Söz Bizim: İstanbul Anadolu yakası Kurultay etkinliği

GÜNCEL
Pazartesi, 27 Şubat 2006 (20 yıl 8 ay önce)

İstanbul Anadolu yakası Kurultay çalışanları tarafından 26 Şubat Pazar günü Büro Emekçileri Sendikası Kadıköy Şubesi’nde “Söz Bizim” isimli bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinliğe inşaat, metal, konfeksiyon ve diğer sektörlerden 30'un üzerinde işçi ve emekçi katıldı. Katılanlar çoğunlukla 25 yaşının altındaki genç işçilerdi. Gecikmeye de yol açan kimi aksaklıklara rağmen işçiler oldukça neşeliydi.

Kısa giriş konuşmasının ardından söz alan işçilerin konuşmalarında iş kazaları, dağınıklığın yarattığı özgüvensizlik nedeniyle hakkını arayamama, sürekli karşı karşıya kalınan işsizlik, taşeronluk ve sigortasız çalışma sorunlarına değinildi. İki ayrı işyerinden işçi, iş kazası nedeniyle çalışamaz duruma gelen arkadaşlarının tazminatsız işten atılmasını, bir alışveriş merkezinde güvenlikçi olan bir başkası bir arkadaşlarının aynı işyerindeki diğer güvenlik şirketlerinin çalışanlarıyla ilişki kurduğu için atılmasını anlattı.

Hemen hemen hepsi 4-5 kişilik atölyelerde ya da 1000 kişilik bir şantiyede çalışan inşaat işçileri gibi onlarca taşerona bölünmüş işyerlerinde çalıştıyordu. İşçilerin konuşmalarında mücadele ve durumlarını değiştirme isteğine rağmen bu parçalanmışlık durumunun yarattığı güçsüzlük hissi kendini hissettirdi. Örneğin, sorulan sorular üzerine iş kazası nedeniyle işten atılan arkadaşlarının ardından, o zamanlar sigortasız çalışmanın da etkisiyle 5 kişilik işyerlerinde birşey yapamadıklarını belirtti bir cam işçisi.

Sorunların anlatıldığı konuşmaların yanı sıra, söz alan kimi Kurultay aktivisti işçiler, güçsüzlüğün ancak birleşersek aşılabileceğinden, dayanışma içerisinde patronların karşısına dik durarak çıkabileceğimizden, işçi sınıfının biraya gelerek yaşanılan ortak sorunlara karşı ortak çözümler araması gerektiğinden, bu yüzden bütün sektör ve bölgelerdeki işçiler için 11-12 Mart’da yapılacak Söz Alınterinin Kurultayı'nın bir fırsat olduğundan bahsetti. Kurultay çalışmasının farklı sektörlerden işçileri nasıl biraraya getirmesi, Kurultay aktivisterinin eş-dosta haber vermekle yetinmeden işçilerin olduğu her bölgeye koşturması örneklendi. Sorunların çözümü için her bölge ve sektörde öncü işçi platformları oluşturarak yeni bir devrimci sendikal hareket yaratmanın adımlarının atılabileceği, kurultayın hedeflerinden birinin de bu olduğu anlatıldı.

Konuşmaların arasında bir de sinevizyon gösteriminin yapıldığı etkinliğin kapanış konuşmasında, üretimin küçük işletmelere dağıtılmasıyla birlikte işççilerin parçalandığı, parçalanmaının yalnızca bununla da sınırlı kalmayıp Kürt, Türk ve göçmen işçilerinin karşı karşıya getirilmesi, işyerlerinin taşeronlara bölünmesi vb. biçimlerle de sürdüğüne değinildi. Ancak, güçsüz olmadığımızı, kafamızı kaldırdığımızda gücümüzü görebileceğimiz anlatıldı. 4-5 kişilik işyerlerinde çalışmanın sonucunda sendikalaşmanın bile imkansız görüldüğü, ancak o işyerlerinin aynı sorunlarla karşı karşıya kalan onbinlerce işçinin olduğu bölgelerin içinde olduğu vurgulandı.

İşyeri problemlerimizden bahsedişimizi yüzme bilmediği için denizin kıyısında duranlara benzeten konuşmada, Dudullu sanayi bölgesi örneklenerek, 80 bin işçi sigortasız çalışmaya karşı çıktığının, işten atmalara karşı eylem yaptığının… hayal edilmesi istendi. Bu sığ sularda yüzmekten vazgeçip, denizlere çıkmamız gerektiği, toplumun büyük kısmını oluşturan işçilerin kendileriyle aynı şartlarda yaşamayan, aynı dünyada olmayan generallerin, politikacıların vb.nin arkasından gitmeyip örgütlü davrandığında yalnızca çalışma koşullarını düzeltmekle de kalmayıp, siyasal bir güç haline gelip düzeni de değiştirebileceği vurgulandı.

Bunun için aşmamız gereken eşiklerden birinin de birbirimize güvensizliğimiz olduğu anlatıldı. Aramızda uzun süredir aynı işyerinde çalışan bir işçinin bile olmamasından ve yaş ortalamasının düşüklüğünden yola çıkarak,

“Türkiye işçi sınıfı çok genç, çünkü ileriki yaşlara kadar çalışacak bir iş bulamıyor. Artık kaybetmekten korkacağımız emekli olacağımız bir işimiz bile yok, öyleyse korkmamıza da gerek yok, niye yanıbaşımızdakiyle konuşmaktan çekinelim ki?”
denildi. Etkinlikte bir iki kadın işçinin dışında erkek işçiler egemendi. Bu durum esprili bir şekilde “Bizle birlikte sorunları paylaşan eşlerimize, sevgililerimize, ailelerimize de güvenimiz yok?” diye eleştirildi.

5 Mart’da yapılacak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü eyleminde yerimizi almaya ve tüm sektör ve bölgeden işçilerin düzenleyecekleri hazırlık toplantıları ve sorunlara ilişkin çözüm önerilerini taşıyacakları tebliğlerle Kurultaya katılmaya çağrıldığı etkinlik, işçi korosunun sahne almasıyla son buldu.