"İşçiler sokağa dökülecek"

GÜNCEL
Cumartesi, 25 Şubat 2006 (20 yıl 7 ay önce)

"Kaynamalar başladı. İşçiler sokağa dökülebilir. Bu provoke edilebilir. Bazı istenmeyen güçler devreye girebilir. Hükümet buna müsaade etmemeli."

Geçtiğimiz günlerde düzenledikleri bir toplantıda Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Aynur Bektaş, hükümeti böyle uyarıyor ve ‘’Vakit geçirmeden, tren raydan çıkmadan, 2,5 milyon insan işsiz kalmadan bizimle aynı masaya oturunuz’’ diyor. TGSD’nin, hükümete bu ilk “uyarısı” veya “imdat” çağrısı değil.

2004 yılından beri belirli aralıklarla sürekli böyle yaygaralar koparmakta. Çünkü Çin’in, Dünya Ticaret Örgütüne girmesiyle Tekstil ve Konfeksiyon sektöründe rekabet ve Pazar kavgası yoğunlaştı. Türkiye’de Tekstil ve Konfeksiyon firmaları Çin’le baş edemez durumda; yani “rekabet güçleri ortadan kalktı. Çünkü Çin’de sermayedarlar, işçi kardeşlerimizi Nazi kamplarını andıran koşullarda günlük 1 dolara çalıştırıyorlar ve dolayısıyla çok ucuz meta ürettiklerinden dünyada rakip tanımıyorlar.

Bu nedenle son dönemde Türkiye’de tutunamayıp iflas eden veya Romanya, Bulgaristan, Ürdün, Mısır, Moldovya ve Özbekistan gibi işçi maliyetlerinin düşük olduğu ülkelere giden firmaların sayısı (54 firma) giderek artmaya başlamıştır. Tabi TGSD, hükümeti “masaya” oturmak için firmaların başka ülkelere “kayması”nı yeni olan bir şeymiş gibi göstererek ortalığı velveleye vermektedir. Oysa sermayedarların tek amacı var, daha çok işçi sömürmek veya daha çok kar etmektir; nerde kazandığı hiç önemli değildir.

Ne istiyorlar?


TGSD patronları, “İşçiler sokağa dökülebilir” diyerek gözünü korkutmaya çalıştıkları hükümetten, karlarından alınan “dolaylı ve doğrudan vergi oranının indirilmesini, enerji fiyatlarının düşürülmesini ve SSK primlerinin yarı yarıya azaltılmasını” istemekteler. Dikkat edilsin işçi ücretlerinden alınan prim ve vergileri azaltın denmiyor. Zaten milyonlarca Tekstil ve Konfeksiyon işçisinin sadece 300 bini SSK’lıdır, geri kalanların hepsi kayıt dışı çalıştırılmakta ve sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakılmaktadır.

Bunu devlet de bilmektedir ama tekstil ve konfeksiyon sektörü, ayaklanmasından korktuğu yoksulların ve işsizlerin geçici iş ve yan gelir kaynağı olduğundan bilerek göz yumuyor. TGSD’nin hükümetten diğer bir isteği de 49 il’i kapsayan devlet teşvikinin Türkiye genelinde tüm sektörlere 2 yıl süreyle uygulanmasını ve teşvikten yararlanmak için “yüzde 20 istihdam artışı” koşulunun kaldırılmasıdır. Yani teşvikin hibe edilmesini istiyorlar.

Öte yandan patronlar, 2–3 yıldır işçi ücretlerine zam yapmıyor, ücretleri zamanında ve tam olarak hatta hiç ödemiyorlar. Bu durumdan da görüleceği TGSD, Çin’le rekabet gücünü dengelemeye, kar’larını arttırmaya çalışıyor. Bunun yolu işçi ve emekçilerden zorla alınan vergileri teşvik adı altında hibe etmekten ve Türkiye işçilerinin Çinli işçiler gibi düşük ücretle ölesiye çalıştırılmasından geçiyor.

Aynı kaderi paylaşıyoruz


TGSD patronları, hükümetle pazarlıklarında işçileri koz olarak kullandığı gibi, pazarlarını istila eden ve karlarını düşüren ucuz Çin mallarına karşı yürüttükleri kampanyada da kullanmaya çalışmaktalar. İşçileri “aynı gemdeyiz” teraneleri ile kandırarak Çin’lilere karşı kışkırtıyorlar. Halbuki işçilerin sefalet içinde yaşamalarının, işsiz kalmalarının sebebi, patronların kendi aralarındaki rekabet savaşı ve işçileri daha çok sömürerek karlarını arttırma hırslarıdır.

Bu nedenle İşçi sınıfının kendisini sömüren sermayedar sınıfı ile hiçbir çıkar ortaklığı veya aynı kaderi paylaştığı Çinli işçilerle hiçbir çıkar ayrılığı olamaz. Türkiyeli İşçiler, TGSD patronlarının, Çinli patronlar ile yürüttükleri rekabet savaşında Çinli işçi kardeşlerinin yanında yer alacaktır. İşçilerin TGSD patronlarına mesajı ise Bir gün korktuğunuz şeyler başınıza gelecek baylar!