımcılık son yıllarda bolca tartışma konusu oldu. Bütün çıplaklığı ile ortada olan eğitim sistemi rezaletini devlet de sık sık kabul etmek zorunda kaldı.

Bu arada; Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin eğitim sistemi de anılmaya başlandı. Devrimden sonra savaşın bütün yıkımına rağmen, dünya çapında örnek alınan bir eğitim sistemi geliştiren eski DDR, revizyonistler iktidara geldikten sonra da bu eğitim sistemini silemediler. Silmek de istemediler. farklı amaçlarla kullanmaya başladılar.

Eğitim kalitesinin düşüklüğü ve sistemin bozukluğuna değinen uzmanlar "DDR’deki poli-teknik eğitimden alınacak çok şey olduğu" vurgularına da değinmek zorunda kalıyorlar.

Vaatler boş çıktı!


22 Ekim’de Dresden’de yapılan Eğitim Zirvesi’nde "Okullardaki sorunlara çözüm getirilmediğini ve verilen vaatlerin boş olduğunu" söyleyen öğrenci temsilcileri, bugün sokaklara çıkmaya karar verdi. Öğrenciler aldıkları karar doğrultusunda ülke genelinde birçok lisede, dersleri boykot ettiler ve yürüyüşler düzenlediler. Berlin, Stuttgart, Bremen, Hamburg ve Münih‘in de aralarında olduğu çok sayıda kentte sokaklara çıkan öğrenciler, "Eğitimimizi gasp ettikleri için buradayız, ses getiriyoruz" sloganı attı.

Talepler


Liseliler "Herkese parasız eğitim hakkı", "Eğitimde şans eşitliğinin sağlanması", "Sosyal kökene göre okullardaki başarıya son verilmesi", "Ülke genelinde izlenen sosyal kısıtlama politikalarının da geri çekilmesini", "Üniversite öğrencilerinden alınan harçların kaldırılması", "Eğitime yeterli bütçe ayrılmasını" talep ettiler. Liselerdeki sınıflarda daha az öğrenci olması gerektiğini de belirten Öğrenci Temsilcileri ayrıca "Sınıfların 20 kişi ile sınırlandırılmasını" istiyor.

Boykot, öğretmenler ve veliler tarafından da desteklendi. Öğretmenler sendikası GEW de protesto eylemlerine destek verdiğini belirtti. Bugün okula gitmeyen öğrencilere ağır cezalar verilmemesi çağrısında bulundu. Eylemlere destek veren Hessen eyaleti Veliler Birliği’nden yapılan açıklamada, "Toplumda sosyal bakımdan zayıf olan ve eğitimden uzak kalan kesimlerin haksızlığa uğramasının eğitim sistemindeki eksikliklerden" kaynaklandığı belirtildi.

Öğrenciler Belediye binası önünde


Bu sabah Kassel’de de daha iyi öğrenim koşulları isteyen 2000’den fazla öğrenci Belediye binası önünde bir araya geldi. Öğrencilere; Eyalet Öğrenci Temsilciliği, GEW sendika gençliği, Alman Sendikalar Birliği DGB Gençliği ve devrimci anti-faşist öğrencilerin kurduğu Asta’dan da destek geldi.

Politeknik eğitim


Kişisel bir özellik değil bu! Değerleri, akıl almaz yokluklar içerisinde kendi elleriyle var eden, ilk kurucu kuşağın karakteristik özelliği… Sosyalizmin ilk yapı taşlarını döşemenin, ütopyalara bağlılığın sınırsızlığını taşıyor bu kuşak… Bu yaşamla kurdukları ilişkiye de doğrudan yansıyor. Inge 80 küsür yaşına meydan okuyan, dinç ve ince espirili bir insan. Acılara, yokluklara rağmen, sosyalizmin başarılarını gururla anlatıyor… İnge Greytz, Kızıl Ordu‘nun ve komünistlerin sosyalizme kazandığı gençlerden… Naziler‘in gençlik örgütünden, sosyalizme sempatiye uzanan bir geçmişi var. Eski DDR‘de, Humbold Üniversitesi‘nde tarih profesörü

UÇ: Eğitim sisteminin temellerini nasıl attınız?
Inge: Gençlerin büyük bir eğitim açlığı vardı. Eski öğretmenlerin hemen hepsi Nazi ideolojisinin etkisi altındaydı. Hiç birine görev verilmedi. Fakat elimizde hiç öğretmen yoktu. Biraz deneyimli eski anti-faşistler, kurulan belediyelere yönetici oldular. Hitler dönemi ve daha öncesinde, erkek ve kız çocukları ayrı ayrı eğitim görürlerdi… İlk kez karma eğitim sistemi getirdik. İlk öğretmenler 8 aylık kurslarla yetiştirildi.

UÇ: 8 ay çok kısa bir süre!
Inge: Evet bu eğitim çok yetersizdi. Ne yapabilirdik ki? O koşulları biraz anlamaya çalışmak gerekiyor. Engellerimiz çok fazlaydı. Kitabımız yoktu her şeyden evvel. Volk und Wissen (Halk ve bilim) isimli bir yayınevi kurduk. Orada kitaplar basılmaya başlandı. Bu 8 ayda da; bir gün biz kurs alıp, ertesi gün bizden daha geri olanlara öğretmenlik yaptık. Ertesi gün yine kurs ve öğretmenlik… 8 aydan sonra diploma alıp üniversiteye gitme hakkı kazanıyorduk. Hemen belirteyim, kapitalizmdeki gibi öğretmen olunca eğitim son bulmuyordu. Sürekli eğitim görüyorduk. Savaşın sonunda kadın öğretmenlerin sayısı çoktu. Bu gençler için büyük bir fırsattı.

UÇ: Eğitimin planlaması, içeriği nasıldı?
Inge:
Her şey tamamen yeni yazıldı ve düşünüldü. Planlama, ders kitapları, öğretmenlerin mentalitesi… 1952‘ye kadar; barış, halk dayanışması, anti-faşizm ders proğramlarının eksenini oluşturdu. 1952‘den sonra sosyalizm içerikli kitaplar, proğram ve planlamalar yaptık. Ben fakültede tarih okudum, 19 yaşında öğretmen oldum. Bunu özellikle tercih ettim. Geçmiş tarih öğretmenlerinin hepsi Nazi’ydi! Tarihsel mataryalizmi esas alan bir eğitim görüyor ve veriyorduk. Eksikliklerimiz çoktu, fakat önemli olan kararlılıktı.

Kapitalizminin gelişkinliğine rağmen, bu günkü yerel planlamalara bakıyorum, çok saçma buluyorum. Bu günlerde Almanya‘da eğitim sistemi yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor. ‘’Alman’lar aptal‘’ demeye vardırılıyor tartışmalar. Kapitalizm aptallaştırıyor! DDR‘in eğitim sistemi o dönem bir çok Kuzey ülkesi tarafından örnek alındı. Mesela İskandinavya ülkeleri… Şimdi İskandinavya’yı eğitim sisteminde örnek almayı tartışıyorlar. Sosyalizmin kazanımları hala etkisini sürdürüyor ve kapitalizm verimliliği artırmak için başka yöntem geliştiremiyor, hala bizi taklit ediyor.

Bizden biraz büyük olanlar için işçi ve çiftçi fakültesi kuruldu. Ablamlar oraya yazıldılar. Onlar da 10 ay kurs görüyor sonra üniversiteye gidiyorlardı. Öğretmenler ve öğrenciler büyük bir coşku ve hevesle derslere sarıldılar. Ablam 10 ayda Latince öğrendi örneğin. İşçi ve çiftçi çocuklarına öncelik tanınıyor ve eğitimleri için özel çaba gösteriliyordu. Öğretmenler yarım gün ders veriyor. Kalan yarım günde, grup grup derslerde geri olan işçi ve çiftçi çocuklarıyla özel ilgileniyordu. Bu çok önemli özellikle belirtemek istiyorum; eğitimde fırsat eşitliği vardı, hepimiz aynı şansa sahiptik.

Bu zorluk ve ilkelliklerden, diğer ülkelerin eğitim sistemine katkıda bulunacak düzeye geldik. Bazı öğretmenlerimiz Portekiz, Yunanistan, Yemen, Namibya‘ya gidip hem Enternasyonal dayanışma gereği eğitim sistemini taşıyıp, hemde oranın sistemlerini kavramaya çalışarak staj gördüler.

UÇ: Sosyalizmin uyguladığı eğitim yöntemi politeknik eğitimdir. Biliyorsun, bu görüş ilk kez Humbold‘ta senden önce okuyan Karl Marks tarafından ‘’Öğretimin maddi üretimle birleştirilmesi‘’ olarak savunuldu ve sosyalizm deneyimi yaşayan ülkelerde uygulandı. Politeknik eğitim, fiziksel ve zihinsel çalışma arasındaki karşıtlığı (Kafa emeği ile kol emeği) ortadan kaldırmayı amaçlıyordu. Hadef insanın çok yönlü gelişimi idi.

Kapitalizmin,üretim sürecini uzmanlaşma ve iş bölümü olarak getirdiği yabancılaşmayı ortadan kaldırmayı hedefleyen bir sistemdir. Uzamanlaşmanın, bilimsel bilginin tek bir doğrultuda değil, bütün yönleriyle ve alanlarıyla öğretilmesi, insanları tek bir alan ve tek bir işe mahkum etmemeyi amaçlar. Bütünsel hakimiyet içersinde işin paylaşılması ile işbölümünü birbirine karıştırmamak gerekir. İşbölümü yabancılaşmayı, diğeri kollektivizmi üretir.

Geleceğin sosyalizminde eğitim nasıl olabilir ? Birlikte hayal edelim seninle. Bilimin bu kadar geliştiği bu aşamada; bütün bilim dallarının derinlemesine öğrenilmesi mümkün değil. Fabrika, tarla, işyeri, ünüversite arasındaki duvarları yıkacak, bu güne kadar olan bilgi akış yöntemlerini altüst edecek yeni biçimler gerekli.

Inge:
Teknoloji! Bu büyük nimet.

UÇ: DDR’de politeknik eğitimi nasıl yerleştirdiniz?
Inge:Politeknik eğitim, SSCB‘de çoktan kullanılıyordu. Aramızda iyi bir ittifak vardı, deneyimlerini aldık. Doğru bir eğitim sistemi idi. Bu günde arkasındayım. Fakat biz bunu bir parça şematik uyguladık. %100 yerleştirmeye çalıştık fakat çok kaba uyguladık.

Bir deneyim olarak halk okullarını uyguladık. Üç sene okuyunca hem meslek yapıp hem de lise diploması alınıyordu. Gysi (Yine konuşmamız kahkahalarla kesiliyor. Şimdi Sol Parti başkanının adı geçince) inek sağma üzerine meslek yaptı. Lise diplomasını alıp ünüversitede hukuk okudu. Yani uzmanlaşmanın devamlılığı konusunda bir denge tutturamıyorduk. Başka bir eksikliğimiz; derslerin büyük bir bölümünü; Diyalektik ve tarihsel mataryalizm, Sosyal Bilimler ‘e ayırdık. Sosyal Bilimlerde de, işçi sınıfı tarihi ağırlıklıydı. Çalışma alanına ilişkin bölüm, pozitif bilimlere ayrılan bölüm daha küçüktü.

UÇ: Sosyalizm bu kadar emeğe rağmen gençliği nasıl bu kadar kolay kaybetti?
Inge:
Bizim kuşağı sosyalizm kazandı. Kaybetmedi. Üstelik %90′ı Hitler gençliği içinde yer almış bir kuşağı kazanmak başlıbaşına bir başarıdır. Gençliği kazanmak için, EDJ‘leri kurduk. (Özgür gençlik Birlikleri) EDJ’nin ilk tüzük tasarısı Yahudi göçmen gençler tarafından İngiltere‘de yazıldı. Onlar EDJ’nin oluşumunda ve gelişiminde büyük rol oynadılar. Nazi faşiminden, anti-faşist guruplar tarafından gemilerle İngiltere’ye kaçırılan çocuklar, artık İngiltere’de büyümüş gençlerdi. DDR’de, gazeteci, ünüversitelerde öğretim görevlisi, bilimsel-kültürel gelişimde, bu komünist ve anti-faşist gençlerin emeği çok büyüktür. Ör: Anna Seghers bunlardan birisidir. Bunların ezici bir çoğunluğu DDR kurulunca geri döndüler. Ne Onlar ‘’DDR’e çok şey kattık‘’ dediler, ne de DDR yönetimi bunu dillendirdi. Doğal mütevazi bir süreç olarak işledi.