Tarih: 24 Eylül 1996
Yer: Diyarbakır zindanı
Asker, gardiyan ve polislerden oluşan katil sürüsü cop, kalas ve demir çubuklarla daldılar PKK'li tutsakların koğuşlarına... 10 tutsak kalaslarla dövülerek katledildi. Hızlarını alamayan caniler, katlettikleri tutsakların cesetlerine dahi işkence yaptılar. Otopsi raporları katledilen tutsaklardan Kadri Demir'in öldükten sonra bile dövüldüğünü ortaya koydu. Bu gözü dönmüş cani sürüsünün katliamından 23 tutsak ise yaralı olarak çıktı.
Bu katliamla ilgili açılan, 29 polis, 36 jandarma ile gardiyan ve cezaevi doktorlarınından oluşan 72 sanıklı dava bugün sonuçlandı. Tek bir gün bile cezaevinde kalmalarını bırakın, gözaltına dahi alınmayan 72 cellatın 62'sine 5'er yıl hapis cezası verildi. Fakat bu 5 yıllık cezalar ertelenerek, cezaevine girmeleri engellendi.
Türkiye cezaevleri tarihi de, Türkiye sınıf ve ulusal kurtuluş mücadelesi tarihi de kan ve direnişle yazılmıştır.
Ümraniye, Buca, Bergama, Ulucanlar, Burdur, 19 Aralık...
19 Kürt isyanı, 77 1 Mayıs'ı, Beyazıt, Gazi, Sivas, Maraş, Çorum, Kızıldere, Mercan, faili meçhullar, yerinde infazlar, kayıplar...
TÜSİAD, MGK, JİTEM, MİT, Kontrgerilla, Susurluk, Şemdinli.. burjuvazinin kan ve irin yumağı, baskı aygıtı olarak bu devlet ne kadar katliam ve işkence yapmışsa o kadar da katliamlar ve işkenceler aklandı. Çünkü poliste, yargı da bu devletin parçalarıdır. Ve onlar bu konumları itibariyle katliamları, işkenceleri yargılamak şurda dursun failleridir. Tıpkı Diyarbakır katliam davasında olduğu gibi...
Ama bu ülkenin tarihinde kan ve can bedeli, ölüm gözlerde küçültürerek yaratılan bir o kadar da destansı direniş vardır. O Diyarbakır zindanında 12 Eylül karanlığını 3 kibrit çöpüyle aydınlatan Mazlum Doğanlar, o zindanlarda şer verip sır vermeyen İbrahim Kaypakkayalar, Karanlığı Yaran Gün Işıkları, Fatihlerimiz, Osmanlarımız, Sabahatlarımız, Mahirlerimiz... O bayrak düşmedi yere. Bu kavgada bu bayrak asla yere düşmeyecek. Hiç bir katliam cezasız kalmayacak.