Guantanamo işkencesine dair rapor

ABD, "insan haklarına saygı" masalı anlatadursun raporlar işkencenin devlet politikası olduğunu söylüyor.

DÜNYA
Cuma, 19 Aralık 2008 (17 yıl 8 ay önce)

Joby Warrick
Associated Press
11 Aralık 2008


Rapor Rumsfeld’in İşkencelerden Sorumlu Olduğunu Gösteriyor


WASHINGTON – Bugün açıklanan ve iki partinin üyelerinin birlikte hazırladığı bir Senato komisyonu raporunda, eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Bush ekibinin diğer üst düzey yöneticilerinin, Küba’daki Guantanamo tutuklularına yapılan kötü muamelelerden doğrudan doğruya sorumlu oldukları ifade edildi. Raporda ayrıca bu yetkililerin kararlarının Irak’taki ve başka yerlerdeki tutuklu ve hükümlülere karşı da ciddi suçlar işlenmesine yol açtığı belirtiliyor.

Senato Silahlı Hizmetler Komitesi raporu, Rumsfeld ve vekillerini, yakalanan militanlar ve terörizm sanıklarına sert sorgulama teknikleri uygulama planının mimarları olmakla suçluyor ve Bush yönetiminin, kötü muamele olaylarının emir komuta zincirindeki kopukluklardan kaynaklandığı iddiasını reddediyor.

Panelin vardığı sonuç “ABD emniyet görevlileri tarafından tutuklulara uygulanan kötü muamelenin, başlarına buyruk hareket eden ‘birkaç çürük elma’ya mal edilemeyeceği” yönünde. “Gerçek şu ki, ABD hükümetindeki üst düzey yetkililer saldırgan yöntemlerin nasıl uygulanacağına ilişkin bilgiler toplamışlar, kendilerine yasallık görüntüsü verebilmek için yasayı yeniden tanımlamışlar ve tutuklulara uyguladıkları muameleyi bu şekilde yetkileri dâhiline sokmuşlardır.”

Michigan senatörü Demokrat Carl Levin ve Arizona senatörü Cumhuriyetçi John McCain tarafından hazırlanan ve yaklaşık iki yıllık bir araştırmaya dayanan rapor, gerek uygulanan politikaların gerekse bunların yol açtığı tartışmaların ABD’nin itibarını lekelediğini ve ulusal güvenliği zayıflattığını söylüyor. Raporda, “Bu çabalar insan hayatlarını kurtarabilecek sağlıklı bilgilere ulaşma yetimize zarar vermiş, düşmanlarımızın elini kuvvetlendirmiş ve ahlaki otoritemizi zayıflatmıştır,” ifadeleri yer alıyor.

Panelin araştırması Savunma Bakanlığı’nın uyguladığı ve tartışma yaratan sorgulama yöntemleri üzerinde yoğunlaşıyordu. Bu uygulamalar arasında kişileri zorla soymak, acı verici stres durumlarına sokmak, uykusuz bırakmak, aşırı sıcak ve soğuk ortamlarda bulundurmak ve sorgulama sırasında köpekler kullanmak sayılabilir. Bazıları CIA tarafından kendi gizli hapishanelerinde de uygulanan bu yöntemler Guantanamo’daki sorgulamalarda da benimsenmiş, daha sonra da ABD’nin Afganistan ve Irak’taki tutuklu kamplarına aktarılmıştı. Ünlü Ebu Gureyb hapishanesi de bunlardan biriydi.

Kendisi de vaktiyle Vietnam’da savaş esiri olan McCain, bir cümlesinde, "Komite’nin raporu, düşmanlarımız tarafından uygulanmış olan tacizkâr sorgulama teknikleriyle, ABD gözetim görevlilerinin sorgulama uygulamaları arasındaki mazur görülemeyecek nitelikteki yakınlığın ayrıntılarını içermektedir” ifadesini kullanarak, “Bu uygulamalar yanlıştır ve asla tekrarlanmamalıdır” dedi.

Beyaz Saray yetkilileri, önlemlerin, orta rütbelerdeki subayların bazı zorlu tutukluları geleneksel yöntemlerle sorgulamanın yeterli sonuç vermediği yönündeki şikâyetleri ve talepleri üzerine onaylandığını söylüyorlar. Fakat araştırma komisyonundaki Senatörler belgelere ve saatler süren savunma ifadelerine dayanarak farklı bir sonuca vardı.

Rapora göre cebri tekniklerin uygulanmasının altında yatan asıl gerekçe, Başkan Bush’un imzasını taşıyan ve Cenevre Konvansiyonu’ndaki insani muamele standartlarının, yakalanan El Kaide ve Taliban militanlarına uygun olmadığını deklare eden, 7 Şubat 2002 tarihli bir bildiriydi.

Panel daha bahar aylarında, Ulusal Güvenlik Müsteşarı Condaleezza Rice’ın da dâhil olduğu üst düzey yetkililerin, cebri yöntemlerin ele alındığı toplantılara katıldıklarını ifade ediyordu. Panel bu görüşünü, bu yılın ilk aylarında ortaya çıkan ve altında Rice’ın imzası olan yazılı bir belgeye dayandırmaktaydı.

Rumsfeld’in kurmayları askeri okullardan hayatta kalma teknikleri konusunda enformasyon toplamaya Temmuz 2002’de başlamıştı. Bu bilgiler Cenevre şartlarına uymayan herhangi bir düşman tarafından esir edilebilecek ABD askerlerinin karşılaşabileceği durumların benzerini oluşturma amacını gütmekteydi. Söz konusu teknikler, Hayatta Kalma, Firar ve Dayanma kelimelerinden oluşan ve kısaca SERE adı verilen bir eğitim programından alınmıştı ve kişiyi bağlayıp başından aşağı su dökme, nefessiz bırakma gibi uygulamalar içeriyordu. Bu yöntemler, birebir olmamakla birlikte, Çin komünistlerinin Kore savaşında esir düşen ABD askerlerine uyguladıkları zorla itiraf ettirme yöntemlerine dayanmaktaydı.

Raporda SERE programının bizzat Rumsfeld’in onayladığı nihai sorgulama yöntemlerine model oluşturduğu söyleniyor. ABD askeri sorgucularının bu teknikleri bir üst denetime tabi olmaksızın uyguladıkları ve sorgulamaların sıklıkla kötü muamele içerdiği, panel tarafından ortaya çıkarılan bir olgu.

Raporda, ”Üst düzey subayların, düşmanlarımızın vaktiyle bizim subaylarımıza uyguladığı ve kısmen Komünist Çinliler tarafından ABD askeri personelini gerçeğe aykırı itiraflara zorlamakta kullanılmış olan bu cebri sorgulama tekniklerini onaylamış olmaları özellikle rahatsız edicidir” deniyor.

Uygulamaları savunanlarsa El Kaide’nin insan hayatına karşı saygısızlığının bu tip önlemleri haklı çıkarıcı nitelikte olduğu görüşündeler. Ancak panel üyeleri bu görüşe halen ABD Merkez Komutanı olan General Petraeus’un 2007 Mayıs’ında birliklerine gönderdiği bir mektuptan alıntı yaparak cevap veriyor. Mektupta, esirlere insani muamele yapmanın Amerikalıların ahlaki dayanaklarını güçlü tutmalarına imkân sağlayacağı belirtiliyordu.

Petraeus, Irak’taki ABD kuvvetlerinin komutanı olduğu dönemde kaleme aldığı bu mektupta şunları söylüyordu: "Değerlerimiz ve savaş kanunlarımız bize insan onuruna saygı göstermeyi, ahlaki bütünlüğümüzü korumayı ve doğru olan neyse onu yapmayı öğretir. Bizi düşmanlarımızdan farklı kılan şey değerlerimize bağlılığımızdır.”